'Yüreğine göre yaşıyorsan gerçeksin'

banner37

Yazılarında ve anlattıklarında bize ışık tutarak şunu soruyor:  Gerçekten yaşıyor musun yoksa sadece nefes mi alıyorsun?

 'Yüreğine göre yaşıyorsan gerçeksin'
banner90

Gözde ÖZ

Yedi yaşından beri hayatı sorgulayan  dokuz yaşından beri felsefeyle ilgilenen bir adam…Sekiz yaşında zımbalayıp sattığı kitaplardan kazandığı para ile klasikleri alıyordu…O; Aret Vartanyan…

 Aret Vartanyan’ın girişimci ruhu çok küçük yaşlarda filizlenmeye başlamış. Henüz daha 6 yaşındayken kitap alabilmek için kendi kitaplarını yazıp satmaya karar veren Vartanyan, bugün 1 milyondan fazla okuyucuya ulaştı.

Vartanyan aynı zamanda kurucusu olduğu Yaşam Atölye’siyle de şimdiye kadar 2 milyon üye ve 300 binden fazla katılımcıya ulaştı.

Kendi için, kişisel gelişim uzmanı, danışman, mentor gibi unvanları reddeden Vartanyan, “Ben hayatını paylaşan bir adamım” diyor.

Yüreğine göre yaşamayanları sahte bulduğunu anlatan ve bir an önce bunun değişmesi gerektiğini vurgulayan Vartanyan’ın hepimize mesajı var:

“Bu senin hayatın ve öleceksin sadece bir tane hayatın var. Nasıl yaşamak istiyorsan öyle yaşamalısın.”

Vartanyan’la son kitabı ‘İnsanız Ayıbı Yok’ üzerine konuştuk ve Kıbrıs’taki ilişkileri ele aldık.

Samimi ve çarpıcı cevaplarıyla bizleri hayretler içinde bırakan Aret Vartanyan, bu hafta Kıbrıs Pazar’ın konuğu oldu.

 

Altı yaşında kitap alabilmek için başladı bu serüven

 

Kıbrıs Pazar: Aret Vartanyan hayata nasıl atıldı? Nasıl yazmaya başladı?

Vartanyan: Maddi durumumuz yoktu 6 yaşındaydım ve kitap almak için kitap yazmaya başladım. Yazdıklarımı zımbalayıp satarak oradan aldığım parayla da kitap almaya başladım. Daha sonra Uzakdoğu felsefesi ilgimi çekti. 10 yaşında Aikido’ya başladım. 11 sene Aikido yaptım. Japonya’ya gittim geldim. Bu arada lise üniversite eğitimlerim bitti.


Sonra bir akşam sadece 7-8 tane üniversiteye mail atarak Oxford’dan burs aldım ve orada iki sene teoloji okudum. Sonra Türkiye’ye döndüm ve 2004’te bir web sitesi kurup yazdıklarımı paylaşmaya başladım. Bu arada da 14 sene kurumsal olarak bir firmanın marka yöneticisi olarak çalıştım. Sonra bir gece istifa ettim ve Yaşam Atölyesi’ni kurdum. Burada tamamen kendi fikirlerimi paylaşmaya başladım ve gerisi de kendiliğinden geldi. İlk kitap 2008’de çıktı ardından bir yayınevi geldi ona da 3 günde bir kitap yazdım. Öyle başladı.. Kimsenin beklemediği bir şey oldu. Ve bugüne geldik… Yaşam Atölyesi’ne…

 

“Kaç kere terk ettim…”

 

Kıbrıs Pazar: Yaşam Atölyesi şimdiye kadar kaç kişiye ulaştı?

Vartanyan: Sekiz sene içinde atölyemizin 2 milyon üye ve 300 binden fazla katılımcısı oldu. Kitaplar 1 milyondan fazla okura ulaştı. Hepsi çok güzel ama hiçbiri benim umurumda değil. Benim için bir tane önemli olan şey var. Yatağa huzurla girmek, sabahleyin coşkuyla uyanmak, tutkuyla yaşamak. Eğer bunu bir şey aksatıyorsa ben evliliğimi de bitiririm, ilişkimi de bitiririm, işi de bitiririm. Atölyeyi de kaç kere terk etmişliğim oldu.

 

“Ben hayatını paylaşan bir adamım”

 

Kıbrıs Pazar: Bu alan günümüzde birçok farklı unvana sahip. Tam olarak sizin uzmanlık alanınız nedir?

Vartanyan: Psikiyatr ayrı bir şey psikolog ayrı bir şey mentor ayrı bir şey danışman, kişisel gelişim uzmanı ve yaşam koçu ayrı bir şey.. Ben bunlardan hiçbiri değilim. Ben hayatını paylaşan bir adamım.


Bunların yanında kurumsal hayatımdan gelen ve teoloji üzerine eğitim almış olmamdan dolayı gelen bir rehberlik tarafımda var. Ancak önemli olan şey hayat yaşayarak öğrenilir, kimse kimseye bir şey öğretemez.

 

“Bırak kökün evrene uzansın”

 

Kıbrıs Pazar: Aksayan şeyleri anında bitirmek sizi sarsmıyor mu?

Vartanyan: İstemediğim hiçbir şeyi yapmam bu hayatta aç da kalsam yapmam. Bunları söylerken sizlere demek istediğim şey şu, biten şey bitmiştir. Biten şeyi düzeltmeyle hiç uğraşmam. Örneğin eğer ben hayat arkadaşımla kardeş olmuşsam, kanka olmuşsam, kısaca onu arzulamıyorsam onunla tutkuyla sevişmiyorsam ilişkiye gerek yok zaten. Ben yaşarken hiçbir tabuya inanmıyorum. Ayıp ne? Günah ne? Yanlış ve doğru ne? Bunlar kime göre neye göre? Ben insanların yüreğine inanıyorum bir tek. Eğer yüreğine göre yaşıyorsan gerçeksin, şayet yüreğine göre yaşamıyorsan sahtesin. Bu kadar basit.


Eğer bahsettiğin bir kaynağa bağlı olmak ise, bırak kökün tek bir şeye değil, evrene uzansın.

 

“Bu senin hayatın ve öleceksin sadece bir tane hayatın var”

 

Kıbrıs Pazar: Başkaları tarafından onaylanmak ve başarılı hissetmek yanlış mı?

Vartanyan: İnsanlar doğduğu andan itibaren ne kadar değersiz olduğunu öğreniyor ve en büyük mesele sürekli olarak karşındaki insanın istediği kişi olarak davranıyor. Oturuşumuz, kalkışımız, duruşumuz.. Bunlar bize hep öğretilmiş şeyler. Ve sürekli olarak başarılı mıyım? İyi miyim? Kötü müyüm? Düzgün müyüm? O muyum? İnsanların yorumlarına bakarak karar veriyoruz. Örneğin insanlar çok beğendiği bir kazağa kötü bir eleştiri alınca dahi artık giymemeye başladı. Ben kendime yakıştırıyor muyum? O zaman bitti. Bu senin hayatın ve öleceksin sadece bir tane hayatın var. Nasıl yaşamak istiyorsan öyle yaşamalısın. Bunu aşmadığımız sürece asla kendimize ait bir hayatımız ya da gerçekten yüreğimizdekileri görebileceğimiz bir hayatımız olmayacak. O zaman sen kendine ihanet etmiş olacaksın.

 

“Aşk özgürdür, kuralsızdır, cinsiyetsizdir”

 

Kıbrıs Pazar: Sizin için aşk nedir? Bunun tanımı nedir?

Vartanyan: İlişkiler içinde öyle aşka inanmıyorum. Aşk her şeydir yardanın kaynağı da aşktır, hücrelerimizin tamamı da aşk. Dolayısıyla aşk aşka nasıl âşık olur zaten o ayrı bir soru? İlla aşkı tanılayalım dersek aşkı tanımladığımızda arka kapıdan çıkar. Ama aşkı yinede illa tanımlayalım diyorsak. Aşk özgürdür, sınırsızdır, kuralsızdır, cinsiyetsizdir. Ama şimdi neden insandan insana aşka inanmıyorum.. Şimdi gidip bir arkadaşına ben aşık oldum dersen hemen ne diyecek ‘Aaa.. Kaç yaşında? Ne iş yapıyor? Kimlerden? Evli mi?’ Baya bildiğiniz elinizde bir check list var elinizde bakıyoruz tamam bu oldu, bu oldu… Tamam ben bunu sevebilirim bununla ilişki yaşayabilirim. Bunun bir kalıbı var mı? Bir anne için hala kabustur oğlunun boşanmış bir kadınla beraber olması.. Aştan bahsediyorsak bunların hiçbirisinin bir önemi kalmaz.

Güncelleme Tarihi: 07 Mart 2017, 15:48
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner108