Zafer Sukuşu

banner37

Kırılamayan rekorları, Kıbrıs Cumhuriyeti adına kazandığı madalyaları ile atletizmin yakın geçmişine damga vurmayı başaran bir isim

Zafer Sukuşu
banner90
banner99

Şükrü BURAĞAN

Küçük yaşlarda spora yatkın yapısı ile dikkat çeken, ortaokul yıllarında başladığı atletizmde çok önemli başarılar kazanan bir isim olan Zafer Sukuşu, kendini geliştirmesiyle uluslar arası arenada yarışmak ister ve bunu Kıbrıs Cumhuriyeti Takımı’nda başarır. Dönemin iktidarının bu adımını teşvik etmesiyle 2005 yılında 11.Avrupa’nın Küçük Ülkeleri Olimpik Oyunları’na katılan ve 2 bronz madalya ile kürsü gören Zafer, sonrasında adeta istenmeyen adam ilan edildi. Sporun evrensel ruhuna ters şekilde hem Kuzey hem de Güneydeki bazı kesimlerin hedef tahtası haline gelen Zafer, bu baskılara daha fazla dayanamayarak atletizmden soğuyarak bu branşı en verimli döneminde bırakma kararı aldı.


Zafer Sukuşu’nun halen 1500 metre gençler, üniversiteler ve büyükler, 800 metre gençler, üniversiteler ve büyükler, 1000 metre 23 yaş altı ve büyükler, 1 mil 23 yaş altı ve büyükler rekorları kırılamadı.

“Koşmaya başladım ve sonrasında durmadım”


“Bayraktar Ortaokulu’nda Hasan Çek hocamın teşviki ile spora başladım. Okul takımında futbol oynamaya başlamıştım. O ara Hasan Çek hocam bana atletizmden bahsetmişti, o güne kadar bilmezdim, sonra koşmaya başladım ve sonrasında durmadım. Her teneffüste hocamla Göçmenköy Sahası’na gider (o zamanki adı Halil Atik Sahası) 3 bin metre koşar geri gelirdik. O yıl ortaokul erkeklerde KKTC şampiyonu olarak Türkiye’ye gitmeye hak kazandık. İlk yarışımda üçüncü gelmiştim, sonrasında orta 3’te yol yarışları dahil birinci gelmiştim ancak takımımız şampiyon olamamıştı. LTL’de rahmetli Sedat Kaplan beni bu okula almak istedi, kayıt parası alınmaması ve eşofman teklif etmişti. Kabul ederek LTL’nin yolunu tuttum. 3 yıl okudum ve 3 yıl şampiyon olduk. İlk 2 yıl Sedat hoca ile çalıştık. 2’nci yılda Türkiye’ye gittiğimizde 1500 metre KKTC Liseler Rekoru’na (Kamil Kolcu’ya ait yıllardır kırılamayan rekor) çok yaklaşmıştım ve bunun farkında değildim.

“LTL’de ve DAÜ’de bireysel çalışmalarla beraber rekorlar kırmaya başladım”


“Ertesi yıl bu rekoru kırmaya ahdettim. Levent Ilgın hoca LTL’ye tayin oldu ve bireysel olarak onunla çalışmaya başladım. O yıl Atletizm Federasyonu tarafından Antalya’da KKTC’yi temsil ettim.


Günlük programlı çalışmalar yapmaya başladık, o yıl hem Kamil Kolcu’ya ait 1500 metre rekorunu, hem de Mehmet Günel’e ait 1500 metre su engelli rekorunu kırdım.


Bu başarılardan sonra hedefsizlik yaşadım ve atletizmi bırakma kararı aldım. Sonrasında DAÜ’de eğitime başladım, orada büyük rekabet vardı ve bana iyi burs imkanı sağlamışlardı. Günay Caymaz hocamız DAÜ Spor İşleri Koordinatörüydü ve beni evden alarak DAÜ’de tam bursla kaydettiren kişiydi. Bu durum beni yeniden heyecanlandırdı, tartan pist yeni yapılmıştı ve iyi bir çalışma ortamı bulmuştum.”

“Atletizm yaşamımın başından bitimine KKTC’de yapılan hiçbir yarışta geçilmedim”


“Her yıl kendi rekorlarımı geliştirdim, 1500 metre gençler, üniversiteler ve büyükler, 1500 metre su engelli liseler, 800 metre gençler, üniversiteler ve büyükler, 1000 metre 23 yaş altı ve büyükler, 1 mil 23 yaş altı ve büyükler rekorları kırdım. Bu rekorlar halen bana aittir ve henüz yanına yaklaşan çıkmadı. 1000 metre büyükler Türkiye rekoru ve 5000 metre KKTC rekorlarım da olmuştu ancak onlar sonrasında kırıldı. 


banner134
Özellikle 1500 metredeki 3.47.12’lik rekorum ve 800 metredeki 1.51.11’lik rekorum kariyerimin en değerli dereceleridir. Bunlar dışında gerek DAÜ, gerekse de Türkiye’de İzmir Büyükşehir Belediyesi takımıyla birçok Türkiye şampiyonluğum vardır. Birçok uluslar arası yarışmaya katıldım, 2000 yılında Finlandiya’daki ‘junior games’de KKTC adına dördüncülüğüm var. 1999’dan 2005 arası KKTC’de yapılan hiçbir yarışta geçilmedim.”

“Andorra’da Kıbrıs Cumhuriyeti adına 2 bronz madalya kazandım”


2003’te kapılar açıldıktan sonra Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki yarışlara ferdi olarak katılmaya başladım. Limasol’daki Kıbrıs Şampiyonası’nda 800 metrede ikinci oldum. Ertesi yıldan sonraki 2 şampiyonada GSP Kulübü ile anlaştım, lisans çıkardım ve hem 800 hem de 1500 metrede birçok şampiyonluk kazandım.


2003 ve 2004’te Kıbrıs Milli Takımı’na seçildim ancak siyasi nedenlerden herhangi bir uluslar arası müsabakaya katılmadım.  Annan Planı sonrasında oluşan ılımlı hava dolayısıyla 2005 yılında o dönemin KKTC’de iktidarda bulunanların ‘off the record’ teşviki ile Andorra’da yapılan 11.Avrupa’nın Küçük Ülkeleri Olimpik Oyunları’na Kıbrıs Cumhuriyeti Takımı ile katıldım. Hem 800 metrede hem de 1500 metrede çok güçlü rakiplerin arasından sıyrılarak her iki kategoride de bronz madalya kazandım.”

“Bir zarf gönderip tehdit ettiler, ailemle benim zarar göreceğimi yazdılar”


“Bu olayın ardından başıma gelmeyen kalmadı. Ölüm tehdidi (bir zarf içerisinde “bir daha o tarafta yarışmaya katılırsan hem sen hem ailen ciddi şekilde zarar görür” yazıyordu) yanında yoğun eleştiri alırken hem Kuzey hem de Güneyde milliyetçi kesimler tarafından istenmeyen adam ilan edildim. Olimpiyat derecelerine oldukça yakındım ve uluslar arası arenada yarışmam gerektiğini hissetmiştim. KKTC’den o dönem Türkiye’de bayrak yarışları dışında hiçbir atlet birinci adam olarak yarıştırılmıyordu. En fazla yedek olur, sadece kafilede yer alabilirdi. Benim katılıp madalya almamdan sonra bu karar kalktı ve Türkiye’nin kapıları tamamıyla açıldı. Ben fedai olmuş oldum, sonrasında herkes yarışabilecek fırsatı bulabildi.”

“Limasol’da beni makasa alıp ayağımı paramparça ettiler”


“Güney’de yaşadıklarım da kötüydü, uzunca bir süre antrenmanlarda ve yarışlarda ikinci sınıf vatandaş bile görülmediğimi hissettim. Toplantılarda Rumca konuşulurdu, bana bunu açıklayacak kimse olmuyordu. İçlerinde iyi, barışçıl insanlar vardı, dostluklarım da oldu, dönemin federasyon başkanı, kulüp yetkilileri bunlardandı. Bu yarışın ardından Kıbrıs Şampiyonası’nda yarışırken 800 metrede makasa alındım, çivili ayakkabılarla ayağımı parçaladılar ve 800 metrede şampiyon olmam engellendi.


Tüm bu yaşananların ardından Kıbrıs’ta iki eşit devletli, Türkiye’nin garantörlüğü altında bir anlaşma oluncaya dek bir daha bu sporu, ne orada, ne burada ne de Türkiye’de yapmama kararı aldım.”

“Yaşadıklarımdan hiç pişman değilim”


“2005’te 25 yaşında aktif atletizm yaşamımı noktaladım. Spor yaşamım futbolculuk ve atletizm antrenörlüğü ile devam etti. Yaşadıklarımdan hiç pişman değilim, halen olumlu geri dönüşler, sevgi saygı ve hürmetle karşılaşıyorum. Ülkedeki sosyal statümü atletizm yaşamıma borçluyum. Beni bugünlere taşıyan antrenörlerime ve diğer büyüklerime çok teşekkür ederim”.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75