Sulak alanlarımıza sahip çıkmalıyız

Sürekli olarak aynı şeyleri tekrar ediyoruz, değerlerimizin kıymetini bilmediğimizi söyleyip duruyoruz.

Gerçek budur, değerlerimizin kıymetini bilmiyoruz.

Onları yok etmek için elimizden geleni yapıyoruz.

Bu bilinçsizlik, değerlerimizi bu kadar hoyratça kullanma aslında araştırma konusu olacak kadar vahim.

Hiçbir değerimize önem vermediğimiz gibi sulak alanlarımızı da mahvettik.

2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü’nde uzmanlar eşliğinde yapılan kontrollerde, bu yılki sel felaketlerinin nedenlerinden birisinin de sulak alanlara verdiğimiz tahribat olduğu belirtildi.

Çevre Eğitimi ve Uzmanı Biyolog Asuman Kuyucu, 7 kişilik ekiple, Mağusa çevresindeki dere, göl, delta, denizel sulak alan ve lagün olmak üzere toplam 9 sulak alanda inceleme yaptı.

Asuman Kuyucu, sulak alanların evsel atıklar, molozlar, güncel piknik atıkları ve fişek kovanlarıyla dolu olduğunu anlattı.

Kuyucu’nun verdiği bilgiye göre, birçok sulak alanın sınırları daraltıldı.

Sulak alan içinde kamuya ait binalar ve sanayi bölgeleri dahi varmış.

O kadar da plansız programsızız yani.

Dünya Sulak Alanlar Günü öncesinde Kuzey Kıbrıs çapındaki sulak alan ziyaretlerinde de, birçok sulak alanın sınırlarına müdahale edilmiş olduğu, yataklarının daraltıldığı, hatta yönlerinin değiştirilmeye çalışıldığı ve arazi tipi araçların sürekli kullanılmasıyla dere yataklarını dikine kesen kalıcı yolların oluştuğu görülmüş.

Taşıt lastikleri bile sulak alanların içine bırakıldı ki bu da çok kötü bir görüntü oluşturuyor.

Yolların altındaki köprü ağızları da yetersiz, acilen değiştirilmesi gereken yanlış uygulamalar var.

Verilen bilgiye göre, sulak alanlarımıza insanoğlu tarafından yapılan bu olumsuz müdahaleler ekosistem kaybına neden oluyor.

Ekosistem kaybı da iklim değişikliğine, iklim değişikliği de geçtiğimiz günlerde acısını derinden hissettiğimiz sel felaketlerine yol açıyor.

Sulak alanlara yapılan bu müdahaleler nedeniyle önümüzdeki yıllarda bu tür doğa olaylarının da daha şiddetli yaşanacağı açıklandı.

Asuman Kuyucu, sulak alan ziyaretleri sırasında biyolojik çeşitlilik ve katı atıkları listeleyerek bir sonuç elde ettiklerini söyledi.

Sulak alanlarımızın yıllık ve mevsimlik bitki türleri, yerli ve göçmen kuşlar bakımından oldukça zengin olmakla birlikte tamamen insan kaynaklı olumsuz etkenler karşısında var olmaya çalışıyorlar.

Kuyucu, insanımızın her fırsatta sulak alan çevresine ot toplamaya, piknik yapmaya, kafa dinlemeye gitmesinin, suya görsel ve işitsel olarak da gereksinim duyduğunu gösterdiğini belirtti.

İnsanımızın gereksinim duyduğu bu kaçınılmaz ve dayanılmaz güzelliği mahvetme davranışını anlamakta oldukça zorlandıklarını söyleyen Kuyucu, güzellik görmeye karşı takındığımız tahammülsüz tavrın güçlü bir müdahale nedeni olduğu sonucuna vardıklarını kaydetti.

Evet, bir taraftan beğeniyor, oralarda vakit geçirmek istiyoruz, diğer taraftan da oraları korumuyoruz.

Hor kullandıkça bu güzellikleri bulamayacağımızı sanki kavrayamıyoruz.

Hem görsel güzellikleri yok etmenin mutsuzluğunu yaşayacağız, hem de yaptığımız tahribat bize doğal afet olarak geri dönecek ama sanki bunları kavrayamıyoruz.

Anlaşılan daha fazla bilinçlendirme çalışması yapmalıyız, halkın duyarlılığının artması için projeler geliştirmeliyiz.

Tabii ki doğayı katledenleri ciddi şekilde cezalandırmalıyız, bunun için de denetim yapmayı öğrenmeliyiz.

Diğer tüm değerlerimiz gibi sulak alanlarımıza da sahip çıkmalıyız…

 

YORUM EKLE