Sütten sonra zeytin ve zeytinyağı da elde kaldı

   Pandemi krizi ile birlikte, ülkede yaşanan ekonomik daralma birçok sektörü ve üreticileri olumsuz etkiledi. Bunda en önemli etken, ülkeye gelen turistlerin, öğrencilerin, güneyden gelen Rumlar ve turistler ile yabancı işçilerin sayısının oldukça azalması oldu. Ülke nüfusunun azalması, otellerin, restoranların, kafeteryaların ve üniversitelerin uzun süre kapalı kalması tüketimi de oldukça geriletti. Böylece, ülkedeki birçok sektörde alarm zilleri çalmaya başladı.
   Geçtiğimiz gün KIBRIS gazetesinin de gündeme getirdiği üzere, geleneksel ürünümüz zeytin de bundan nasibini aldı. Üreticinin elinde tonlarca zeytin ve zeytinyağı kaldı. Benzer sorunları bir süre önce patates, süt ve süt ürünleri, narenciye de yaşadık ve sıra ile birçok sektörde yaşıyoruz.
   Halbuki bu sezon verimli geçmiş ve zeytin rekoltesi, üretimi oldukça iyi gerçekleşmişti. Son yıllarda ülkedeki zeytin plantasyonları artış göstermiş ve birçok üretici profesyonel olarak binlerce zeytin ağacı dikerek modern zeytinyağı ve sofralık zeytin üretimine geçmiştir.
   Kıbrıs zeytini ve yağı dünya çapında oldukça kaliteli ve besleyicidir ve halkımız tarafından da bolca tüketilmektedir. Ancak, üretim arttıkça, sadece iç pazara değil, dış pazara da ihtiyaç vardır. Yani ihracat imkanları artırılmalıdır.
   Öte yandan, ülkemize oldukça yüksek miktarda sofralık zeytin, yurt dışından ithal edilmektedir. Piyasanın daraldığı, tüketimin ve nüfusun azaldığı böylesi dönemlerde, zeytin ithalatında süreli, dönemsel kısıtlamalar veya fonlar düşünülmelidir. İthalatın bu dönemde yoğun olarak devam etmesi üreticileri sıkıntıya sokmaktadır. Zeytinyağında ithalat yasağı devam etmesine rağmen, şu anda silolar zeytinyağı ile doludur. Bir de yasak olmasa zeytinyağında üreticinin hali daha beter olacaktı.Sektör temsilcilerine göre, zeytin ve zeytinyağı tüketimi geçen seneye göre nerdeyse yarı yarıya azalmış durum dadır.
   Eğer, iç talep artmaz ve eldeki fazla ürün ve stoklar tüketilmezse, ürünün belli bir süre sonra bozulma riski bulunmaktadır. Bu da üretici için oldukça büyük bir zarar olacaktır.
   Ülkemizden zeytin ürünleri ihracatı çok kısıtlı miktarda İngiltere ‘ ye yapılmaktadır. Ancak, Pandemi dolayısıyla elinde ürünü kalan birçok ülke de İngiltere’ ye zeytin ürünleri satmaya çalıştığı için, pazar payı oldukça azalmıştır.
   Ayrıca, zeytin ürünlerin sağlık sertifikalarının bizdeki Labaratuvardan alınması gerekmektedir. Sertifikaların alınmaması halinde ihracatta sorunlar yaşanmaktadır. Bu bağlamda,  gıda laboratuvarlarında zeytin ürünlerine yönelik gerekli hizmetlerin yeterli bir şekilde verilmediği dile getirilmektedir.
   Bir başka konuda, yurt dışından gelen zeytin ürünlerinde de denetim eksikliği nedeniyle kalitesiz, sağlıksız ürünlerin ülkeye getirildiği sektör temsilcileri tarafından ifade edilmektedir.
   Ekim ayı ile birlikte, yeni sezon ürünlerin çıkmasından sonra, elde kalan zeytinlerin tüketilmemesi durumunda bu yeni ürünlerin de elde kalma riski bulunmaktadır.
   Ülkemizde üretilen zeytin ve zeytinyağlarının desteklenmesi şarttır. Bu çerçevede, dönemsel sofralık zeytin ithalatı yasaklanacaksa, fiyat ve miktar dengeleri iyice gözetilmeli ve kaçakçılık yapılmasına fırsat verilmemelidir. Ya da süt bolluğu yaşanan dönemde yapıldığı gibi, yerli sütü eritmek için, süt ve süt ürünlerinde ithalata konan fon gibi belirli süre sofralık zeytinde de fon uygulaması düşünülebilir.
   Öte yandan, üreticiler de elde çok miktarda ürün kalan bu dönemlerde, fiyatları ucuzlatmalı ve halkın yerli zeytin ve zeytinyağı ürünlerini daha fazla tüketmeleri teşvik edilmelidir. Halkın gelirlerinin düştüğü bu dönemde kampanyalar yapılması, dar gelirlileri bir nebze olsun rahatlatacaktır. Ürünlerin bozulup, dökülmesi yerine ucuza verilmesi hem üreticileri hem de tüketicileri memnun edecektir. Üreticilerde böylece ürünlerini paraya çevirecekler ve yeni sezona bahçelerini hazırlayacaklardır.
   Dış talebin tamamen durduğu, ülke içinde de işsizliğin arttığı, çalışanların maaşlarının düştüğü, işyeri kapanmalarının ve iflasların arttığı bir ekonomik yapıda iç talepte de önemli oranda düşüş gerçekleşmiştir. Ekonominin ve piyasanın genelinin daraldığı şu anki ortamda, ülkedeki bütün sektörler zor durumdadır. Düşünün ki, krizlerde diğerlerine göre en az etkilenen gıda sektörü bile zeytin örneğinde olduğu gibi sıkıntıya düşmüşse diğer sektörlerin hali mutlaka daha da kötüdür.
   Son tahlilde, dış talebin düştüğü bugünlerde, iç talebin de azalmaması için işsizliği ve iflasları önlemek için özel sektöre ücret desteği,  küçük işletme ve esnafa hibe destekleri, düşük faizli, uzun vadeli krediler gecikmeden verilse, birçok işletme kapanmayacak, işsizlik artmayacak ve iç talepte bu kadar düşmeyecek ve ekonomi bu derece daralmayacaktı. Temel sorun, piyasanın, özel sektörün ihtiyacı olan nakit desteklerinin bir harcama planı çerçevesinde zamanında verilmemesidir. Bunun yapılmamasının bedeli, bize iflaslar, işsizlik ve fakirleşme olarak katmerlenerek gelmektedir.

 

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104