Takım oyunu ve takım krizi

Çok değil, daha 2 hafta önce küme düşmenin ilk favorisi olarak nitelenen Esentepe’nin son 2 hafta yaptıkları “inanma”nın futboldaki bir yansımasıdır. Doğan’ı deplasmanda yendikten sonra “iddiasız ama tehlikeli” olabilecek Baf karşısında çok akıllı bir futbol oynayan Esentepe, hak ettiği 3 puanı almayı başardı.


Galibiyetin birinci şifresi takım halinde mücadeleydi, tüm oyuncular “takım oyunu” anlamında güzel bir örnek oluşturdular. İkinci ise bazı kilit oyuncuların faktörleriydi. Ev sahibi ekip, özellikle Kağan’ın hücum alanındaki yaratıcılığı, kanatta genç Şükrü’nün etkili bindirmeleri, sağ bekte Mahmut’ın isabet oranı yüksek yan topları ve ilerideki 2 yabancısının rakip savunma dengesini bozacak işbirliği ile kazanmayı bildi.


Kanatları neredeyse kullanamayan, buralardan birkaç pozisyon üretebilen Baf’ın zayıf kadrosunun tek gol atabileceği yöntem, Berk-Konkoni işbirliği ile olabilirdi. Çünkü oynayanlar arasında top kullanabilmede en yetenekli görünen Berk, ileride ciddi tehdit olacak Konkoni’yi besleyebilecek tek isimdi. Ancak o bölgede Yakup-Vurkan ikilisinin dirençli orta saha başarısı, bu imkanı da sonlandırdı.


Attıkları golden sonra teknik adam Hüseyin Çağer’in Junior’u oyundan alıp Ahmet Çağer’i sağa, Şükrü’yü de forvete atması çok ideal bir kontratak düzeni oluşturdu. Bu da neticesinde ‘örnek kontra hücum’ ile ikinci golü ve neticesinde de galibiyeti getirdi.


Esentepe’nin 17 yaşındaki genç oyuncusu Şükrü Erdoğan’ı hayranlıkla izlediğimi de söylemeliyim. Oyuncu ideal bir futbolcu fiziğine çok erken yaşta ulaşmış, buna bir de erkenden kazandığı özgüveni eklemek gerekiyor. Yaptığı bindirmeler, ikinci goldeki yarı-asisti bu yaşta az görülecek ustalıktır. Kusuru var mı, var. Pozisyonları süslemeye çalışarak hakemlerin nazarında ‘işaretli’ futbolcu olma riski yaşayabilir. Bunlara hiç girmesin, şımarmasın, 2 yıl içinde çok kişi onu konuşacaktır…


Ligin artık kaderinin şekillenmeye başladığı haftalara girdik. Hem zirvede, hem altta takımların konumları bu haftalarda netleşir, son maçlar da final havasına bürünür. Kimisi bu haftaları daha ciddiye alır, ona göre davranır, kimileri de sorunları çözemeyerek sıkıntılı süreçler içinde kabuslar görmeye başlar. Baf Ülkü Yurdu şu anda rüyaya daldı, yakında uyanmazsa kabusu görmeye başlayacaktır. Dün takımın yıldız isimlerinin “bir anda” sakat, asker, cezalı olması sözlerine çok inandığım sanılmasın. Ortada bir mali sıkıntı süreci var ve belli ki bu konuda oyuncuların bir gönül koyuşu söz konusu. Bu konuda “sorunumuz yok” demek yerine var olan krizi çözsünler, yoksa rahat diye düşündükleri konum 9 hafta sonra hayal edemeyecekleri bir nokta olacaktır.


“Mazaretli” Erdinç, Mehmet Göktaş, Azat, Joseph ve Ahmet Hatay’ın olmadığı Baf’tan geriye kalan dün için sükût-u hayaldi. Oynayan gençler için de birkaç cümle yazmam gerekiyor. Çok eleştiri yapıp motivasyonları kırılır hassaslığımı yitirmedim, ancak genç oyuncu da ayağına gelen fırsatları değerlendirmek için beklemeli, o gün gelsin diye çalışmalı. Baf’ın gençleri belli ki o gün gelmesin diye beklemiş, üzüldüm…

 

YORUM EKLE