Tarımsal ürün ve gıda bağlamında kendi kendine yetebilirlik

Tarım, insanlığın varoluşundan beri süregelen dünyanın en temel ekonomik faaliyetidir. Dünya nüfusu arttıkça gıdaya olan talep de eş zamanlı olarak artmış, tarımsal faaliyetler ülkelerin kaderini etkilemiştir. Tarımsal ürün ve gıda bağlamında bir ülkenin kendi kendine yetmesi ekonomik kalkınmanın en temel unsurlarından biridir. Bu nedenle tarım, hayvancılık, yerli üretim hükümet programlarında her zaman öncelikli konular olmuştur.
Tarım politikaları; gıda güvenliğini, kırsal kalkınmayı, tarım teknolojilerinin geliştirilmesini, gelirlerin artırılmasını, tüketicilerin taleplerinin karşılanmasını, tarımsal sürdürülebilirlik için dengenin korunması ve istikrarın sağlanmasını hedefler.  Ülkeler ister gelişmiş ister gelişmekte olsun gıdaya erişimde kendi kendine yeterli olması gerekir. Kendi kendine yetebilirlik, kırsal kalkınmanın sağlanması kapsamında ekonomik gelişme olarak da değerlendirilmektedir. Ayrıca gelişmiş olan ülkelerin ekonomik göstergelerinde tarımsal faaliyetlerin oranının büyük olduğu görülmektedir.
Kendi kendine yetebilme idealinde olan her ülke, tarımsal üretim ve hayvancılık için bir dizi tedbirler almakta, kendi çiftçisinin rekabet gücünü ve üretimini artıracak desteklemeleri yoğun olarak uygulamaktadır. Tarımsal üretimin temini ve sürdürülmesi devletin asli görevidir.
Ekonomik krizler, gerilimler, savaşlar, Covid-19 Pandemisi gibi salgınlar zaman zaman tüm dünyada gıda sektöründe sıkıntılara neden olmuştur. Bu gibi sıkıntılı durumlar da tarımda üretimi artırmaya yönelik desteklerin, üretimciyi koruyan yöntemlerin ve kendi kendine yeten bir tarım stratejisinin ne kadar hayati olduğunu göstermiştir.
Sürdürülebilir bir tarım politikası aynı zamanda istihdamı da direk olarak etkilemektedir. Kırsal nüfusun şehir merkezlerine göçünün önüne geçip, genç nüfusun tarımda istihdamını sağlamaktadır. Adamızda tarımdaki istihdama daha detaylı baktığımızda da; modern tarım ile makineleşmenin artması, kırsal kalkınmanın düşük kalması, turizm ve hizmet sektörünün büyümesi yıldan yıla tarım istihdamının oranını azalttığını görmekteyiz.
Ülkemizde zaman içerisinde ekonomik yapının bir sonucu olarak küçük tarım, hayvancılık, süt ve süt üretimi işletmeleri oluşmuştur. Küçük işletmeler, doğal ekonomi koşullarında kendi üretim araçlarına sahip olan, kendi geçimini kendi emeği ile sağlayan ve üretimini geleneksel olarak aynı boyutlarda sürdüren üreticilerdir.
Hayvancılık, süt, süt ürünleri ve hellim üretiminde küçük ve orta ölçekli işletmelerin desteklenerek kaliteyi, çeşitliliği ve verimliliği teşvik edecek uygulamalar ile sürdürülebilir bir ekonomi ve gençlerin bu sektörlerde istihdamı sağlanacak aynı zamanda kırsaldan şehirlere göçün önüne geçilecektir.
Küçük ve orta ölçekli işletmelerde ölçeğin küçük olması nedeniyle, aynı teknolojik şartlarda üretim yapan diğer büyük işletmelere göre daha fazla maliyetli ürün elde edilmektedir. Bu nedenle küçük ve orta ölçekli işletmelerin desteklemesi yanında, büyük ve modern işletmeler oluşturacak teşvik politikalarına da ihtiyaç vardır. Küçük işletmelerin daha verimli çalışmaları, ürün geliştirme, yerli üretim, markalaşma, pazarlama, ihracat hedefleri kooperatifler aracılığı ile gerçekleşebilir.
Şunu belirtmek gerekir ki; tarım ve hayvancılık sektörlerinde üreticilerimiz desteklenmeye devam edilmeli, uygulanacak güçlü politikalar ve iyi bir tarım stratejisi ile bu sektörler ülkemizde büyümelidir.

 

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110