Tatar’a verdiğimiz mesaj dün Anastasiadis’e iletildi

  Bundan tam 12 gün önce, 25 Ekim 2020 tarihli yazımın başlığı ‘Önce Ankara, sonra Anastasiadis!’ idi. Söz konusu yazıda, diğer şeyler yanında, şunları da vurgulamıştık:

   “Bizce müzakere masası kurulursa, Tatar, o masaya ambargolar ve izolasyonlar konusunu da götürmeli ve insanlık adına utanç verici nitelikteki, çağdışı bu kararın kaldırılması gerektiğini, bunun bir insanlık ayıbı ve AB ilkeleriyle de bağdaşmayan bir karar olduğunu vurgulamalı, bütün dünyaya da mesaj olarak vermelidir. Annan Planı referandumuna rağmen hâlâ Kıbrıs Türk halkının ambargolar altında tutulması konusu müzakere masasına yansıtılmalı ve bunun uluslararası hukuka da aykırılığı belirtilmelidir. Gerçekten bu adada adil, kalıcı ve barışçı bir çözüm arzu ediliyorsa, öncelikle bu konunun artık açıklığa kavuşması gerekir. “Masada başımız eğik olmayacağız” diyen Tatar’dan bir beklenti de budur. Aksi halde müzakere masasında eşitlikten eser kalmaz.”

Aynen bunları dile getirmiştik söz konusu yazıda.

   Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, dün Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ile buluşmaya giderken de diğer şeyler yanında şöyle dedi:

   “Benim orada Kıbrıs Türk halkının beklentilerini ifade etmem, sizlerle yapılacak olan değerlendirmelerde mutlaka bunların da ifade edilmesi, ama esas itibarıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkının, Kıbrıs Türk halkının beklentileri bir kere dünyada haklı yerimizi alırken, mutlaka ve mutlaka önümüzdeki süreçte ambargo ve izolasyonların da gözden geçirilmesi gerekmektedir. Eğer karşı tarafta bir iyi niyet varsa, Kıbrıs’ta kalıcı bir barış beklentisi içerisindeyseler bu ambargo ve izolasyonlara bakmak lazım.

   Çünkü bu tecrit kabul edilemez. Bu çağda bu anlayış gerçekten Kıbrıs Türk halkının kabul edeceği bir anlayış değildir. Bunu toplantıda en iyi şekilde ifade etmek istiyorum. Çünkü hiç kabul edilebilecek bir tarafı yoktur.

   Bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne direkt uçuş yoksa, Rum tarafının vetosundan dolayı yoktur. Bugün Larnaka’dan buraya seyahat özgürlüğü engellenmekte ise, bu Rum tarafının vetosuna bağlı olarak bir engellemedir. Çünkü dayatma ile bir çözüm olamaz. Yani Kıbrıs Türk tarafı kalkınmasın, gelişmesin, refahını bulmasın. Dayatma ile bir çözüm… Asla bunu Kıbrıs Türk tarafı kabul etmez, biz de kabul etmeyiz. Bunları açık ve net bütün dünyanın gözü önünde ifade etmek lazım, çünkü kabul edilecek bir tarafı yoktur.”

   Evet; bundan 12 gün önce yazdığımız yazıda ilk buluşmada, sohbet esnasında bunların da dile getirilmesi gerektiği üzerinde durmuştuk. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar da dün akşam buluşma öncesi yaptığı açıklamada aynı hususlara da değindi ve mutlaka ve mutlaka önümüzdeki süreçte ambargo ve izolasyonların da gözden geçirilmesi vurgusu yaptı. Tatar, “Eğer karşı tarafta bir iyi niyet varsa, Kıbrıs’ta kalıcı bir barış beklentisi içerisindeyseler bu ambargo ve izolasyonlara bakmak lazım. Çünkü bu tecrit kabul edilemez. Kabul edilebilecek bir tarafı yoktur” şeklinde görüş belirtti.

   Kaldı ki, 24 Nisan 2004 tarihinde gerçekleştirilen Annan Planı referandumunda Kıbrıslı Türklere “Plana evet derseniz, ambargolar ve izolasyonlar kalkacak” demişler ve AB sözü vermişlerdi. Ancak bu sözler yerine getirilmediği gibi, hayır diyen Rum tarafı AB üyeliğiyle ödüllendirildi. Şimdi de bu avantajını Kıbrıs Türk halkı üzerinde baskı unsuru olarak kullanıyor. Bu, hangi hak, hukuk, adalet anlayışı ile bağdaşabilir? 

YORUM EKLE

banner75