TC Merkez Bankası faiz kararı

 Yazıma başlarken, döviz cephesindeki gelişmelerle ilgili bir özet yapmak istiyorum. Uzun zamandır, Türkiye piyasalarında belirsizlik ve güvensizlik hâkimdi. Pandemiden dolayı Turizm gelirleri, ihracat gelirleri düşmüş, borsaya ve faizden dolayı menkul kıymet piyasalarına yabancı yatırımcı girişleri azalmış, kısaca Türkiye’ye döviz girişi düşmüştü. Faizlerin de enflasyon oranının altında kalması, yatırımcıları döviz, altın gibi başka yatırım araçlarına yönlendirmişti. Bütün bunlar ülkeye yabancı sermaye girişini azaltmış, hatta çıkışları artırmıştı.
   Dövizi düşürmek için kullanılan Merkez Bankası döviz rezervleri bitme noktasına geldi ama yine de döviz artışını durduramadı. Borçlu firmalar yılsonunda ödemeleri gereken borçlarını, açık pozisyonlarını kapatmak için yoğun şekilde döviz almaya çalıştılar. Uluslararası ilişkilerdeki gerginlikler ve krizlerin de etkisiyle TL’nin değer kaybı son aylarda iyice artmış ve döviz kurlarında olağanüstü artışlar görmeye başlamıştı.
   Netice itibariyle, Türkiye’de geçtiğimiz günlerde Merkez Bankası başkanı ile Maliye ve Hazine bakanının değişmesi ile birlikte döviz kurlarında kısa bir süre içinde yaklaşık yüzde 10 düzeyinde bir gerileme yaşandı.

   Piyasalar bu değişikliği olumlu algıladı. Borsaya da önemli oranda girişler olup, borsa endeksini yukarılara taşıdı.
   Yeni ekonomi yönetiminin yaptığı para politikalarında şeffaflık, hesap verilebilirlik ve öngörülebilirlik ilkesine önem verileceği ve enflasyonla mücadele ile mali disipline uyulacağı açıklamaları piyasalarıda iyimserlik havası yaratmıştı.
   Ayrıca, uluslararası yatırım bankaları Türkiye için pozitif yorumlar da bulunarak, yeni ekonomi yönetiminin piyasalara güven verdiğini ve akabinde yapılacak faiz artışı ile piyasa parametrelerinin olumlu bir ivme yakalayacağı mesajını verdiler.
   
Bütün bu gelişmeler ışığında, gözler Merkez Bankası’nın 19 Kasım’daki Para Politikası Kurulu toplantısındaydı. Eğer, bu toplantıda piyasaların beklentisine paralel olarak faizde 450-500 baz puanlık bir artış olursa, dövizin TL karşısında düşmeye devam etmesi bekleniyordu. En son faiz artırımı eylül ayında 200 baz puan (yüzde 2) olarak yapılmıştı.
   Nitekim, TC Merkez Bankası Para Politikası Kurulu merakla beklenen faiz kararını dün açıkladı ve politika faizini piyasaların beklentisi paralelinde 475 baz puan (yüzde 4.75) artırarak yüzde 15'e yükseltti. Bu arada piyasaların bir başka beklentisi olan sadeleşme adımı da atıldı. Merkez Bankası, fonlamanın temel politika aracı olan bir hafta vadeli repo faiz oranı üzerinden yapılacağını ve bu faiz oranının parasal duruş için tek gösterge niteliğinde olacağını duyurdu.
  
Piyasa uzmanları, faiz kararının ve sadeleşme adımının olumlu olduğunu, karar metninin de sade, anlaşılır ve enflasyon hedeflemesi vurgusunun da yapılmış olmasının öngörülebilirlik, kredibilite ve Türk Lirası varlıklar için çok değerli olduğu görüşünde olduklarını belirttiler.
   Kararla birlikte dolar, 7,50'ye kadar düştü. Euro 9 liranın, sterlin 10 liranın altına geriledi. Borsa da gelen faiz artışı sonrasında birkaç günlük kayıplarını geri aldı ve büyük yükseliş gösterdi.
   Faiz kararı sonucunda, yıl sonu enflasyon beklentisine göre, yükselen faiz oranları ile birlikte, reel faiz, yüzde 2.5-3.5 bandında gerçekleşebilecektir.
Bu da, TL'de değer kaybı baskısını azaltma ve TCMB rezervlerinin erimeye devam etmesini engellemede katkı sağlayacaktır. Tabii ki, piyasalardaki gelişmeleri önümüzdeki günlerde hep birlikte göreceğiz.
  
Faiz ve döviz cephesindeki gelişmelerin yanında, Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafya da yaşanılan politik ve ekonomik gelişmelerde, diplomasi ve uzlaşı yollarını kullanarak gerginlikleri aşması, sorunlarını diyalog yoluyle çözmesi, ülke ekonomisine de pozitif etkiler sağlayacaktır.
   Yazıma son verirken, KKTC’ye de bakacak olursak, ekonomimiz ithalat yoğunluklu olduğu için döviz artışlarından çok olumsuz etkilenmektedir. Dövizin düşmesi piyasamıza ve halkımıza biraz nefes aldırabilecektir.
   Ekonominin dar boğazda olduğu, işsizliğin ve iflasların arttığı ülkemizde, döviz kurlarının ve pahalılığın artması, borç içinde bulunan dar gelirli insanlarımızı perişan etmiştir. Döviz artışı gerekçesi ile yükseltilen mal ve hizmet fiyatları, dövizin gerilemesi ile mutlaka aşağıya çekilmelidir. Bu konudaki gerekli denetimler ilgili merciler tarafından yapılmalıdır.
   Son tahlilde, memleket yangın yeridir. İçinde bulunduğumuz ekonomik ve sosyal sorunlarını çözecek, uyumlu, icraat yapacak, uzun süreli bir hükümetin kurulması şarttır. Eğer, bu meclis içinden, böyle bir hükümet çıkmayacaksa da, oluşturulacak bir seçim hükümeti ile kısa süre içinde, vakit kaybetmeden erken seçime gidilmelidir.

 

YORUM EKLE

banner75