Tedbiri, olay olmadan almak lazım

Su baskınları canımızı yaktı, uğradığımız birçok zararın yanı sıra, gençlerimiz yaşamını yitirdi.

Çok büyük bir acı...

Yolda seyahat ederken, dağdan sular geldi, gençlerin otomobilini uçuruma yuvarladı ve ölümlerine neden oldu... Kimin aklına gelirdi ki? Akıl alır gibi değil...

“Ne yapalım felaket böyle bir şeydir” mi diyelim?

Yoksa, “Kaderleri böyleydi” mi diyeceğiz?

Hayır, bunları kabul edemeyiz, bu yaşadıklarımızın suçluları vardır.

Aynen ülkenin çeşitli yerlerinde meydana gelen diğer su baskınlarının yarattığı büyük tahribatın suçluları olduğu gibi...

Herkes suçlu arıyor da suçlu bir veya birkaç kişi değil ki...

Çok fazla suçlu var.

Bu suça birçok kişi ortak...

Merkezi hükümet de, yerel yönetimler de, sesini çıkarmayan vatandaşlar da suçlu.

Birileri lüks yaşam sürecek diye doğayı katledecek, bunun ceremesini de herkes çekecek ve yine herkes susacak... Olmaz ki, bu kadar da tepkisiz kalınmaz ki...

Şimdi soruşturma yapılacakmış da sorumlular bulunsun, cezalandırılsın diye…

Soruşturulsun tabii ki, bu olaylarda ihmali, suçu olanlar da bunun bedelini ödesin.

Gerçi hangi soruşturmanın sonucunu gördünüz, hangi soruşturma tamamlandı da suçu olanlar ceza gördü?

Artık bu gibi söylemlere da inanamaz olduk.

Pek ihtimal vermiyoruz ama diyelim ki sorumlular bulundu ve cezalandırılacak.

Biraz geç kalınmadı mı?

Gencecik canlar gitti, denetimi önceden yapsak da hiç bunlar yaşanmasa daha iyi olmaz mıydı?

Önemli olan, bir olay gerçekleşmeden tedbir almaktır.

Biz birçok konuda hep olaylar gerçekleştikten sonra tedbir almak için harekete geçiyoruz.

Bu şekilde su baskınları olabileceğini bazı uzmanlar söylediği halde kimse dikkate almadı.

Can kaybı ve onca zarardan sonra şimdi tedbirlerden söz ediyoruz.

Derelerle ilgili düzenleme yapmayan belediyeler var, bunların bazılarını bizzat Başbakan Tufan Erhürman açıkladı.

Yerel yönetimler görevlerini yapamıyor, birçok belediye ya para sıkıntısı yaşadığı için yapması gereken işleri yapmıyor ya da beceriksizlikten, ihmalden dolayı.

Son yıllarda yerel yönetimlerin çoğunun durumu içler acısı...

Tabii göreceksiniz, bu su baskınlarının, bu felaketin sorumluluğunu üstlenen olmayacak.

Başbakan, bazı bölgelerde yeniden su baskını olmaması için tedbirler alınacağını, bu tedbirlerin alınmasına engel teşkil eden özel mülklerin kamulaştırılabileceğini vurguladı.

2010’deki sel felaketinden sonra yetkililer benzer şeyler söylemişler, kamulaştırılma olabileceğini, derelerin içine yapılan binaların yıkılabileceğini belirtmişlerdi ama böyle bir çalışma hiç olmamıştı.

Sekiz yıl sonra yeniden kamulaştırmadan söz ediliyor.

Toplum yararı için bunlar yapılmalı, özellikle dere yataklarına yönelik tedbirlerde hükümet kamulaştırma yapmaktan çekinmemeli.

Geçmiş hükümetler bunu yapamadı, mevcut hükümet yapmalıdır...

Onca felaket olayından sonra bugün herkes akıl veriyor, herkes değerlendirme yapıyor.

Canlar gittikten, büyük zararlar olduktan sonra bağırmanın pek bir kıymeti yok, önemli olan, bunlar meydana gelmeden bağırıp düzeltebilmekti.

Acı tecrübeler yaşadık, bedelini ağır ödedik, umarız tüm bunlar bize ders olur da benzerlerini bir daha yaşamayız, umarız bu olaylar çok ciddi tedbirler almamıza vesile olur.

Geçmişte yaşananlar bize ders olmadı, umarız bugünlerde yaşananlar gelecek için ciddi bir ders olur.

 

YORUM EKLE