TL niye değer kaybediyor

   Son günlerde, TL’nin değer kaybetmesi ve döviz kurlarındaki artışın hem ülkesel, hem de küresel nedenleri bulunmaktadır. Kurlardaki gelişmeler, Türkiye ve KKTC’yi doğrudan etkilemektedir. Bugünkü yazımda, son dönemde TL’nin değer kaybetmesindeki nedenlerini aktarmaya çalışacağım.

   Yazımı yazmaya başladığım zamandaki döviz kurları, dolar: 7.10, Euro: 7.7, sterlin ise 8.8 düzeylerindeydi. Geçen hafta ortasında ise, kurlar daha da yüksek düzeye, 2018 döviz krizi seviyelerine gelmişti. Hafta sonuna doğru ise, biraz gerilemişti. Sürece baktığımız zaman, yılbaşından bu yana, TL’de yaklaşık yüzde 20 oranında değer kaybı yaşandığını görüyoruz.

   TL’nin değer kaybetmesinde başlıca öne çıkan faktörler şunlardır:

   Küresel piyasalarda ABD-Çin arasındaki virüs gerginliği, dövizde hareketlenmeye yol açmıştı. Piyasalarda doların değer artışı yaşanmıştı. Bu bağlamda, gelişmekte olan ülkelerin paraları dolar karşısında değer kaybetmeye başladı. Elbette, TL de bundan nasibini aldı ve değer kayıpları yaşamaya başladı. Geçen hafta içinde, iki ülke arasında yaşanan diplomatik görüşmeler ve iyimser hava, piyasalarda morallerin biraz yükselmesini sağladı ve küresel piyasada doların değer artışı nispeten azaldı.

   Amerikan Merkez Bankası’nın (FED) TL’nin swap hattına dahil edilmeyeceğine ilişkin söylemi sonrası, Türkiye’nin kısa vadeli dış borcunun geri ödenmesinde sıkıntı yaşanabileceğine yönelik endişeler ve Bankacılık Denetleme Kurulu’nun swap işlemleri ile ilgili bazı kısıtlamaları sonrasında kurlar, geçen hafta ortası, 2018 krizi düzeylerine gelmişti.

   Bir başka gelişme, Türkiye’de Merkez Bankası rezervlerinin azalıyor olmasıdır. Son 1 yıl içinde 65-70 milyar dolar rezerv kaybı yaşandı. TL’nin aşırı değer kaybetmemesi için, Merkez Bankası piyasaya döviz sürerek, kurların aşırı yükselmemesi için müdahalelerde bulunuyor. Bu da, rezervleri azaltıyor. Uzmanlar, şu anda rezervlerin çok düşük düzeyde olduğunu söylüyorlar.

   Ayrıca, Türkiye, bu yılın 2. çeyreğinde yaklaşık 30 milyar dolar dış borç ödemesi yapmak zorunda. Ülkenin turizm ve ihracat gelirleri azaldığı için, bu borcun ödenmesi noktasında endişeler artıyor. Bu yüzden, borç ödemeleri için, dövize talep bu dönemde artıyor. Türkiye’nin 2019 yılı toplam dış borç stoğu yaklaşık 437 milyar dolar. Dış borcun önemli bir bölümü yaklaşık 274 milyar dolarla özel sektörün. Özel sektörün, bu borçları bir şekilde ödeyecebileceği uzmanlar tarafından belirtiliyor. Kamunun borcu da yaklaşık 155 milyar dolar düzeyinde.

   Öte yandan, Türkiye’nin yılın ilk 3 ayındaki bütçe açığı da yaklaşık 30 milyar TL. Bunun başlıca nedenleri, sosyal sigorta açıkları ve KİT zararları. Ayrıca, virüs salgınından sonra gerek sağlık harcamalarının artması, gerekse de ekonomik ve sosyal alanlara yapılan kaynak aktarmaları ve nakit transferleri bütçe açıklarını daha da artırabilecektir.

   Bir başka gelişme de, yabancı yatırımcıların, yılın ilk 4 aylık periyodu içinde, Türkiye piyasalarında sahip oldukları varlıkları satarak yaklaşık 8.5 milyar dolarlık çıkış yapmalarıdır. Bunun yaklaşık 3 milyar doları hisse senedi, 5.5 milyar doları da devlet iç borçlanma senedidir. Bu rakam, son yıllardaki, 4 aylık periyotların rekorudur. Muhtemelen bu yatırımcılar, dövize ve altın geçmişlerdir.

   Bunun yanında, Türkiye’nin yatırım yapılabilme riskinin uluslararası finans kuruluşlarınca düşük görülmesi neticesinde, ülkeye yeterli düzeyde dorudan yatırım yapacak, yabancı yatırımcıların dolayısıyle kaynağın gelmesi zor görülüyor. Bu durum da, ileriye dönük döviz girişi umutlarını azaltıyor.

   TL’nin değer kaybetmesinin önemli nedenlerinden biri de, hem hane halklarında, hem de iş dünyasında, geleceğe yönelik, dövizin daha da artacağı beklentisi ve buna bağlı olarak da, dövize olan talebin artarak devam etmesidir. Bu yoğun talep de, kurları yukarıya çekiyor.

   TL’nin değer kaybetmesinde, TC Merkez Bankası’nın politika faizini beklenenden de fazla ve kısa vadede indirip, enflasyonun da altına çekmesinin etkili olduğu da görülüyor. Bu durumda, mevduat faizlerinde enflasyon dikkate alındığında, negatif gelir durumuyla karşı karşıya kalınıyor. Merkez Bankası politika faizi kararları ile döviz kuru arasındaki yakın dönemdeki bağlantıların incelenmesi bu yorumu desteklemektedir.

   Ekonomi uzmanları, TL’nin değer kazanması için, Türkiye’nin IMF ile kredi anlaşması yapmasının önemli bir eşik olduğunu, böylece hem ülkeye kaynak akışı olacağını hemde piyasalara güven ve moral geleceğini belirtiyorlar. Ayrıca, uzmanlara göre, ülkeye yurtdışından kaynak girişi olması için, şu anda enflasyonu hesaba kattığımızda, negatif seviyede görülen faiz oranlarının artırılması gerekmektedir.

   Son tahlilde, şunu söylemek istiyorum. Umarım, döviz kurları süratle geriler. Aksi halde, virüs krizi nedeniyle, zaten KKTC ekonomisinin daraldığı, iş insanlarının sıkıntılarla boğuştuğu, vatandaşların satın alma gücünün düştüğü, borçların arttığı bu dönemde, bunun üzerine bir de aşırı kur artışı ve yüksek enflasyon gelirse, iflaslar ve işsizlik artacak ve toparlanmak çok uzun zaman alacaktır. Ayrıca, artacak enflasyon neticesinde, yıl sonunda çalışanlara ve emeklilere yasa gereği yapılan hayat pahalılığı ödeneğindeki artışlar, (tabii eğer durdurulmazsa) bütçeye ek yük getirecektir.

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104