TMT'nin, topluma dönük izleri, neden daha fazla? (2)

Siyasi cinayetleri işleyenler, anlatıyor…

Doç. Dr. Ersan Berksel’in ‘SEVAPLARI VE GÜNAHLARI İLE TMT’ isimli kitabında aradan yıllar geçse de unutulmayan siyasi cinayetlerle ilgili, birinci ağızdan itiraf nitelikli bilgiler de var.

***

Ahmet Sadi Erkurt ve eşi Leman Erkurt, 22 Mayıs 1958 sabahı taksi beklerken kurşunlanmıştı.

Saldırıyı gerçekleştirenlerden biri olayı şöyle anlattı:

‘Bu eylem için 2-3 gün önceden HX ile birlikte görevlendirildim. Bize M.T’nin tasarrufundaki tabancalardan birer tane temin edilmişti. Eylemi gerçekleştireceğimiz bölgedeki bir evde onunla temas kurabilmek için 2 gün kaldık. Ev EX in evi idi. Eylem günü sabahleyin Sadi Erkurt ve eşi evlerinin önünde araba beklemeye başlamışlardı. Onlara doğru yaklaşınca tabancalarımızı çıkardık; ancak ateş edemeden Ahmet Sadi Erkurt eve doğru koştu, karısı ise HX’in üzerine saldırdı. Ben ona eve girerken bir el ateş edebildim. Sonra kaçmaya başladık. Bölgeden bir kadın, ‘ Gelin sizi saklayım’ dedi; ancak biz ‘tabancalarımızı sakla, sonra alırız’ deyip verip, ona tabancalarımızı teslim ettik. Tanımadığımız bu kadından daha sonra tabancalarımız geri alınmış. Oradan biraz uzaklaştıktan sonrada bir taksi ile Burhan Nalbantoğlu’nun çalıştığı Köşklüçiftlik Hastanesine gittik. Orda 3-4 saat bekledikten sonra bir sorun olmadığı söylenerek ayrılmamız söylendi.’

Kardeşim Eray, saldırı yaşandığı zaman 14 yaşındaydı.

Evimiz Sadi ve Leman Erkurt çiftinin yaşadığı eve yakındı. Kardeşim o günü çok iyi anımsayarak şöyle anlatır:

‘ O sabah evdeydim. Silah sesini duyunca evimizin Büyük Kaymaklı’ya giden yol üzerindeki arka sokak kapısından koşarak olay yerine gittim. Ahmet Sadi, panik içinde yardım bekliyordu. Yaralıydı ama, ayakta durabiliyordu. Çocuk belleğimde Ahmet Sadi’nin korku dolu ifadesi hala cap canlı duruyor.

Saldırıyı ertesi gün Halkın Sesi şöyle duyurdu:

“Küçük Kaymaklıda Vurma Hadisesi: Dün sabahleyin saat 7.30 sularında karısı ile beraber evinin önünde taksi beklemekte olan Ahmet Sadi Erkurt isimli bir şahıs bazı meçhul şahıslar tarafından tecavüze uğramıştır. Silahlı oldukları bildirilen meçhul şahıslar, ellerindeki tabancalarla Ahmet Sadi’yi ve karısı Leman Sadi’yi vurarak yaralamışlardır. Hadise Küçük Kaymaklıda Rum kilisesi civarında vukua gelmiştir. 1 Mayıs günü Rumlarla beraber birkaç satılmışın yaptıkları yürüyüş ile ilgisi olduğu söylenilen Ahmet Sadi, azılı komünistlerden olup, Rum solcu sendikasının elebaşlarındandır. Resmi olarak verilen haberlerde olayın siyasi mahiyet taşıdığı ve tecavüz hareketinin Türkler tarafından yapıldığı iddia edilmektedir.’

***

Ahmet Sadi ve eşi yaralı kurtulmuşlardı.

Ancak iki gün sonra 24 Mayıs 1958’de Fazıl Önder, saldırının hedefiydi ve hayatını kaybetmişti.

Berksel’in kitabında saldırganın anlattıkları var. Kodlamaya göre E.H gözcülük yapar, XX ise cinayeti işler.

İşte XX’in anlattıkları:

‘ Dükkanına gittim, orada idi. Tabancamı çıkarıp, 3-4 ateş ettim. Yaralandığını gördüm; ama o kaçmaya başladı. Beni tanırdı. Arkasından koşup ona yetiştim ve bu kez yanımdaki kamayı boynuna sapladım.’

Olayın ertesi günü, Bozkurt gazetesindeki haber:

“Solcu bir Türk vurularak öldürüldü. Diğer bir solcunun da Londra’ya kaçırıldığı bildiriliyor. Dün sabah saat 10.45 raddelerinde Lefkoşa’da Selimiye Camii civarında meçhul bir şahıs tarafından vurulmak suretiyle öldürülen 32 yaşındaki Fazıl Önder, şehrimizde solculuğu ile tanınmıştı. Bundan bir hafta evvel cemaat aleyhine olan hareketlerinden vazgeçmesi için kendisine ihtar yapılmış ve bir açıklamada bulunması istenmiştir. Fazıl Önder böyle bir açıklamada bulunmayacağını ve idealinden fedakârlık yapmayacağını söylemiştir.

Hadise şöyle cereyan etmiştir: Fazıl Önder, dün sabah Küçük Kaymaklı’daki evinden kalkarak Lefkoşa’ya gelmiş ve dükkanında ortağı ile birlikte çalışmaya başlamıştı. Saat 10.45’de meçhul bir şahıs, makine başında çalışmakta olan Fazıl Önder’e üç el ateş açmış ve isabet kaydetmiştir. Fazıl Önder kurşunları yediği halde mukabele etmeğe davranmış ve bu sırada arkasına bir de kama işlenmiştir. Bu kama, Fazıl Önder’in ölümünden sonra hastaneden zorlukla çıkarılmıştır. Yaralandıktan sonra hastahaneye kaldırılan Fazıl Önder orada ölmüştür. Yayınlanan resmi bir tebliğde 38’lik bir tabanca kullanıldığı ve tahkikatın devam ettiği bildirilmektedir.

Diğer taraftan Sadi Erkurt’un vurulduğu gün solcu işçilerle birlikte bir konuşma yapan Hulûsi Çağlar’ın Rumlar tarafından Londra’ya gönderildiği haber veriliyor.”

Fazıl Önder’in cenazesi K. Kaymaklı’daki Lefkoşa mezarlığında toprağa verildi. Ancak ailesi ve sevenlerinin cenazeye katılmasına TMT izin vermedi. Ruso’ların babası Ahmet Ruso’nun tepki koyup, ‘ Öldürdünüz en azından izin verin ailesi toprağa versin’ dediği günleri yaşayan K. Kaymaklılar arasında hep anlatılırdı.

***

1958 yılının sonu yaklaşırken işlenen cinayetlerden biri de Ahmet Yahya’nın öldürülmesidir. 29 Kasım 1958 03.00’te kaldığı yerde öldürülmüştü.

Olayın dramatik yanı. TMT’nin istediği duyuruyu Bozkurt gazetesine vermişti. Ancak duyurusu öldürülmesinin sabahında gazetede şu içerikle yer almıştı:

‘ Ben aşağıda imza sahibi Defteralı’nın kalfası Ahmet, işçi birliklerine kayıt edilmediğim gibi, solcu temayyüllü birisi de değilim. Ben daima halkımıza ve liderimizin çizdiği yoldan yürüdüğümü ve yürüyeceğimi beyan ve ilan ederim.’

***

23 Nisan 1962’de Kıbrıslı Türkler arasında bir başka siyasi cinayet işlendi. Cumhuriyet Gazetesinin sahibi ve yazarları 23Nisan 1962 akşamı öldürüldüler:

Berksel’in kitabında eylemci şunları aktarıyor: ‘ Biz önceden evinin olduğu mahalleye gidip, evin karşısındaki ekinler içerisinde saklandık. Üç kişi idik. İkimiz ateş edecek, üçüncü kişi gözcülük edecekti. Arabası ile gelip garaja girince, ikimiz garaja koştuk. Arabasından çıkmadan arkadaşım stenle, ben de tabanca ile ateş ettim. Sonra hızla oradan uzaklaştık.’

Kitapta şu bilgiler de var:

‘ Daha sonra Ayhan Hikmet’e eylemi yapacak olanlar ile Ahmet Muzaffer Gürkan’a eylemi gerçekleştirenler, Lefkoşa sur içerisinde önceden anlaştıkları kahvehanede ( Enver’in Kahvesi) buluşurlar. Zaman geçirirler ve gece yarısı Ayhan Hikmet’in evinin olduğu sokağa giderler. İki eylemci, eve duvardan atlayarak girer ve eylemi gerçekleştirirler. Olayda diğer dört kişi ise gözcülük yapar.’

***

Doç. Dr. Ersan Berksel’le konuştum. Yaygın kanaati, saldırı ve cinayetlerin, liderliğin bilgisi dışında işlenmediği yönünde.

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner104