Tomaso (Giovanni) Albinoni ve meşhur Adagio denklemi

Tomasso Albinoni, Vivaldi, Handel, Scarlatti, Teleman, Pachelbel, J.S.Bach gibi ünlü müzisyenlerin yaşadığı geç Barok döneminde yaşamış olan, ancak pek fazla tanınmayan bir bestecidir.

1651-1751yılları arasında Venedik’te yaşamış olan ve “Venedik Okulu”nun bir temsilcisi olan Albinoni, aslında oldukça fazla eser vermiş olan bir müzisyen. Ancak bu eserlerin çok az bir kısmının günümüze ulaşması bestecinin pek fazla tanınmamasına yol açmıştır.

Günümüzde Albinoni’nin adı geçince, ne yazık ki, klâsik müzik severlerin tümünün hayranlıkla dinlediği tek bir eser akla gelmektedir: “Sol minör Adagio” adlı bir mükemmeliyet abidesi…

Ancak, bu mükemmel eserin, müzik tarihinin günümüzde bile içinden çıkılmamış olan bir denklemini oluşturmuştur.
 

Genel çizgileriyle hayatı ve eserleri


Ticaretle uğraşan varlıklı bir ailenin oğlu olduğundan müzik dışında hiçbir işle ilgilenmeyen Albinoni keman ve şan dersleri almıştır.  

Yaşadığı devirde, iktidarda bulunan bir soylunun, sanatsever bir ailenin veya dini bir kurumun koruyuculuğu altına girmek mesleki bir gereklilik olduğu halde hep bağımsız kalmıştır. Müzisyen mesleki birliklerine de kayıt olmadığından izleyici karşısına da çıkmamıştır.

Para için çalmayı reddettiğinden konser vermemeyi de dert etmemiştir. 1694 yılında iki keman, viyolonsel ve sürekli bas için Op.1 Üçlü Sonat’ı ilk eseri olarak yayınlanmıştır. Kardinal Pietro’ ya ithaf ettiği bu eserini ilk operası olan “Palmira Kraliçesi Zenobia” izlemiştir.

1700 yılında iki keman, viyola, viyolonsel ve Bas için beşli 6 senfoni ve konçerto besteler ve Dük 4. Carlo’ya ithaf eder.1703 yılında Floransa’ya gider “Griselda” operasını sahneye koyar. Bu süre içinde bir soprano olan Margherita Raimondi ile evlenir, ama eşi 1721 yılında ölür.

1722 de önemli bir etkinlik olan Bavyera Prensi Karl Albert ile Roma İmparatoru I. Joseph’in kızı Amelia’nın düğün şenliklerine davet edilir  “Veri Amici”, “II Triofondad ‘Amore’” adlı operalarını yönetir.

Bu arada Kral Albert’e 12 konçerto ithaf eder. Münih’ten döndükten sonra ise sadece çalışır ve beste yapar. 17 yıl içinde, sayısı belli olmamakla birlikte, bazılarına göre 50, bazılarına göre ise 80 opera, 99 sonat, 59 konçerto, sekiz senfoni, 24 üçlü sonat, 50 kantat ve çok sayıda oda müziği eseri besteler.

Bu muazzam bir rakamdır ve eserleri de Corelli, Vivaldi ve Scarlatti’nin eserleri ayarında kabul edilmektedir. J.S. Bach’ın da çeşitli füglerinde Albinoni’nin Op. Üçlü Sonatlarındaki temalardan yararlandığı bilinmektedir.

Bir büyük başarısı da, o zamana kadar klâsik müzikte pek fazla tercih edilmeyen bir enstrüman olan obua ilgi duyarak, solo obua için dört, iki obua için konçertolar besteleyerek bu aleti klâsik müziğe kazandırması olmuştur. 1741 yılında, son operası olan “Artame” operasıyla operasından sonra, giderek artan şeker hastalığı nedeniyle inzivaya çekilmiş ve 1751 yılında, 10 yıl savaştığı hastalığa yenik düşerek hayata veda etmiştir.
 

Albinoni ve Adagio denklemi


Malûm, “adagio” bir müzik terimidir ve  “müziğin ağır, yavaş olarak çalınacağına” işaret eder.

Ancak bu kavram, insanoğlunun yıllardır hayranlıkla dinlediği bir parça haline gelmiştir. Çok sayıda filmde de fon müziği olarak kullanılmıştır. Öyle bir parça ki, belki de, aşktan ölüme kadar neye dayanırsa dayansın, sanki bir hüznün, o hüznün kaynağını düşünmenin, üzülme ve kederlenmenin, yalnızlığın, sessizliğin bir ifadesi olan bu parçayı, “Adagio” olduğunu bilemeden dinleyen yüzlerce insan vardır. Parçanın Albinoni’nin sol minör adagio’su olduğunu söyleyince “aaaa…öyle mi?!!!!” diyerek şaşırırlar…

Ama mesele şu: Bu güzel parça gerçekten Albinoni’nin mi? İşte Adagio’nun hikâyesi:
 II. Dünya Savaşı, Avrupa’daki birçok şehir gibi, müttefikleri Şubat  1945  gerçekleştirdikleri  hava bombardımanından sonra Almanya’nın Dresden şehrini  de yerle bir etmişti. Yıkılan ve yanan binalar arasında Dresden kütüphanesi de bulunuyordu. Büyük bir olasılıkla, Albinoni’nin sağlığında basılmamış eserleri de buradaydı. Savaştan sonra, geriye kalan kültürel mirasın kurtarılması amacıyla bir çalışma başlatıldı ve çeşitli alanlardaki uzmanlar Dresden’e geldiler. Bunların arasında bir Albinoni uzmanı olan ve müzisyenin eserlerinin kataloğunu çıkarmış olmakla da tanınan İtalyan müzikolog Remo Giozotto (1910-1988) da vardı.

Giozotto, davet üzerine gittiği Dresden’de yıkılmış ve yanmış kütüphane harabesinde Albinoni’nin üçlü sonatının el yazmasından kalan bazı kağıt parçalarını buldu. Buldukları üçlü için sonatın ikinci bölümünün bas kısmı ile altı ölçü melodi notalarıdır.

Albinoni’yi biyografisini yazacak ve eserlerinin kataloğunu çıkaracak kadar iyi tanıyan, Venedik barok dönem müziği kültürü almış İtalyan müzikolog için, bu notlardan hareketle bir eser ortaya koyması tabii ki pek zor olmadı. İlk önce bas partisyonunu ele aldı ve kısa bir girişle bitirdi.

Arkadan bulduğu altı ölçülük partileri kullanarak melodide uyum sağladı ve basın hakkını veren bir bütünlük kurdu. Bas partisyonunun mistik yanının ağır bastığını düşündüğü için çembalo yerine org kullandı ve işte “Adagio” böyle doğdu.

Tam bir İtalyan Barok eseri olan Adagio 1958’de Ricordi yayınevi tarafından yayınlandı. Hadi gelin şimdi siz Adagio denklemini çözün: “Adagio” Albinoni’nin mi, Giozotto’nun mu? Yoksa bazı yorumcuların söyledikleri gibi her ikisine birden mal edilebilir mi? Giozotto bu konuda sadece 1988’de ölümüne çok yakın günlerde konuştu ve Adagio’yu 1945 de yazdığını söyledi.

Ama milletlerarası topluma bir kanıt, bir metin sunmadan öldü. İşin garip tarafı, Dresden kütüphanesinde de Albinoni’nin Adagio’su ile ilgili bir kaydın da olmadığı sabit!

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110