Toplu iş sözleşmesi sorunu ve istifa konusu

İş Yasası Değişiklik Yasa Tasarısı’na, ivedilik alınmak üzere, Meclis genel kurulunun gündemine geldikten sonra, muhalefetin yoğun itirazları sonucunda, tekrardan meclis alt komitesine geri çekildi. Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Referandum Yasası’na ilişkin değişiklik tasarısıyla ilgili tartışmalar artarak devam ediyor.
Bu değişiklikteki esas konu, toplu iş sözleşmesine bağlı olarak iş gören çalışanların haklarının geriye götürülmek hatta kaldırılmak istenmesidir. Bu bağlamda, Toplu İş Sözleşmesi sona erdiğinde, belli bir süre içinde taraflarca yenisi yapılmadığı takdirde, işverene, toplu iş sözleşmesini imzalamama hakkı tanıyacaktır. Böylesine bir durumda da, hem özel sektörde, hem de kamu sektöründe, sendikalaşma da zora girebilecektir.
İş Yasası’nın 30. maddesinde değişiklik yapılmak istenmektedir. Burada, toplu iş sözleşmesinin işleyişine engel oluşturacak bir durum ortaya çıkmaktadır. Mevcut yasada, toplu iş sözleşmesinin yenilenmesine kadar, eskisinin devam edeceği hükmü bulunmaktadır. İşte bu kısım değiştirilmeye çalışılmaktadır. Toplu iş sözleşmesinin ortadan kaldıracak buna benzer uygulamalar çalışma barışını bozacak niteliktedir.
Uluslararası Çalışma Örgütü direktiflerinde mevcut olan ve Anayasa’da da bulunan toplu iş sözleşmesi hakkının, bahse konu yasa değişikliği ile sulandırılması çalışmalarının esas nedeni, anladığımız kadarı ile, bu konunun Türkiye ile imzalanan iktisadi ve mali işbirliği anlaşmasında yer aldığı içindir.
Bu bağlamda, bunu gerçekleştirmek istiyorlar. Ama, bu konudaki toplumsal muhalefet, Türkiye yetkililerine anlatılarak, bunun gerçekleşmesinin mümkün olmadığı izah edilmelidir. İlle de, icraat yapmak isteniyorsa, protokolde olan ve gerçekleşmesi mümkün olan diğer eylem planı maddelerine odaklanılmalıdır.
Burada esas ironi, Hükümetin bu konuda sıkıntı olacağı belli iken ve değişiklik konusunu, önceden sendikalarla paylaşması, düşünülüp, tartışılması gerekirken, bunu yapmaması ve acele bir şekilde bu konuyu protokole koymasıdır. Bu da bize gösteriyor ki, böylesine önemli protokol görüşmelerine bile, iyice hazırlanılmamıştır.
Öte yandan, bu değişiklik önerisi üzerinden, sendikalar da yıpratılmaya çalışılmaktadır. İktidara mensup bazı kesimler, sanki de ülkedeki sorunların tek sorumlusu sendikalardır havası yaratmaya çalışmaktadır. Bunlar, sendikal hakların azaltılmasına yönelik adımlara, mazeret uydurmaktan başka bir şey değildir.
Bu ülkedeki sendikal haklar, uzun mücadelelerden sonra, bedeller ödenerek elde edilmiştir. Bu hakları da, geçmişte ülkeyi yönetenler, yasal mevzuatlar çerçevesinde vermişlerdir. Şimdi dönüp, sendikalar elde ettikleri hakları koruyor diye, kimse sendikaları suçlamasın.
Ülke ekonomisini, sağlığını, eğitimini ve diğer alanları iyi yönetemeyen hükümetler, kendi başarısızlıkları ortada iken, kalkıp, ülkedeki sorunların sorumlusu olarak sendikaları göstermesin. Bu hem doğru değildir hem de ülkede gerginliği artırır.
Sendikalar da elbette kendi konumları, pozisyonları ve icraatları ile ilgili konularda, üyelerinden ve toplumdan gelen eleştiri ve tepkilere, kendi içlerinde öz eleştirilerini yapmalıdırlar.
Pandemi döneminde, sendikaların, mali konularda, tasarruf tedbirleri doğrultusunda, maaş kesintileri ve hayat pahalılığı ödeneklerinin geç ödenmesi dahil, fedakarlık yaptıklarını biliyoruz. Tekrardan buna ihtiyaç duyulursa, yine özveride bulunacaklarından hiç şüphemiz yoktur.
Sendikalarla, bilgi alışverişinde bulunmak, görüşlerinin almak her zaman için olumlu sonuçlar vermektedir. Birçok yasa ve yasa değişikliği, birlikte çalışıldığı zaman, daha başarılı olmakta ve ülkeye ve topluma hizmet anlamında daha fazla fayda sağlamaktadır.
Tüm bu yaşananlardan sonra, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Koral Çağman’ın, İş Yasası ile Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Referandum Yasası’ndaki bahse konu değişiklik tasarısına sıcak bakmadığı ve kendisinin bakan olmasına karşın, bakanlık görevi çiğnenerek bu tasarının hayata geçirilmeye çalışılmasından rahatsız olduğu, çalışanların haklarını geri götürecek bir tavır içerisinde olmayacağı ve bu nedenle istifa etme kararı aldığı siyasi kulislerde ifade ediliyor.
Burada, açıkça ortaya çıkıyor ki, Çalışma Bakanı bu değişiklikleri onaylamıyor ve istifayı bile göze almış durumdadır. Hal böyle iken, hükümet içinde bile uyum yokken, kafalar karışık iken ve sendikalarla sorun yaşanacağı belliyken, hükümetin bu konudaki ısrarı, anlamsızlaşıyor.
Bütün bu gelişmeler ışığında, toplu iş sözleşmesi değişiklik tasarısının, sadece komiteye geri çekilmesi değil, tümüyle değişiklikten vazgeçilmesi ve tamamen geri çekilmesi, ülke için ve çalışma barışı için daha hayırlı olacaktır.

 

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75