Toplumsal dayanışma ve ücret desteğinde sektör ayrımı krizi

   Yıllardır, bu ülkede çalışan ve ihtiyacımız olduğu için bu ülkeye getirdiğimiz insanları çaresiz ve muhtaç duruma mahkum etmek hiçbir vicdana sığmaz. Böylesine kriz günlerinde ülkede yaşayan kimse aç ve susuz kalmamalı, asgari ihtiyaçları karşılanmalıdır. Aksi halde, kendisi ve çocukları aç kalan insanlar her şeyi yapabilir. Ülkemizde, hırsızlık ve gasp olayları yaşamak istemiyorsak, devlet zor durumda kalan insanları tespit edip, mutlaka ücret, gıda, ilaç ve temizlik malzemesi yardımında bulunmalıdır.

   Yapılması gereken en önemli işlerden biri de, ihtiyaçlı durumda olanların ulaşıp, yardım isteyecek organizasyonları kurup, onlara yapılacak yardımların süratle ulaştırılmasını sağlamaktır. Geçtiğimiz günlerde basına da yansıyan ve 5 gündür aç olan ülkemizdeki bir yabancı uyruklu kişinin dramı hepimizi derinden yaralamıştır. Muhtemelen, böyle durumda olan başkaları da vardır.

   Yapılacak yardımlar, Kızılay, Belediyeler, Muhtarlıklar ve Kaymakamlıklar organizasyonu ile koordineli bir şekilde yapılmalıdır. Dağınık yürütülen çalışmalar da kaos kaçınılmazdır. Yardım eli uzatılması gereken kişilere ulaşmak zorlaşmaktadır. Bu bağlamda, yardıma muhtaç insanlara destek olmak isteyen hayırsever vatandaşlar mutlaka yukarıda bahsettiğim kurum ve kuruluşlara ulaşarak yardımlarını yapmalıdırlar.

   Bu arada öğrendiğimize göre, Başbakanlık bünyesinde Gıda Yardım ve Koordinasyon Merkezi geçtiğimiz gün kurulmuştur. Geç de olsa önemli bir gelişmedir. Uzun zamandır kurulması gerektiğini söylüyorduk zaten. Yapılacak gıda ve benzeri yardımların yerlerine ulaşmasında koordinasyonu sağlayacaktır. Umarım, amaca hizmet edecek şekilde verimli ve etkin çalışır ve ihtiyaçlı insanlarımıza zamanında yardımları ulaştırır.

   Ülkede yaşayan her aile veya kişi, çevresinde, sokağında veya apartmanında böylesine ihtiyacı olan kişiler varsa, onlara yardım etmeli ve yetkili mercileri yardım için bilgilendirmelidir. Gün, dayanışma, yardımlaşma ve paylaşma günüdür. Kıbrıslı Türkler, yaşanan savaşlarda ve göçmenlik günlerinde acılar çekmiş, aç ve açıkta kaldığı zamanlar olmuştur. Bu bağlamda, zorlukları görmüş, yaşamış bir toplum olarak benzer durumda kalan ülkemizdeki insanlara mutlaka yardım elini uzatmalıyız.

   Birçok duyarlı, yardımsever vatandaşımızın ihtiyacı olan insanlara sessiz ve duyurmadan yardım ettiğini biliyoruz. Yapılması gereken, bize yakışan soylu davranış da budur, yardım işinin reklamı, duyurusu olmaz. Yardımı, bu şekilde yapacak olanların yardımının hiçbir kıymeti, değeri olmaz. Eksik olsun böyle yardım.

   Öte yandan, maddi durumu iyi olan işverenlerin, kapalı oldukları bu dönemde çalışanlarını mağdur etmeyeceklerini düşünüyorum. Zira, yıllardır yanlarında çalışan personellerine karşı vefa borçları vardır. Üstelik de bu işçiler, yaptıkları işi öğrenmişler ve işyerine katkıda bulunmaktadırlar. Zaten, işi bilen bu kişilerin yerine başka birini alıp, yetiştirmek hem zaman hem de maliyet unsuru olacaktır. Bu durum, işverenlerin de işine gelmemektedir.

   Maddi durumu yeterli olmayan küçük çaplı işletme sahipleri de, yanlarında çalıştırdıkları personellere maddi imkanları dahilinde biraz kendileri, biraz da devlet destekleri ve uygun şartlarda kredi imkanları ile katkı sağlayacaklarını ve bu süreci atlatacaklarını düşünüyorum.

   Devlet de, küçük esnaf ve işletmelere yönelik, açıkladığı düşük faiz ve uzun vadeli kredi paketlerini süratle devreye koymalıdır. İpotek, kefil mekanizmaları süratlenmeli ve bürokratik işlemler içinde boğulmamalıdır.

   Gelelim Hükümetin nisan sonu yapacağı ücret destek ödeneği konusuna; Bilindiği üzere, bu konu, açıklanan ekonomik tedbirler paketi içinde de yer almıştı. Hükümetin, kapalı olan sektörlerdeki çalışanlara yapacağı 1500 TL tutarındaki ücret desteğini sadece KKTC ve TC vatandaşlarına yapacağını, 3. Ülke vatandaşlarına böyle bir destek yapılmayacağını açıklaması ülke genelinde birçok kesim tarafından tepki ile karşılanmıştı. Gelen tepkiler üzerine Hükümet, 3. Ülke vatandaşlarına da ücret desteğinde bulunacağını açıkladı. Ancak, üzerinde yaklaşık 10 gün çalışılan ve dün açıklanan tüzük yine toplumda tepkilere yol açtı.

   Özellikle kapalı sektörler olduğu halde, ev hizmetlerinde çalışanlar, gündelik ücretle çalışan işçiler, mahkemelerin kapalı olmasından ötürü çalışamayan avukatlar, tapu işlemleri yapamayan emlakçılar, casino çalışanları, bet ofisler, özel eğitim kurumları (Uzaktan eğitime geçtiler), öğrenci yurtları kapsam dışında bırakılmıştır. Sıraladığım bu sektörler dışında kapsam dışında olan başka yerler de vardır. Ancak, yer darlığından hepsini yazamıyorum. Üstelik, kapsam dışında kalan bu alanlardaki çalışanların, çalıştıkları dönemde sosyal sigorta, ihtiyat sandığı ve istihdam destek fonu kesintileri yapılmaktaydı.

   Burada özellikle geçen 1 aylık sürede, yüksek risk altında fedakarca çalışan hem ülkemizdeki hem de yurtdışındaki vatandaşlarımızın gelişmelerden haberdar olmasını sağlayan ancak kapsam dışı bırakılan basın emekçilerine özel olarak değinmek istiyorum. Birçok insan evde kal çağrılarına uyarak virüsün bulaşmaması için evlerindeyken, basın emekçileri halkı bilgilendirmek ve aydınlatmak için görev başındadır. Hem kendilerine, hem de ailelerine tehdit olabilecek, bulaşma riski olan yerlerde kalabalıklarda görevler yapıyorlar.

   Ayrıca, bu dönemde gazete satışları ve reklam gelirleri de çok düştü ve Basın Yayın sektörünün ekonomik durumu kötüleşti. Bütün bunlar ortada iken, özel sektör basın emekçilerine 1500 TL’lik ücret desteği katkısının yapılmaması gerçekten çok üzücü ve adaletsiz bir karardır. Özel sektörde çalışan yaklaşık 250 basın emekçisi bulunmaktadır ve şu anda maddi ve manevi olarak çok zor durumdadırlar.

   Tüzükle yaratılan eşitsizlik ve sosyal adaletten yoksunluk, toplumdaki kesimler arasında ayrımcılık hissinin artmasına yol açmıştır. Bu his, insanları moral olarak yıkmakta ve devlete olan güvenlerini sarsmaktadır. Kapsam dışında bırakılan sektör ve meslek gruplarından ne kadar tasarruf yapılmıştır merak ediyorum doğrusu.

2 ay ödenecek olan ücret desteği şartlarının, eşitlik ve adalet çerçevesinde ve toplumda huzursuzluk yaratmayacak şekilde değerlendirilerek yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Yazımın yazıldığı saatlerde, yerel istihdam tüzüğü ile ilgili son durum yukarda değindiğim şekildeydi. Bu konuda yeni bir gelişme ve düzenleme olursa hep birlikte öğreneceğiz.

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104