‘Toplumsal seferberlik’  ile iyi bir sınav verdik…

Bulaş riskini azaltmak amacıyla alınan tedbirler kapsamında geçen Pazar günü uygulanan sokağa çıkma yasağına genelde tam bir uyum vardı. Vatandaş bunun bilinciyle elzem ihtiyaçlarını bir gün önceden, Cumartesi hallediverdi. Zaten marketler bir gün kapalı olsa ne yazar?

Birkaç kişi yasağı ihlal etti, ama genelde sokaklar bomboştu. Zorunlu olarak görevlerine gitmekte olan bazı arkadaşlar, “Yollar, sokaklar keşke her gün böyle olabilse… Ne trafik kazası olur, ne de can kaybı” demekten kendilerini alamadılar. Personel sıkıntısına rağmen, aylardır özveriyle hizmet eden polis mensupları da her zamanki gibi görev başındaydılar. Ayların biriktirdiği yorgunluğa karşın, üstlendikleri sorumluluk ve görev aşkı her türlü takdirin üstündedir.

Geçen Pazar günü bu toplum iyi bir sınav verdi. Evinde kaldı, bahçesi olan temizlik yaptı, otları temizledi, çevrenin güzelleşmesine katkı sağladı. İşin ciddiyetini kavramak, dünyanın başına musallat olan Koronavirüsle (Covid-19) başa çıkabilmenin ancak toplu mücadele ile olabileceğinin idrakine vardı. Aksi halde ‘Biri yapar, öteki bozar’ zihniyetiyle bir yere varabilmenin mümkün olmadığını anladı. Çok kez ifade ettiğimiz gibi, hepimiz de aynı gemideyiz. Hele kötü günlerimizde birlik ve beraberliğe, dayanışmaya çok daha fazla ihtiyaç olduğu gerçeğini kabullenmek ve ona göre adım atmak gerek.

Başlangıçtan beri alınan kararlar, özellikle muhalefet ya da bazı sivil toplum örgütlerince sürekli eleştirildi. Eleştirilerin haklı yönleri de vardı. Ancak bu eleştiriler, kısır bir döngüden çıkmaya yeterli değildi. A’dan Z’ye artık herkesin elini taşın atına koyması gerekirdi. İyi ya da kötü, her yapılanı, her atılan adımı sosyal medyada eleştirmenin hiçbir yararı yoktu. Toplumsal bir seferberliğe ihtiyaç vardı. İşte o an geldi ve herkes de buna uymak durumunda kaldı. Mecburiyet bir yana, gelinen noktada tehlikenin sinyalleri ‘Kendinize geliniz’ mesajını verince, tek çıkış yolunun toplumsal seferberlik olduğu bir kez daha kafalara ‘dank’ etti.

Hani bazen, özellikle de ekonomik konularda seferberlikten söz ederiz ya, işte Pazar günkü de, Covid-19’a karşı toplumsal seferberlikti, bir nevi başkaldırıydı. İktidarıyla muhalefetiyle, köylüsü ile kentlisi ile her vatandaş bu ruhu benimsedi ve seferberlikte yerini aldı. Ortaya konulan manzara iç açıcıdır ve gelecek açısından umut vericidir. Demek oluyor ki, bazı hallerde bu halkın ‘toplumsal seferberliğe’ ihtiyacı vardır. Sorunların üstesinden gelebilmek için yeri geldiğinde toplumsal seferberlik de bir yöntemdir. Belki grev gibi en son çaredir, ama bıçak kemiğe dayandığında da bir alternatif olarak karşımıza çıkmaktadır.

Sonuç olarak, pazar günü gerçekten Kıbrıs Türk halkı olarak başarılı bir sınav verdik. Bunun olumlu sonuçlarını, bir başka deyişle meyvelerini de en kısa sürede herhalde görmüş oluruz.

  ***

Sencer Aksel ve Hasan Özbengü Lefkoşa’da;

Çanlar ise Taşkent’te sonsuzluğa uğurlandı

Lefkoşa’nın bilinen simalarından, Aksel ailesinin değerli büyüğü, iyi insan Sencer Aksel, dün Lefkoşa’da İsmail Safa Camii’nde kılınan cenaze namazından sonra son yolculuğuna uğurlandı. “Acımız sonsuzdur” diyen sevgili eşi Pembe hanım ile kızı İpek Aksel, tüm akraba, dost ve sevenlerine üzüntü ile duyurarak, nur içinde yatması ve mekânının cennet olmasını dilediler.

Londra’da vefat eden Hasan Özbengü de dün Lefkoşa’da defnedildi. Eski eşi Fatma Eroğluları, oğulları Kemal ve Mehmet Heran Özbengü, kardeşleri Abdullah-İlker Özbengü, Ersan-Gonce Özbengü, Ali ve Hüseyin Özbengü, Yonca-Umut Öksüzoğlu, Erhan-Diana Özbengü, Mustafa-Filiz Özbengü, Eralp Özbengü, Osman-Beata Özbengü, Okan-Dilek Özbengü, Ersen-Laura Özbengü, Ayten-Levent Baytekin ve yeğenleri, sonsuz acı içinde olduklarını ifadeyle, nur içinde yatması ve mekânının cennet olmasını temenni ettiler.  

Öte yandan Taşkent’te herkes tarafından sevilen ve sayılan bir kişi olan, Çanlar ailesinin değerli büyüğü Kani Çanlar hafta sonu aynı köyde defnedildi. Çanlar, eşi Şengül hanımı daha önce kaybetmişti. Oğulları Hüseyin ve Mustafa Çanlar ile kızı Meyil Çanlar, torunları Hüseyin ve Meliz Kemik, Kani ve Kaan Çanlar, derin üzüntü içerisinde olduklarını tüm dost, akraba ve sevenlerine ilettiler, acısını ömür boyu unutamayacaklarını ifade ederek, ‘Yattığın yer nur, mekânın cennet olsun’ dediler.

YORUM EKLE

banner111

banner75