Toplumun sesine, kulak verilecek…

UBP – HP Koalisyon Hükümeti, ‘Birinci Ekonomik Tedbirler ve Destek Paketi’ olarak isimlendirdiği paketi açıkladı.

Koronavirüs COVID – 19 korku ve sıkıntısının önceliğini koruduğu bu günlerde, paket olarak açıklananların, toplumun tüm kesimlerinde sahiplenmeden öte tartışmaya neden olacağı izlenimi ağır basıyor. Olağanüstü bir dönemden geçiliyor. Toplumdan evlerinde kalması isteniyor. İşyerleri, istisnalar hariç kapandı. Kapalı yaşamda, Başbakan Tatar’ın açıklamaları dikkatle izlendi, dinlendi. Başbakanın anlattıkları ikna edici değildi.

***

Açıklanan kararları tek tek ele alıp yorumlamak, değerlendirmek ve yargı ortaya koymak için erken.

Hükümet, bütçe olanaklarının sıkıntısının baskısı altında bu kararları açıkladı. Elindeki olanaklara göre söyleyeceğini söyledi.

Sorunun kaynağı bugünkü hükümet değil. Dünden bugüne, hep, kendi ayakları üzerinde durulmasından söz edildi. Kimse, bunun için kalıcı sistemsel bir yapı inşa etmedi. Hükümet, çareyi, çare içermeyen bütçe sınırları içinde aradı.

Halbuki bütçe, fiilen yok gibi. Hükümet, ülkenin sıkıntılarına kaynak olabilecek, finans dünyasının, olanaklarından öte kapasitesini değerlendirmeye dönük adım atamadı.

***

Kısır döngü bağlamında siyaset yapma günü olmadığını, her fırsatta ortaya koyan bir yayın çizgimiz var.

Ancak, yapıcı, yol gösterici, üretkenliği yüksek siyasete, politikalara tam da bu dönemde gereksinimimiz olduğunun aksini kimse söyleyemez.

Hükümet yaklaşan aylık ödeme sorumluluğunun baskısı altında aceleyle bir seri karar üretti. Bu kararların uzun vadeli ekonomik yapılanma olmadığını Başbakan da söyledi.

‘Birinci Ekonomik Tedbirler ve Destek Paketi’ denildi. Bu ne demek ikincisi, üçüncüsü, dördüncüsü belki de beşinci de gelecek demek.

Toplumdan sesler dün akşamdan başlayarak yükselmeye başladı. Bugün ve bundan sonra da devam edecek. Hükümet kulaklarını kapamayıp, söylenilenlere, önerilenlere kulak verecek. Daha doğrusu, vermek zorundadır.

***

Önemli olan toplum kesimlerinin ve sektör temsilcilerinin, hükümeti karşı taraf olarak görmeden konuya katkı koymayı becermesidir. Kavgayla hiçbir yere varmamız mümkün değildir. Hükümet de farklı görüş koyanları, bir çırpıda göz ardı etmemelidir.

***

Sıkıntı var mı? Var. Çare için olanak zenginliği var mı? İlk bakışta görünmüyor. Çare bulmak, çare üretmek hükümetin görevidir.

***

Maaşlardan kesinti, günü kısmen kurtarmaya bile yetmeyecek anlaşılan. Özel sektörde işten durdurulan KKTC ve TC vatandaşları için nisan ve mayıs ayı için ayda 1500 TL katkı verilecek.

Sosyal Sigorta ve İhtiyat Sandığı yatırımları eksiksiz, benzer durumdaki üçüncü ülke vatandaşları neden bu kapsamda yok.

Başbakan’ın söylediklerinden anlaşılan sosyal sigorta ve ihtiyat sandığı eksiksiz ve işten durdurulan tüm KKTC ve TC vatandaşlarının tümüne de ödeme yapılmayabilir.

***

Gün, tüm konulara olduğu gibi bu konuya da sağduyu ile yaklaşma günüdür. Sağduyu, açıklanan paketi olduğu gibi kabul edin demek değildir. Aynı geminin yolcularıyız. Aynı dili konuşuyoruz.

Çok büyük olasılıkla hem UBP hem HP’nin ayrı ayrı üyelerine ve sempatizanlarına izahat verip ikna edici çaba harcaması gerekecek.

Özel sektörden bazı iş verenlerin, işyeri anahtarlarını gidip hükümete teslim etme olasılığı bile var. Paketin, hem netleşmeye, hem de ortak akıl için daha konuşmaya ihtiyacı var.

YORUM EKLE

banner107

banner75

banner108