Töre’nin yarattığı kriz desteği gölgeledi

Cumhuriyet Meclisi’nde tüm milletvekillerinin Türkiye’nin Suriye’de başlattığı Barış Pınarı Harekatı’na destek verdiğini seslendirmesine rağmen, meclis ortak bir deklarasyon yayınlamayı başaramadı.

Her vekilin “önemli olanın birlik ve beraberliğin sağlanması” olduğunu söylemesine rağmen bunu sağlamayı başarmak için irade gösterilmediğini sadece meclisteki konuşmaları dinlemekle görebiliyoruz.

Kural tanımaz, kimseyi takmaz, kendi bildiğini empoze etme hırsının esiri olan Zorlu Töre’nin yasa tanımaz tavrı mecliste öyle bir krize neden oldu ki, meclisin meclis olmayı başaramadığı örneğini yaşadık.

Türkiye’nin Suriye’de başlattığı Barış Pınarı Harekatı’na karşı Cumhuriyet Meclisi’nin desteğini belirtmek için oluşturulan komite pazartesi bir metin üzerinde çalışmaya başlamıştı.

Komiteye katılan üyelerin anlaştığı metin üzerinde CTP ve TDP temsilcileri parti başkanlarının onayını da almak istediklerini ifade etmelerinin ardından dün sabahtan itibaren meclis çatısında ortak metine varmak için görüşmelere devam edilmesine rağmen konsensüse varmadan önce metin meclise geldi.

Neden konsensüs sağlanma sürecinin tamamlanmasını beklemediniz sorusuna meclis kürsüsünden “bekleyemezdik” şeklinde savunma getirildi.

“Meclisin ortak metni” diye çıkılan yol, dört partinin ortak açıklaması olarak meclis genel kurul gündemine gelirken, yaşanan kriz rezilliğe dönüştü.

Meclis Başkanlığı kürsüsünde bulunan Zorlu Töre’nin bildiriye imza koyanların da itirazlarına rağmen genel kurul başlarken ortamı gererek bildiriyi meclis kürsüsünde okuması tüm vekilleri şok ederken, tepki gürültüsü ekranlara kadar yansımıştı.

Metin okunurken, Başbakan Tatar, Başbakan Yardımcısı Özersay ve bildiriye imza koyan Serdar Denktaş ve diğer milletvekilleri, Zorlu Töre’den metni okumayı kesmesini istemelerine rağmen Töre tınlamadı.

Meclis iç tüzüğünün çiğnendiğinin herkes tarafından seslendirilmesine rağmen Meclis Başkan Yardımcısı’nın kimseyi umursamadan izlediği tavır, Türkiye’ye destek metnini gölgeledi.

Destek metni maalesef bir gürültünün gölgesinde okunurken anlaşılmaz bir hal almakla birlikte anlamını da yitirmiştir. Bunu meclis kürsüsünde metne imza koyan vekiller de ifade etti.

Gelinen pozisyona çok bozulan komitede bu süreci yürüten Özdemir Berova bile, tartışmaların içeriğin önüne geçtiğini sesi titreyerek üzüntüyle karşıladığını ifade etti.

Kürsüye çıkan her vekil, üzüntüsünü dile getirerek konuşmasına başladı. Ekranlardan ne olduğunu kavrayamamışken kürsüye çıkan Erhan Arıklı’nın mecliste temsil edilen tüm partilerin üzerinde anlaşmış olduğu bir metin varken, dört partinin imza koyduğu şeklinde yansıtılmasıyla diğer partilerin Türkiye’ye karşı olduğu algısı yaratılmaya çalışıldığı suçlamasıyla birlikte taşlar yerine oturmaya başlamıştı.

Ardından metne imza koyan diğer partilerin başkanları da kürsüde Zorlu Töre ve izlenen yola ilişkin tepkilerini dile getirmeleriyle ortaya çıkan tablo: Deklarasyona imza koyanlar bile oluşan algıdan rahatsız oldu.

Zorlu Töre’nin kimseyi dinlemeden, tepkiler ve ona yapılan hitaplara aldırmadan deklarasyonu okumasına en fazla tepkiyi ortaya koyan Kudret Özersay, Töre’nin tepkiler yükselmesine rağmen süreci zorlayıp okumaya devam etmesinin yanlışlığını ortaya koydu.

Özersay’ın , “asgari müşterekte anlaştığımız metni birlikte sunmayı başaramadık” sözüne Erhan Arıklı’nın “yüzümüze gözümüze bulaştırdık” sözlerinden yola çıkarak, meclisin ne derece sınıfta kaldığını not düşme yeterli olacaktır.

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın harekatla ilgili değerlendirmesi ve sonrası ona yükselen tepkiler ve destekler ışığında toplumda oluşan gerginliği yatıştırması beklenen mecliste, bu süreçten siyasi kazanım elde edilme çabasını üzülerek gördük.

Siyasi kazanımlar üzerine yıllardır toplumu bölmekten çekinmeyenler bugün yine sahnede ve Meclis Genel Kurulu’nu izlediğimizde gördük ki, “ben Türkiye’yi diğerlerinden daha çok seviyorum” ve “onlar sevmiyor” mesaj yarışı devam ediyor.

Kimse kimsenin ben senden daha fazla severim deme hakkının olmadığı düşüncesiyle baktığım ikili ilişkilerde maalesef adamızdan Türkiye’ye ulaşan gambazcılık merkezli ifadeler yıllardır, Türkiye siyasilerinin KKTC siyasilerine bakışını şekillendiriyor.

Ve gelinen noktada, birilerinin koltuk uğruna Anadolu ve Kıbrıs halkı arasına nifak tohumu atmaktan kredi elde edebileceğini düşünenlerin -ki kısa sürede elde ediyorlar-, çirkinliklerine dur diyelim.

Ben Türkiye’yi seviyorum iddiasında olan bir politikacı, bu sevgisini ispatlamasının birinci yolu ülkesini iyi yönetmesidir. Hele de hükümette olanlar sevgilerini Türkiye ile ilgili imzaladıkları ve taahhütlerinde şimdiden geride kaldıkları protokolü yürütsünler, Ankara daha mutlu olacaktır.

YORUM EKLE

banner107

banner96