Tozpembe hayatın bitişi

Bu yaşanmış hikâyemizde evliliği süresince fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalmış direnişçi bir kadın var. Yazımızda gerçek isimleri değil rumuz kullandığımızdan, hikâyesini bizlerle paylaşan kişiden “Selen” olarak bahsedeceğiz…
   Konforlu bir hayatın içine doğan Selen, kendi aile yapısına uygun, eğitimli bir kişinin karşısına çıkmasıyla mutlu bir evliliğe adım atar. Tozpembe olan hayatı, doğan çocuklarının sağlık sorunları yaşamasıyla hüzünlü ve zor bir sürece girdi. Bu zor süreçte eşinden yeterli desteği göremeyen Selen tek başına göğüslemek zorunda kalarak ruhen ve bedenen çökmeye başladı. Gelin bu yaşanmış hikâyeyi Selen’in ağzından dinleyelim:

 

Şanslı insanlardandım
 

Eğitimli ve maddi durumu iyi olan bir ailede büyüdüm. Ailem sayesinde parasal açıdan sıkıntı çekmeden, hatta imkânların yarattığı konforlu bir hayatım oldu. Arkamda ailemin maddi ve manevi desteğini hisseden ve özgüveni yüksek, şanslı insanlardandım.
   Üniversite eğitimimi tamamladıktan sonra bir süre özel sektörde çalıştım. Sonrasında iş hayatıma kamusal alanda memur olarak devam ettim. Bu süreçte eğitimli ve ekonomik olarak benzer aile yapısında olan biriyle tanıştım. Kendi işini yapan, kültürlü, efendi bir kişiydi ve etkilenmiştim.
   İkimiz de karşılıklı güçlü duygular besliyorduk, yani en azından bana bu şekilde hissettiriyordu. Rüya gibi geçen arkadaşlık günlerinin ardından nişanlandık. Ailelerimiz de bu duruma çok sevindi ve beraber bir yuva kurma hayalimize destek oldular. Anlayacağınız ikimiz içinde her şey muhteşem gözüküyordu.

 

Bir rüyanın içinden


   İki tarafın ailesinin maddi durumunun iyi olduğundan hayalimdeki düğünü de gerçekleştirebilme şansım oldu. İyi bir işim, sevdiğim bir eşim, maddi olanaklar derken tozpembe bir rüyanın içindeymişim gibi geliyordu. Kusursuz bir aile ortamı ya da dışarıdan bakanların bu şekilde tanımladıkları bir hayatım olduğunu söyleyebilirim.
   Evliliğimiz bir çocuğumuzun olmasıyla tamamlandı ya da ben öyle olacağını düşündüm. İleriki aylarda çocuğumuzun sağlıkla ilgili sıkıntısı olduğu ortaya çıktı ve maalesef bu süreçten sonra hayatımız tamamen değişti. Çocuğumuzla ilgili sabır, şevkat ve anlayış gerektiren zorlu bir sürece girmemizle tozpembe hayatımız son buldu. Hayatın acı bir gerçeği ile yüzleşiyorduk. Hani derler ya ‘Allah kimseyi evladıyla sınamasın’ diye, işte bu sözün ne demek olduğunu çok iyi anladım.

 

Çökmeye başladım


   Yalnızca yaşayanın anlayabileceği, karı koca olarak kendi hayatımızın olmadığı, yalnızca çocuğunuzun sağlığına odaklandığımız bir hayat yaşamaya başladık. Fakat bunun farkında değildik çünkü canımızdan bir parça, küçük bir can, bizim elimizde olmayan nedenlerle sıkıntı yaşıyordu. Ve bizim tek yapabileceğimiz şey sabır göstermek ve güçlü olmaya çalışmaktı.
   Zaman içinde bu durum evliliğimize farklı yansımaya başladı. Memur olmamdan ve daha fazla zamanım olmasından dolayı, çocuğumla ilgili esas yük benim üstümdeydi. Eşim özel sektörde olduğu ve kendi işini yaptığı için hem evin, hem de çocuğumuzun sorumluluğunun bende olmasınıbir süre anlayışla karşılamaya çalıştım. Fakat ben de bir canım ve bir süre sonra hem ruhen, hem de bedenen çökmeye başladım.

 

Yorgun ruhum


   İkimizin paylaşması gereken sorumlulukları kendi başıma taşımaya çalıştıkça, karşı taraf rahat davranmaya ve umursamamaya başladı. Nasıl olsa bütün sorumlulukları alan güvenilir biri vardı. Yardım istediğimde, dinlenme ve ruhen biraz yalnız kalma ihtiyacım olduğunu söylediğimde, işini mazeret gösteriyor, benim ihtiyaçlarımı gözardı ediyordu. Ne güzel bir söz, ne bir destek, kendi kendime sürdürdüğüm bir evlilik yaşıyordum.
   Bu süreçte ikimizde birbirimizden uzaklaşmaya başladık. Artık yalnızca çocuk için sürdürülen bir evliliğimiz vardı. Sevgi bağımız, beraber mutlu olduğumuz muhteşem günlerimiz geride kalmıştı artık. Eşim evle ilgilenmiyor, geç geliyor, sevgisini hiç göstermiyor, kaba davranıyordu. Çözümsüz ve incinmiş hissediyordum. Artık benimle doğru dürüst konuşmuyor, iletişim kurma çabalarım da karşılıksız kalıyordu.
   Boşanma konusunu açınca, çocuğumuz için bunun iyi bir fikir olmadığını söylüyor, sanki kötü bir anneymişim gibi psikolojik olarak kendimi suçlu hissetmeme neden oluyordu. Bu zor süreçte yalnızdım, bir kadın olarak sevilmiyor, ilgi gösterilmiyordum. Kendimi çok yalnız hissediyordum. Yaşadığım psikolojik şiddetle, yorgun ruhum daha yorulmaya başlamıştı.

 

Her yerim mor olmuştu


   Çaresizlik içinde, mutsuz, yorgun ve üzgün bir halde günlerim geçiyordu. Sırtımda taşıdığım duygusal yükler, evin ve çocuğun sorumlulukları derken ruhen iyice yıprandım. Sürekli kavga ediyorduk ve bir gün olay fiziksel şiddet boyutuna vardı. Acımadan vurdukça vurdu, kıyafetlerimin kapattığı her yerim mor olmuştu.
   Eğitimli, iyi maddi imkânlara sahip bir kadın olarak yaşadığım fiziksel şiddet karşısında yaşadığım çaresizliği kelimelerle anlatamam. Çok zordu, ne yapacağımı, kiminle konuşacağımı bilemiyordum. Utanıyordum. Ruhen çökmüş bir durumdayken, bir de üzerine fiziksel şiddet yaşamam, kendimi çok aşağılanmış hissetmeme neden oldu. Ne yapabileceğim ile ilgili yakın bir arkadaşımı aradım. Yanıma gelip, vücudumdaki morlukları görünce şok oldu. Darp izleri kanıtlanabilir durumdayken polise gitmemin en iyi yol olduğunu söyledi. Şimdi bir şey yapmazsan, daha sonraki günlerde daha da kötü bir şey yaşayabilirdim.

 

Şikâyetin raporlanması


   Polise gittim ve şikâyetçi olduğumu belirttim. İlk önce şikayetçi olmam yerine, kocama uyarı yapabileceklerini söylediler. Ama bu şekilde olduğunda şikayetim kayıt altına alınmayacaktı. Yani resmi olarak kayıt alınmayacaktı. Bunun çok önleyici bir çözüm olduğunu düşünmediğimden, şikâyetimin kayıt altına alınmasını istedim. Böylelikle hayatımda yeni bir dönemi başlatmış oldum.
   Eşimle boşandık, bana darp uygulaması ve bunun raporlanması bu süreçte mahkemede anlaşmaya meyilli olmasında etkili oldu. Şimdi çocuğumla beraber mutlu bir hayatım var. Çocuğumun da psikolojisi daha sağlıklı şimdi. Her ne olursa olsun, sağlıksız bir ilişkiyi sürdürmenin bir anlamı yok, bunu net olarak anladım. Eğer ilişkide şiddet yaşanıyorsa, bu bitmiyor ve geçmiyor. Zaman geçtikçe insanın toleransı ve dayanma gücü de azalıyor ama şiddet katlanarak devam ediyor. Evet, ayrılmak, boşanmak, çocuk derken her şey çok zor gözükebilir. Ama zorluklar geçiyor. Hayat çok kısa ve herkes mutlu ve huzurlu bir hayat yaşama şansını hak ediyor.

***********************
ÖNERİ KÖŞESİ
Fiziksel şiddet karşısında izlenecek yol

Avukat Cansu Nazlı anlatıyor:

“25 Kasım 2018 tarihinde poliste “Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Şubesi” oluşturuldu. Şiddet mağduru kadınların doğrudan başvurabileceği bu şube 7/24 hizmet veriyor. Bu şubeyle birlikte artık şubeye başvuran ve şikâyette bulunan her kişi için dosya açılmaktadır. Daha önceki uygulamalarda, polis şikayetçi olunan kişinin kendileri tarafından uyarılması ile ilgili telkinde bulunabiliyordu fakat bu durumda herhangi bir kayıt alınmıyordu.
 

Fiziksel şiddet
 

Bu durumda başvurulabilecek iki hukuki yol mevcuttur. Bu yolların herhangi birine başvurabilirsiniz. Ancak her ikisine de başvurmanız güvende olmanız için yerinde olacaktır.
 

1- CEZAİ YARGILAMA İÇİN PROSEDÜR
I. Polis Şşikayeti
   Olayda olduğu gibi, size en yakın polis karakoluna giderek şiddete uğradığınız, şiddet gösteren kişinin size rahatsızlık verdiği ve kendinizi güvende hissetmediğiniz dolayısıyla yazılı bir şikayette bulunmaktır. Uygulamada, olayda da anlatıldığı gibi, çoğu kez polis şikayetçi olunmak istenen kişinin kendileri tarafından uyarılması ve aynı durum tekrar olursa şikayette bulunulması yönünde telkinlerde bulunur. Polisin önermiş olduğu bu yolun hiçbir hükmü olmadığını, uyarıda bulunulmasının herhangi bir kayıt içermediğinden ileride mahkemede kullanılabilecek bir araç da sağlamayacağını öncelikle belirtelim. Bu çoğu zaman dosya açmaktan imtina edilmesi sonucu karşılaşılan bir pratiktir. Eğer size şiddet uygulayan kimsenin polis tarafından sorgulanıp, size uygulandığını ileri sürdüğünüz suç dolayısıyla polis tarafından ceza davası açılmasını istiyorsanız şikayetçi olmak konusunda ısrarcı olduğunuzu polis memuruna söylemeli ve yazılı ifadenizin sonunda muhakkak ‘Şikayetçiyim.’ ibaresinin bulunmasına dikkat etmelisiniz. Polis ifadenizi imzalamanız için uzattığında tümünü okuyup düzeltilmesini istediğiniz yerleri değişebilir, şikayetçi olunduğuna dair ibare içermiyorsa eklenmesini isteyebilirsiniz.
 

II. Darp raporu
   Polis şikayetinin ardından polisin de yönlendirmesiyle devlet hastanesine gidilip muayene olunarak darp sonucu vücudunuzda gerçekleşen bedensel zararı gösteren bir darp raporu temin etmeniz gerekmektedir. Darp raporunda bedensel zararın eksiksiz biçimde yer alabilmesi bakımından fiil gerçekleştikten sonra mümkün olan en kısa sürede doktor muayenesinden geçmek önemlidir. Zira, bilindiği gibi, morluk, kesik, çizik gibi berelenmelerin görünürlüğü gün geçtikçe azalmakta ve giderek belgelenmeye elverişsiz hale gelmektedir.
 

2- AİLE MAHKEMESİNE BAŞVURU PROSEDÜRÜ
   Bunun dışında mahkemeden koruma emri alabilmeniz için bir avukata ihtiyacınız olacaktır. Size rahatsızlık veren kişiyle evli olmasanız dahi,
   -psikolojik şiddet uygulanması halinde,
   -evinizin, işyerinizin yahut okulunuzun, aracınızın önünde bulunmak suretiyle karşı tarafın sizi gözaltında tuttuğu, ısrarlı takip yürüttüğü veya evinizin etrafında dolaşmak suretiyle gözetlediği hallerde,
   - isteğiniz dışında kamuya açık veya kapalı mahallerde takip ettiği hallerde,
   - telefon ederek, mektup göndererek, e-mail veya sosyal medya yoluyla veya diğer iletişim yollarını kullanarak veya sözlü olarak rahatsızlık verdiği hallerde
   Aile Mahkemesi’ne yapılan bir dilekçeyle ilgili kişinin belirli bir süreliğine şahsınızın, evinizin, okulunuzun, iş yerinizin 200 metre yakınına yaklaşmaması için ve talebe göre telefon, e-mail vb iletişim araçları ile size ulaşmasının yasaklanması için mahkemeden emir alabilirsiniz.
   Bu bir mahkeme emri olduğundan, mahkeme emrine aykırı davranmak suç teşkil eder. Mahkeme emrini çiğneyecek bir davranışta bulunulması durumunda derhal polise haber verilmesi gerekir.”

YORUM EKLE