Trafik kazalarıyla ilgili çaresizliğimiz sürüyor

Karpaz bölgesinde 2 feci trafik kazası meydana geldi.

2 kazada, 2 kişi öldü, 5’i çocuk, 11 kişi yaralandı.

Üstelik yaralılardan birisinin durumu da ağır…

Olay oldukça da dramatik; Ziyamet’te 5’i çocuk 9 kişinin yaralandığı kazada, eşinin ve çocuklarının da olduğunu öğrenen Asiye Çınar Talay, ailesinin yanına gitmeye çalışırken yolda kaza yaptı…

Kaza sonucu Asiye Çınar Talay ve çarpıştığı araçta bulunan Elif Demir yaşamını yitirdi.

Gerçekten çok acı verici bir olay…

Peki şimdi biz bu kazaları nasıl değerlendirelim?

Kader mi şimdi bu?

“Alınlarına yazılmıştı” mı diyeceğiz?

Yok, bu yaşadıklarımız ne kaderdir ne de şanssızlık…

Bu yaşananlar trafik kazalarıyla ilgili çaresizliğimizdir.

Evet, trafik kazaları sorununa çare bulamadık, yapılması düşünülen hiçbir iş başarılamadı.

Yıllardır trafikle ilgili, bir arpa boyu dahi ilerleyemedik.

Ne altyapı, ne denetim ne de başka bir şey…

Hiçbir konuda, hiçbir şeyi değiştiremedik.

Bu kafalarla da değiştiremeyeceğiz.

Ölümlü trafik kazaları, ülkemiz yöneticileri için istatistik verisi olmaktan öteye geçmiyor.

Gelmiş geçmiş hiçbir hükümet, trafik kazaları için bir seferberlik ilan edemedi.

Hiçbir hükümet, kalıcı tedbirler alamadı.

Ülkede araçların çoğalması, altyapının berbat halinin daha da artması kazalara daha fazla davetiye çıkarıyor.

İşte dün, kazada eşi ve çocukları yaralandığı için onlara koşan bir anne canından oldu.

Neden böyle olsun?

Hani onca konuşma, konferans, panel, çalıştay ne oldu?

O kadar konuşulan, ortaya konulan görüşler neden hiçbir şeyi değiştiremedi?

Hep havaya mı yapıldı o öneriler?

Evet, galiba öyle oldu, çünkü düzelen hiçbir şey yok.

Hep teoride varız, düşündüklerimizi hayatın pratiğine uygulayamıyoruz.

Ne halkta ne de yöneticilerde trafik kazaları ile ilgili duyarlılık var.

Kimse canını düşünmüyor, sanki herkes ölüme koşuyor gibi…

Aşırı sürat, kırmızı ışık ihlalleri, araç kullanırken cep telefonunda konuşma hatta mesajlaşma, emniyet kemeri takmama, alkollü araç kullanma, arızalı, servisi yapılmamış araç kullanma ve daha birçok kurala uymama alışkanlıkları devam ediyor.

Bozuk, yıpranmış, çökmüş, delik deşik yollar, anayollara çıkan çok sayıda tali yol, kazaya davetiye çıkaran kavşaklar, su tutup sürücüleri hataya zorlayan yollar, anayola çıkarken sürücülerin görüş alanını kapatacak şekilde araçlarını park eden sürücüler, yurt dışından gelmiş ve trafiğimizi iyi bilmeyenlerin yarattığı sıkıntılar, sürücülerin görüş alanını kesen uzamış ağaç dalları veya uzamış otlar ve daha neler neler…

Bu ülkede kaza yapmamak mucize…

Trafiğe çıkan herkes, ölümle burun burunadır.

Merak ediyoruz, trafikteki çaresizliğimiz daha ne kadar sürecek?

Her ölümlü kaza sonrası, ah- vah çekip, kazaları tartışıyoruz, ölenlerin cenazesine gidiyoruz, sonra hayatımıza dönüyoruz, ta ki birkaç gün sonra yenisi olana kadar.

Bu şekilde kazaların üstesinden gelmemiz mümkün değil.

 

 

 

YORUM EKLE