Trafikte denetim ve bilinç eksikliğimiz var

Trafik suçlarında önlenemez bir artış var…

Neden onca uyarıya rağmen trafik suçlarında azalma yok?

Çok sayıda trafik kazasına, giden onlarca cana rağmen neden kurallara uymamakta diretiyoruz?

Neden acılar çektiğimiz, trafik kazaları nedeniyle gözyaşı döktüğümüz halde kuralsızlığa devam ediyoruz?

Hata yaptığını bildiği halde ölüme koşan bir millet olabilir mi? Oluyor işte…

Ülkemizde polise intikal eden ve “ceza davaları” olarak dosyalanan suçlardaki artış, en az ağır suçlardaki artış kadar korkutucu boyutta.

Trafikle ilgili işlenen suçlarda resmen bir patlama var.

Son 17 yılda ülkemizde 526 bin 762 ceza davası dosyalandı.

Bunların 429 bin 75’i ‘trafikle’ ilgili konularda.

Sanırız bu rakamlar, durumun ciddiyetini ortaya koyuyor…

2002’den 2018 yılına kadar olan ceza davalarında ‘polis’ ile ilgili konularda 93 bin 676, ‘diğer davalar’ olarak adlandırılan konularda ise 3 bin 232 dava dosyalandı.

Ceza davaları, ‘polis’, ‘trafik’ ve ‘diğer davalar’ olarak tanımlanıyor.

Bu süreçteki davaları, “yasa dışı toplantı”, “arazi ve mülke zorla girme”, “umumi yerde kavga”, “sarhoşluk”, “rahatsızlık çıkartma”, “sövme”, “polise yalan bilgi verme”, “intihara teşebbüs etmek”, “kumar” gibi suçlar oluşturuyor.

2002’de 19 bin 346 ceza davası dosyalanırken, 2012’deki dava sayısı 46 bin 915’e çıktı.

Rakam 2013’te 43 bin 30’a düştü ancak rekor 48 bin 589 davayla 2014 yılında kırıldı.

Rakam 2016’da 28 bin 122’ye geriledi. 2017’de 42 bin 538 olan dava sayısı, 2018’de 45 bin 830’a yükseldi.

Yukarıda özet olarak verdiğimiz istatistiki veriler, aslında trafik suçlarıyla ilgili hiçbir şey yapamadığımızı gösteriyor.

Yıllardır trafik suçları ve dolayısıyla trafik kazalarıyla ilgili “neler yapabiliriz?” diye tartışıp duruyoruz.

O kadar çok tartıştık ki, neredeyse artık tartışacak, konuşacak konu bırakmadık.

Çok sayıda öneri yapıldı, dünyadaki örnekler incelendi, makaleler yazıldı, dünyadan uzmanlar getirdik dinledik, konferanslar, çalıştaylar düzenlendi ama nafile…

Hepsi de boşuna gitti…

Onca öneri, onca konuşma, onca etkinlik, onca tartışma, bir işe yaramadı.

Bir arpa boyu mesafe kat edemedik ve trafik sorunumuz daha da arttı.

Sorunları tespit ettik aslında, trafikte canımızı ne yakıyor biliyoruz ama çare bulamıyoruz.

Aslında trafikte değil, ülkenin birçok sorununda benzer bir açmazımız var; sorun çözmeyi bilmiyoruz ya da çözecek iradeyi gösteremiyoruz.

Bir taraftan kazalarla büyük oranda zarara uğruyoruz, milli servetimiz heba oluyor, diğer yandan da canlar gidiyor.

Trafik kazasında kaybettiklerimiz, savaşta ölen vatandaşlarımızdan daha fazla.

Hal böyleyken, halen vatandaşlarımızın trafik kurallarına uymaması ve trafik cezalarının artış göstermesi ülkemiz adına bir hayal kırıklığıdır.

Aynı zamanda da düşündürücü... Ne kendi canımızı düşünüyoruz ne de başkasınınkini…

Trafikle ilgili çözüm bekleyen çok sayıda sorun var ama mesele trafik suçları olunca iş gelip yine denetime dayanıyor.

Denetim zaten bu ülkede hiç beceremediğimiz bir konu.

Yaşadığımız birçok sorunun nedeni denetimsizlik, aynen trafik suçlarıyla ilgili artışta olduğu gibi.

Denetimin sürekliliği ve bilinç, çok önemli…

Bilinçli bir toplum olamadık, trafik kurallarının sıkıntı yaratan şeyler değil, hayatımızı kurtarmak için, güvenliğimiz için olduğunu anlamayan bir toplum olmak üzüntü verici.

Denetimi de trafik kurallarına uymayı da “hayat biçimi” olarak benimsemedikçe sorun yaşamaya devam edeceğiz, trafikte canımız yanacak...

“Ah- vah” çekmek çare değildir, ciddi tedbirler almak şarttır.

YORUM EKLE