Trafikte ölmemek için şanslı olmak mı gerekir?

Siz istediğiniz kadar kurallara uyun…

Kırmızı ışıkta geçmeyin, sürat tahdidine uyun, emniyet kemerinizi takın, araç kullanırken cep telefonunda konuşmayın, alkollü araç kullanmayın…

Kusursuz bir sürücü olun, hatta ödüllük.

Ne fark eder ki?

Birisi başka taraftan gelir, üzerinize çıkar ve sizi öldürür.

“Ne fark eder?” derken, “kurallara uymayın” demek istediğimizi sanmayın.

Tabii ki trafik kurallarına uyun ama demek istediğimiz iş bununla bitmiyor.

Başkaları kurallara uymuyorsa, başkaları dikkatsizse, sizin için tehdide dönüşüyor.

Siz masum bir şekilde şeridinizde giderken, birisi kendi şeridinden çıkıp süratle gelip üzerinize çarpar ve sizi öldürür.

Son zamanlardaki trafik çarpışmaları, bu türden ölümlere neden oluyor.

Herkes ölene üzülüyor, “Yolunda masumca gidiyordu, suçsuz kabahatsiz öldü gitti zavallı” diye değerlendirme yapılıyor.

Suç dediğiniz nedir, masum dediğiniz nedir?

Suçlu suçsuz nedir ki?

Trafikte suçlu olana ölüm yakışıyor mu yani?

Suçu da olsa, suçsuz da olsa, trafikte kimse ölmemeli.

Evet insanız, üzülüyoruz, kendi yolunda giden birisine, başkasının gelip çarpıp ölümüne neden olması moralimizi bozuyor, duygusal ifadeler kullanıyoruz.

Peki trafikteki sorun duygusallıkla çözülebilir mi?

Duygusallık neye yarar ki?

Evet, çok ciddi bir sorunla boğuşuyoruz.

Trafiğe çıkanın evine sağ salim ulaşabileceği garantisi yok.

Yollar mezara dönüşmüş durumda…

Yollar, ölüm yolu olmuş…

Birçok insan uçağa binmekten korkuyor, hatta binse de korkuyla varıyor varacağı yere.

Halbuki otomobil kullanmak, uçağa binmekten bin kez daha tehlikeli.

İsterseniz istatistiklere bir bakın bakalım uçak mı daha tehlikeli yoksa trafikte araç kullanmak mı?

Trafik gerçekten çok daha tehlikeli…

Ötüken köyü girişinde dün saat 16.30’da meydana gelen ve bir kişinin ölümüne neden olan çarpışma da işte bahsini ettiğimiz vakaların bir benzeri.

38 yaşındaki Orun Cumayev’in kullandığı kamyon, karşı şeride geçerek, kendi şeridinde giden 47 yaşındaki Nefi Yazıcı’nın yönetimindeki salon araca çarptı.

Kazada, Nefi Yazıcı olay yerinde hayatını kaybetti.

Ne kadar tanıdık bir olay değil mi?

Yıllardır aynı şeyleri konuşup duruyoruz, konuşmakla sanki sorunlar çözülebiliyor…

Ne yapalım şimdi, bin kere yazdığımız şeyleri bir daha mı yazalım?

Başlayalım mı çözüm önerileri sunmaya, duymaktan bıktığınız şeyleri mi tekrarlayalım?

Gelmiş geçmiş hükümetler yıllardır trafiği sorun olarak görmüyorsa, “görüyorum” diyor da çare bulmakta yetersiz kalıyorsa, tedbir almaya çalışırken popülizm yapıp da bir arpa boyu ilerleyemiyorsa, biz daha ne yazalım?

Kaç kez öneriler sunalım, kaç kez başkalarının önerilerini aktaralım, kaç kez dünyadan örnek sunalım?

Olmuyor işte olmuyor, gelmiş geçmiş yöneticiler bu soruna çare bulamıyor.

Ne diyelim, “Trafikte ölmemek için, şanslı olmak için dua edin” mi diyelim?

Bu mu kaldı söylemediğimiz, bunu mu diyelim, işi duaya, şansa, kadere mi bırakalım?

Siz söyleyin Allah aşkına, söylenmedik ne kaldı bu konuda?

YORUM EKLE