Tüketici fiyatları (pahalılık) rekora koşuyor

Bu yılın şubat ayı tüketici fiyatları(Enflasyon) açıklandı. Buna göre aylık enflasyon yüzde 7.11, 2 aylık enflasyon toplamı yüzde 12.98 ve şubattan, şubata yıllık enflasyon oranı da yüzde 64.30 olarak gerçekleşti.
Geçen yıl ise, 2 aylık enflasyon yüzde 0.46, ayni dönemdeki yıllık enflasyon ise yüzde 12.93 idi. Aradaki büyük farkı görebiliyorsunuz. Tabi ki bunun en önemli nedenleri, özellikle döviz kurlarında, petrol fiyatlarında, gıda fiyatlarındaki global yükselmeler ve ithalat maliyetlerinin de artması ile,  buna bağlı olarak ülkedeki tüm mal ve hizmetlerin fiyatlarının da zamlanmasıdır.
Bilindiği üzere, yurt dışından ülkemize gelen pek çok mal ve hizmet, dövizle fiyatlanıyor ve kurların artması ile yükseliyor. Bu da bize pahalılık olarak yansıyor.
Türkiye’de ise, şubat ayı enflasyon oranı yüzde 4.81, yıllık enflasyon oranı da yüzde 54.44 olarak gerçekleşti. Yani, şu anda bizdeki yıllık enflasyon oranı, Türkiye’den yaklaşık yüzde 10 (on puan) daha yüksek düzeydedir.
 Dünyada petrol fiyatları yükseldiği zaman ve TL değer kaybettiğinde, bu durum piyasamıza zam olarak yansımaktadır. Son dönemde petrol fiyatları, 80 dolar düzeyinden, Ukrayna-Rusya savaşı ile birlikte 130 dolar seviyelerine fırladı. Akaryakıt ve gaz ürünlerinin bizim endeksteki ağırlığı yüksek olduğu için, piyasamızda zamlarla birlikte, enflasyonu da artıyor.
Ülkeye gelen  ürünlerin çoğunluğu dövizle ithal edilmektedir. Bu durum ithalat vergilerinin döviz fatura üzerinden hesaplanmasından dolayı malların ülkeye giriş maliyetini artırmakta, piyasaya zam ve pahalılık olarak yansımaktadır.
Gıda ve Alkolsüz içecekler ana grubunu oluşturan ürünlerin ortalama yıllık hayat pahalılığı oranı(enflasyon) yaklaşık yüzde 77’e ulaşmıştır.  Halkın temel ihtiyaçları olan gıda, sağlık, akaryakıt ve gaz ve en sonunda yapılan okkalı elektrik zamları, vatandaşları perişan etmektedir.
Örneğin, benzinde 1 yılda ortalama yaklaşık yüzde 126, Euro dizelde yüzde 144 zam yapılmıştır. Gaz da yüzde 133, ekmekte yüzde 104, Hellimde yüzde 70, sütte yüzde 81, yoğurtta yüzde 72, tavukta yüzde 86, yemek yağında yüzde 105 düzeyinde zamlar yapılmıştır.
Neredeyse, bütün mal ve hizmetler de gerçekleşen zamlar, hayatı günden güne pahalılaştırmış ve bu da rekor düzeyde enflasyon rakamlarına yansımıştır.
 Yapılan elektrik zammı, ülkede pahalılığı ve enflasyonu daha da artıracaktır. Elektriğin ekonominin en büyük girdi maddelerinden biri olması nedeniyle, bu zamlardan dolayı ülkedeki tüm mal ve hizmetlerin fiyatı daha da pahalılaşacaktır.
Tüm mal ve hizmetlerin fiyatının zamlanması, pahalılığı ve enflasyonu artıracak, bu da hayat pahalılığı ödeneğinin aşırı büyümesini ve bütçeye yükünü oldukça ağırlaştıracaktır.
Öte yandan, Rusya-Ukrayna savaşından dolayı rekor düzeyde artan petrol fiyatları ve yükselen kurlardan dolayı önümüzdeki günlerde akaryakıt zamlarının devam etmesi bekleniyor.
Yapılan okkalı elektrik zammı da, hem halkımızı hem de ekonomimizi perişan edecektir. Elektrik, akaryakıt, gaz ve diğer tüm mal ve hizmetlerdeki zamlar, bu yıl, uzun yıllardan sonra rekor enflasyon( hayat pahalılığı) oranları ile karşılaşacağımızı göstermektedir. Özellikle Mart ayı ile birlikte bunu daha rahat görebileceğiz. Korkum, üç haneli enflasyonla karşılaşmamızdır.
Bu bağlamda, yapılan elektrik  zammının,  hükümet tarafından yeniden değerlendirilmesi şarttır. Elektrik zammının, önemli bir kısmının vatandaşa yansımaması için, Maliye Bakanlığı kendi üstüne alarak, zammın maliyetinin önemli kısmını  üstlenmelidir. Ayrıca, elektrik üzerindeki yüzde 10 KDV oranı da indirilmeli ve halk yararına kullanılmalıdır.
Özellikle, Elektrik ve akaryakıt zamları, piyasadaki mal ve hizmet  fiyatlarını devamlı arttıracak, alım gücü günden güne eriyen vatandaşlar da, iyice fakirleşecektir. Üreticinin en büyük girdi maliyetlerinden biri olan  elektriğin fiyatının arttırılmasının bir diğer etkisi de, azalan talep ve tüketimden  olumsuz etkilenen piyasanın daralacak olmasıdır.
 Bu çerçevede, satılamayan mal ve hizmetlerle, ödenemeyen elektrik faturaları, üretimi ve ticareti  durduracak, iş yerleri kapanacak, işsizlik aratacaktır. Neticede,  daralan piyasa Maliye Bakanlığı’nın, artan işsizlik de sosyal güvenlik kurumlarının gelirlerine darbe vuracak ve genel ekonomiyi daha da krize sokacaktır.
Sözün özü şudur. Ülkedeki zam ve pahalılığın bir nebze olsun önlenmesi ve enflasyonun rekor düzeylere ulaşmaması  için, devletin ithalatta kur sabitlemesi yapması, yerli üretimi desteklemek şartı ile,  temel gıda, ilaç ve temizlik ürünlerinde ithalatta uygulanan katma değer vergisi, fon ve stopajın düşürülmesi, akaryakıt zamlarının bir kısmının halka yansımaması için Fiyat İstikrar Fonundan karşılanması ve elektrik zammının makul ve ödenebilir düzeylere dönüştürülmesi gerekmektedir. Aksi halde, ülkede zam ve pahalılık rekorları kırılacaktır.

 

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104