Turizm Ekonomisinde Tax Free Dönemi

   Uzun zamandır gündemimdeydi. Yoğun geçen günlük turizm siyaseti belki de tax free konusunu sürekli ertelememe vesile oldu.
   Bütün çağdaş turizm destinasyonlarında olduğu gibi tax free çok yakınımızdaki destinasyonlarda da kullanılan bir yöntem olarak hep karşımıza çıkıyordu. Yoğun uğraşlarımız sonucunda Maliye Bakanımız Sn Serdar Denktaş ve Müsteşarları Özdemir Kalkanlı ve Cengiz Çoli ile tax free olayı yaklaşık üç haftadır ülkemizde de uygulanmaya başlandı. Özellikle Özdemir Bey benle birlikte çok emek harcadı kendisine son derece müteşekkirim.
   Bu açılımlar aslında bir vizyon işidir. Gelen turistleri veya ziyaretçileri yasalar nezdinde ülkenizde daha fazla alış veriş yapmaya yönlendirirken, onlara yaptıkları harcamalar sonucunda ülkenizde hiç kendilerine avantaj sağlamayan katma değer ve buna benzer diğer vergilerden muaf tutarak fiyat rekabeti sağlamaktır.
   Geçmişte Kıbrıs’ta turizm sektörünün makroekonomik etkilerini inceleyen önceki çalışmalar turizm talebinin vergi geliri üretme potansiyeline maalesef hiç yoğunlaşmamışlardır. Hep yıllardır konuşulan ülkenin çok önemli yerlerinin Free -trade olma çalışmaları bu hareketin aslında tüm ada geneline yayılma durumudur. Belki Kuzey Kıbrıs Ekonomisini baştan değiştirecek ; dünyaya farklı bir ekonomik kanal ile entegre olabilmenin de bir tanesi serbest ticari bölge. Free Trade Zone son yıllarda bölgemizde müthiş bir yoğunluk kazanan hidro karbon yataklarının Kıbrıs Türklerinin çıkarlarını gözetecek şekilde Anavatan Türkiye ile birlikte ekonomimize kazandırılması Kıbrıs Türklerini bölgenin en zengin toplumlarından birisi yapar. Ancak o sürece kadar olabilecek ekonomik açılımların hepsinin yapılması gerektiğini düşünüyorum.
***
Turistlerin nabzı tutuldu
   Özellikle Ercan ve Lokmacı Sınır kapılarından yaklaşık sekiz yüz giriş çıkış yapan kişilere bazı sorular sorduk.
Elektronik cihazlar, parfüm, konfeksiyon ürünleri gibi lüks tüketim malzemelerinin Kuzey Kıbrıs bölgesindeki fiyat anlamında rekabetçiliğini ölçtük. Özellikle Euro ve GBP gibi para birimlerinin ülkemizde sıkça Türk Lirası gibi kullanılması Parite anlamında milli paramıza karşı avantaj sağlarken; genel ülke ekonomisi içerisinde bunun avantaja da dönüştüğü zamanları da yaşıyoruz. Örneğin akaryakıt için Güneyden Kuzeye gelen Rum komşular; restoranlarda yemek yemeye başlayan yerleşik yabancılar vs gibi.
   Buna bağlı olarak; ülkemizde turizm talebi ile vergi gelirleri arasında istatistiksel olarak açıklanabilir ve uzun süreli bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Anketlere göre; turizm taleplerini oluşturan artış, vergi gelirlerini pozitif yönde etkilemektedir. Özellikle kaynakların daha etkin ve verimli kullanımının çok önemli olduğu Kuzey Kıbrıs Ekonomisinde daha çok vergi geliri amaçlayan hükümetlerin uygulamaya sokacakları kamu politikalarıyla turizm sektörünü daha çok özendirmesi gerektiği söylenebilir.
   Turizm sektörümüzde 2024 OVP ( Orta Vadeli Plan ) olarak açıkladığımız hedefler içerisinde belirttiğimiz 40 Bin yatak, 2 Milyon Turist ve 2 Milyar USD gelir aslında ülkemizin dış ticaret açığını tek başına kapatarak hatta artıya geçirecek en önemli ekonominin mekanizmadır.
   Ülkelerin de turizm sektörüne verdikleri önem ve izledikleri turizm politikaları da bunda etkili olmuştur. Öte yandan turizm talebinin artması aynı zamanda ziyaret edilen bölgelerin ve ülkelerin refahına da önemli katkılar sağlamaya devam etmektedir (Sinclair & Stabler, 1997).
   Ülkemizde her şeye rağmen konaklamalı turist sayısında 2017-2018 e göre % 2.4 lük bir artış ve yine de turizm gelirlerinde de bu iki yıl mukayese edildiğinde yine yaklaşık doksan milyon dolarlık bir yükselme mevcuttur.
   Turizm talebi, ülkelerin milli geliri, istihdamı, vergi gelirleri, ödemeler dengesi, destinasyon
merkezlerinin kültürel yapısı üzerinde belirgin etkilere sahiptir. Bir ülkede artan turizm talebi aynı zamanda ilave gelir, istihdam, üretim ve vergi geliri anlamına gelmektedir. Ayrıca, turizm talebindeki değişimlere bağlı olarak turizm firmalarının kazançlarının değişmesi kamu sektörünün vergilendirme ve kamu hizmetleri tercihlerini de değiştirmektedir. Dolayısıyla turizm talebinin, bireylerden hane halklarına, özel firmalardan ve kamu sektörüne ekonominin tüm kesimlerini etkilediği söylenebilir (Sinclair, 1997; Vanhove, 2005).
***
Turizm Talebinde artış neleri getirir?
   Kuzey Kıbrıs ölçeğinde hep turizm talebindeki artışın nasıl sağlanacağına yönelik alternatifler geliştirmeye çabalarken; turizm talebindeki artış girişmelerinin de ekonominin çarkları içerisinde önemli maliyetleri de vardır.   Hep savaş verdiğimiz ve bu yönde talebinin artmasına yönelik atılan her olumlu adım ekonomide harcamaların artmasına sebep olur. Hep özlediğimiz ve ekonominin turizm bacağındaki çarpan etkisi ( multiplier effect ) karşımıza daha etkin elektrik üniteleri, güzel yollar, havaalanları, yerel yönetim hizmetleri, su tüketimi, mutlu bir esnaf topluluğu gibi etkenler olarak karşımıza çıkmaktadır. Toplumda kısacası turizme yönelik yatırımlar çoğalarak bu sektörde ekmek yiyen ve yediren kişiler artar.
   “ Ekonominin arz-talep yapısı, turizm talebinin fiyat- gelir esnekliği gibi faktörlere bağlı olarak yabancı turistlerce yapılacak olan harcamalar bir ekonomide toplam talebi yükselterek enflasyona da neden olabilir. Ayrıca turizm destinasyonlarında, turizm aktiviteleri için gerekli olan yerlere yönelik olarak ortaya çıkan ilave talep, mülkiyet ilişkilerini ve gayrimenkullerin değerlerini etkileyerek ulusal gelirin dağılımını da etkiler.

Bunların dışında turizm talebinin, çevresel, sosyal ve kültürel nitelikte ancak ekonomik olmayan bir takım fayda ve maliyetleri de söz konusudur (Sinclair, 1997; Kreag, 2001).”
   Kalkınma süreçlerinde özellikle kaynak problemi çeken gelişmekte olan ekonomilerde, turizm sektörü ekonomik gelişmenin en önemli alternatif kaynaklarından biridir. Gelişmekte olan ekonomilerin pek çoğu, turizm sektörüne ciddi kaynak ayırarak uluslararası turizm pazarında cazip destinasyon merkezi olabilmeyi amaçlamaktadır. Bu gayretler, turizm sektörünü temel ekonomik faaliyet alanlarından biri haline getirmektedir.   Turizm ülkelerin döviz pozisyonlarına geleneksel mal ihracatından elde edilen gelirlerden daha fazla katkı sağlamakta, kronikleşen döviz açığını ilave döviz girdisiyle azaltmakta, kurları dengelemekte, sermaye malları ithalatı için ilave finansman imkânı sunmakta, tam ve yarı-zamanlı istihdamı arttırmakta, ulusal ve kişisel geliri arttırarak devletin topladığı vergi gelirlerinin de yükselmesine neden olmaktadır.

Benzer kaygılar ile Türkiye de turizm sektörünün geliştirilmesi ve ülkede turizm talebinin arttırılması hususunda kayda değer politik hassasiyetler göstermektedir.
   45 milyona yakın turist ağırlayan ve dünya turizm pazarında 184 ülke içerisinde 14. sırada bulun Türkiye, turizm sektöründen sağlanan yaklaşık 36 milyar dolarlık gelire ve 600 bin kişilik istihdam ile 2018 yılını kapatmıştır.
   Bu gelir ve turist sayısı; orantısal anlamda rakip destinasyonlar içerisinde düşük seviyededir. Kısacası gelen turist ülkeye yeteri kadar para bırakmamaktadır. Bunun sebepleri tabii ki çok farklıdır onlar zaten başlı başına başka bir makalenin konusu olur ancak bunları gidermenin yollarından birisi alış veriş ( shopping ) hareketini etkin kılmaktan da geçmektedir .
***

Tax Free Sistemi yeni bir başlangıç
   Bazı mağazalarımızda ( ör Memduh Erdal Parfümeri vs ) tax free olayının başladığını ve yavaş yavaş bir hareketin gözlemlendiğini görmekteyiz.
   Müşteriler yaptıkları alışverişleri devletin belirlediği yerlerde gidip beyan edilen fişler veya fatura karşılığında yaptıkları harcamaların bir kısmını geri alabilecekler.
   Bunlar maliye tarafından geçmişte değiştirilen tüzükler ile şimdi aktif bir şekilde yürürlüğe konulmuş durumda.
   Bu avantajları iyi bilirsek hem turistin cebi kazanır hem de ülke ekonomisi. Yaygınlaşması hepimizin ortak dileği olmalı ...
   Bu vesile ile turizm dolu bir sezonun bizlerle olmasını dilerim.

 

YORUM EKLE