Turizm Sektörümüzün Türkiye’de tanıtma ve pazarlama anlamında kabuk değiştirmesi şart

Çok uzun zamandır yazmayı düşünüyordum ama belki de doğru zamanı tam seçemiyordum. Hep yıllardır çok ciddi anlamda rahatsız olduğum bir şey var.

O da Yunan adalarının Türkiye`de bu denli ön plana çıkması… Belki bir pazarlama tekniği mi dersiniz, serbest piyasa koşulları mı dersiniz, ulaşım kolaylığı mı dersiniz, hatta seyahat ucuz mu dersiniz.

Tüm bu argümanlara saygı duymakla beraber, yanlış da değil açıkçası… Zaten turizm sektörü, öncelikle din, dil ve bu gibi unsurların ortadan kalktığı, müzik sektörü ile birlikte dünyanın en evrensel ve barışçıl iki dinamik unsuru.

Bir anlamda da bu iki dünya dili benim hayat felsefem aslında. Beni ben yapan en önemli iki unsur…

“Turizm Hayattır, Müzik Barıştır”… Belki de insanlar ve toplumlar arasındaki barışı, kardeşliği, dostluğu bu denli sevdiğim için hayatımın merkezinde turizm ve müzik vardır.

Bu kadar barışçı ve evrensel dili benimseyen bir kişi olarak da öncelikle büyük bir kısmı ile kendimizi yargılamamız gereken ve rahatsızlık duyduğum ülkemizin Türkiye`de tanıtılması ve pazarlanması anlamında yıllar boyu süregelen eksikliklerin giderilmesi anlamında takip etmemiz gereken yol haritasını kaleme almak istedim.

Biraz manşetlerde dolaşalım…

“Ege kıyılarına yakın Yunan adalarına tatil yapmayı tercih eden Türk Turist sayısı hızla artıyor” . “Geçen yıl Çeşme Limanından 60 Bin Türkün girdiği Sakız adası, 2019 yılında 100 bin Türk Turist hedefliyor” “. Ramazan bayramında oteller dolunca Türk Turistler Sakız adasında ev ve daire kiralamaya başladı”.

“Yunanistan’ın hedefi Türk Turistleri ülkeye çekmek” “Ege turizmine Yunan adaları rakip oldu” “Yunan adalarındaki ucuzluk Ege Turizmine rakip oldu”.

“Türk Turistler Yunan adalarında kesenin ağzını açıyor”.

İnanın onlarca daha manşet örneği verebilirim… Müthiş bir Türk turist potansiyeli var anlayacağınız.

Düşünün; Yunan adalarına giden turistler Alman Turistlerin bıraktığı para ile kıyaslandığında Yunan makamlarının açıkladığı rakamlar ise gerçekten çok düşündürücü. Yunanistan Seyahat Acenteleri Birliği Başkanı Lisandros Tsilidis “ Türklerin özellikle geçmişte Sakız ve Midilli gibi adalara yönelirken, bu yıl Mikonos ve Santorini gibi adaların da çok sayıda Türk Turist tarafından tercih edildiğini görüyoruz. Bundan çok memnunuz çünkü bir Almana göre kıyaslandığında en az üç katı daha fazla para harcıyorlar”. Açıklamaları gerçekten çok manidar..

Elde ettiğim bilgilere göre bu sezon en az 2 milyonun üzerinde turistin yine Yunan adalarına seyahat edeceği beklenmekte. Bu rakam hatta rekor kırıp iki milyon üç yüz bin seviyelerinin de üzerine çıkabilir.

***

Rahatsızlığım tam da bu noktada…

Hep yıllardır üzerine basa basa söylediğim bir unsur var. Bu küçük Osmanlı Adasının ve üzerinde ecdadının yaşadığı Kuzey kısmının topraklarının turizm ülküsü için acilen hem Anavatan Türkiye ve KKTC yetkililerince seferberlik ilan edilmeli.

Kuzey Kıbrıs turizm seferberliği… Geçmişte çok konuştuk, Adaya şu kadar daha Türkiye den turist gelmeli, bu kadarı bu amaçla geliyor, adanın kuzeyini Türkiye’de tanıtamıyoruz vs vs… Engel mi var bunu yapmak için? Bence hayır. Şimdiden Türkiye`de TC makamlarınca özellikle TÜRSAB ve Adanın Kuzeyini pazarlayan yetkililer ile acil kriz masaları oluşturulmalı ve stratejik anlamda Kuzey Kıbrıs destinasyon imajı, destinasyon markası, ulaşımı ve fiyat politikaları anlamında sempozyumlar, davetler, toplantılar düzenlenmeli.

Bu hareketin ilkini temmuz sonunda Turizm Bakanımız Sn Ünal Üstel`in verdiği talimat ile bütün sektör yetkililerimiz ile birlikte İstanbul`da gerçekleştiriyoruz.

Ancak bunlar bir ortak vizyon ve planlama unsuru olarak ele alınmalı ve adım adım ilerlenmeli. Bunun için izlenecek olan yol haritamızı da belirledik.

Yol haritamızda neler var?

Öncelikle bu yazıyı yazmama vesile olan en büyük örnekler her gün Türk Televizyon kanallarında dolaşan “ Hangi Yunan Adasına gitsem acaba? Diyen bir rezervasyon portalının reklam yüzü olan kızın, bilgisayarından Yunan Adalarını search “ arama “ yapması ve en son da yine önde gelen bir TV kanalının “Şimdi Mikonos`da Sirtaki Zamanı…”

Damarlarımdaki Osmanlı Kanı her ne kadar da humanist olsam beni rahatsız ediyor ve üzülüyorum...

Gerekirse mesaimin her saatini tanıtma ve pazarlama anlamında bu algıyı nasıl değiştireceğim düşüncesi ile geçse bile bu işe her şeyimle zaman ayıracağım…

Türkiye’nin nüfusunun en az elli milyonunun yaşadığı illerde büyük tanıtma ve pazarlama günleri yerine haftalarının ayrılması gerekli. Bunu da yapacak gücümüzün olduğuna inanmaktayım.. Biraz daha örnek verecek olursam; bütün büyük kentlerin belediyeleri ile Kuzey Kıbrıs seferberliği ilan edilerek tüm billboardlar, digital ekranlar Kuzey Kıbrıs temasını farklı unsurlar ile yansıtacak. Görsel ve yazılı basının usta kalemleri ve yüzleri Kuzey Kıbrıs’a davet edilerek adada en az dört beş gün köşe bulacak gezdirilerek bu insanların Kuzey Kıbrıs algısının Türkiye`de değişmesine yardımcı olacak unsurların doğmasına olanak sağlayacak unsurlar oluşturulacak.

Sosyal medya fenomenleri ile Türkiye’de bu işlere ön saflarda yer alan kişiler ile temas edilerek adeta adanın Kuzey Kıbrıs anlamında turizm elçisi olmaları sağlanacak. Bir de en önemli avantajlarımızdan bir tanesi Türkiye`de meşhur olan müzisyenlerimiz ve sanatçılarımız…

Onlardan da bu anlamda yardım istenecek ve birlikte çalışılacak.. Bugün herkesin cebinde olan akıllı telefonlarda android ve IOS uyumlu aplikasyonlar ile Kuzey Kıbrıs Turizm destinasyonunun Türkiye`de sürekli gündemde olunmasına olanak sağlanacak..

Düşünün Kuzey Kıbrıs 2018 yılı sonunda Türkiye`den konaklamalı 550 Bin üzerinden turisti ağırlamış. Ortalama kalış süresi yaklaşık dört gün. (3,6 tam olarak ..) Bu rakam Türkiye`mizin yetkilileri ile ortak belirlediğimiz beş gece konaklamadan uzak...

Bu kalış süresi genel ortalamanın yaklaşık olarak yüzde 70 seviyesinin Anavatan Türkiye`den geldiğini düşünür isek ( son beş yılın istatistiklerinin ortalaması ) marketing dilinde primary market ( ana Pazar olarak ) en fazla yoğunlaşmamız gereken destinasyonun Türkiye olduğu aşikardır. Bu oran sayı ile altı yüz elli bin ( 650 Bin ) konaklamalı turiste gelmektedir.

İlk üç destinasyon içerisinde son beş yıldır Almanya ve ondan sonra da İngiltere gelmektedir. Bu iki pazara da yeni kabuki değiştiren hamleleri de yapmaya hazırlanıyoruz.

Hal böyle iken Kuzey Kıbrıs’a altı yüz elli bin konaklamalı Turist ve sadece Yunan adalarına iki milyonun üzerinde Türk Turist size de mantıklı geliyor mu? Bana hiç gelmiyor. Bu yüzdendir ki, artık hem KKTC, hem de TC yetkili makamlarının, Tur operatörlerinin, acentelerinin, Sivil toplum kuruluşlarının ele ele vererek, 2024 turizm stratejik planı çerçevesinde Kuzey Kıbrıs Turizm Sekıtörünün hak ettiği atılım ve değişimleri yapmaya baş koyacak adımların atılması ivedilikle ajandamızın birinci konusu olmalı. Kolay mı?

Hayır değil. Zor mu? O hiç değil… Yapısal dönüşüm programı çerçevesinde yola çıkılan hedeflerimiz için adımlarımızı attık . TC Kalkınma ve İşbirliği ofisince güzel bir işbirliği içerisinde de sonlandırıyoruz bile.

Turizm dolu günler bizlerle olsun.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Aziz Kent
Aziz Kent - 5 ay Önce

Turizm ve ulasim
Ulasim Turizm ile pazarlamayi beraber getirir inancindayim guzel bir yaziya katkim

banner108

banner107

banner88

banner96