Turizm sektöründe bütçe ve finansman açısından devlet misyonu

Devletimiz turizm ekonomisi adına son yıllarda bütçe gözlüğü ile arzu edilen ivmeyi artıracak hamleleri gerçekleştiremiyor.

Bu hamleleri vites yükselterek hayata geçirmek vizyon , öngörü ama Kuzey Kıbrıs'ta en önemlisi mutlak "Finansman ve Bütçe " işi.

Herkes kendine göre en iyisini yapmaya çalışmakta şüphesiz ama bu iyi niyetler çok sınırlı ve atılım yapmaya yetmiyor.

Sonra tüm kesimlerde hayıflanmalar başlıyor.Yok turizm İtalya'da öyle, Fransa'da böyle, vs vs .Altı çizilmesi gereken bir realiteyi belirteyim.

"Turizm siyaseti hiç bir zaman istikrar rayına oturamayacak çünkü karar vericilerin ömrü iyimser bir görüşle bir buçuk en fazla iki yıl sürüyor tabii ki istisnalar hariç" Bu karar vericiler de tam da üretken ve verimli olmaya başlıyorlar ki turizm siyaseti sil baştan tekrar dizayn ediliyor, yani şekillenmeye başlıyor.

"Bu yüzdendir ki turizm endüstrisi devletin kontrolünde özerk bir birim tarafından yönetilmeli ve seçilen kişiler en az beş yıllığına bu ülkenin turizm sektöründe bir istikrar için uğraşmalı. İşin içerisinde mutlaka STK’lar , (KITOB , KITSAB, CIB , RESTBIR , ve KITREB), buraya uçan Havayolu şirketleri, Turizm Profesyonelleri de olmalı. Bakın Türkiye bu açığı gidermek için Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde" Turizm Geliştirme ve Yatırım Ajansını" kurdu.

İşte burada meselenin özüne inmek lazım. Çok uğraş vermemize rağmen biz böylesine özerk bir yapıyı Turizm Geliştirme Ajansı veya Örgütünü kuramadık.

Burada belki de yazıya başlık olacak gerçeklik karşımıza çıkıyor. Her şey sonunda bütçelere takılıyor. Aslında Kuzey Kıbrıs Turizm endüstrisine verilen önem doğrudan genel bütçe ile isimlendirilmelidir.

Genel KKTC bütçesi içerisinde 2019 yılında ( 124 Milyon TL ) idi. Yani 5.6 Milyar TL’nin % 2,45’i.

Turizm ve Çevre Bakanlığı bütçesi içerisinde sadece 12 Milyon TL olan Tanıtma ve Pazarlama bütçesi diğer TCB bağlı daireler içerisinde en fazla bütçeye sahip olmakla beraber, genel anlamda bu ayrılan bütçe, turizm sektöründe bırakın vites büyütmeyi, bu anlamda adım bile atmanıza imkan tanımayan en büyük dezavantaj olarak karşımıza çıkmaktadır.

Tanıtım ve pazarlama için ayrılan para bu anlamda gerçekten de çok azdır.

Cesurca ne yapılmalı?

Hep bu bütçe dönemlerde, STK temsilcileri ile bir çok yapıcı ancak ucu açık ve sonuç alınamayan  toplantılar yapılıyordu.

Hep anlatıyorduk ve durumun ne kadar vahim noktada olduğunu vurguluyorduk. Bu toplantılarda bazı özel sektör temsilcileri devletten bile büyük bütçeli turizm hamleleri yapabildiklerini belirtirken devlet olarak bizlerin  daha iyi şartlarda bütçeler oluşturması  gerekliliği üzerinde duruyorlardı.

Haklıydılar da gerçekten. Biz devleti temsil ediyorduk çünkü. Artık neyin nasıl yürüdüğünü ve nasıl çaresizlik içinde olunduğunun anlaşıldığını düşünüyorum.

Aslında STKların bu bütçe darlığı konusunda ne gibi hareketler ve açıklamalar yapacaklarını da merak ediyorum…

Öyle şapkadan kimse tavşan çıkarmayı beklemesin çünkü devletin bütçe anlamında imkan ve kabiliyetleri bu anlamda çok yetersiz.

Devam edecek olursak, bir de üstüne üstlük, TC kanadında teşvik ödemelerine istinaden gecikmelerin yaşanması ve alacakların adeta bu ay ödenecek, önümüzdeki ay para geliyor diye diye bu hak ediş alacakların adeta şehir efsanesine dönüşmesi tamamen sektörü çıkmaz bir yola doğru itiyor.

Anavatan Türkiye'nin kendine göre bu ödemelerin yapılamamasının mutlaka geçerli sebepleri de çoktur muhakkak.

Örneğin içerisinden geçilen ekonomik dar boğaz, dış ticaret açığının tüm alınan tedbirlere rağmen artması , ardı ardına gelen ve ülkemizin bekası için gerçekleştirilen haklı sınır dışı operasyonlar, Kuzey Kıbrıs'a para transferinde gecikmelerin yaşanmasına sebep oluyor.

İşin matematiği bu son paragrafta aslında. Peki devlet kanadında ne yapılmalı sorusunun cevabı ise son günlerde sıkça kullandığım hiç kelimelere turistik tur attırmadan doğrudan söyleyeyim.

Kendi ayakları üzerinde duran bir mali yapı oluşturmak. E nasıl olacak bu iş? En az on hamle var ama 5 hamle ile biraz açılım yapalım diğerlerini de günü geldiğinde söyleriz.

1- Casino imtiyaz ve diğer alınan tüm vergiler ( lisans, masa ve makine başına alınan ücretler ) doğrudan TÇB bütçesine aktarılacak.

2- Tüm limanlarda toprak bastı ve uçak alan vergileri artırılacak.

3- Kara sınır kapılarından geçen her taşıt için alınan sigorta gelirleri bir miktar daha artırılarak kurulacak olan Turizm geliştirme Fonu, ajansı,  gibi bir merkezde toplanacak.

4- Konaklama gerçekleştiren her misafir ( turistten ) geceleme başına 1 TL alınacak. Geceleme sayısı ile çarpın ne kadar ettiğini de iyi hesap edersiniz.

5- Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne gelen her uçak ve gemi yolcusundan ( concession fee yani imtiyaz ücreti ) alınmalıdır.

KDV filan değildir bu ve bunu tüm havayolu şirketleri Türkiye'de Ulaştırma Bakanlığına ödemektedir ama bizde böyle bir uygulama yoktur. Buradan da kısacası her kesilecek biletten, e bilet vs olsun ayrıca bir katkı alınmalıdır.

Şimdi bir çoğunuzu duyar gibiyim, neden siz icraatta iken yapmadınız? Diye soruyorsunuz belki de. Tam da bunları yapmak için dörtlü koalisyon döneminin Başbakanı Sn Tufan Erhürman ve Bakanlar kuruluna kendi alanlarında diğer müsteşar arkadaşlarım kendi bakanlıkları ve ben de turizm bütçesinin artırılmasına yönelik turizm sunumu yaptım ki bir hafta sonra hükümet bozuldu.

Türkiye'de Turizm Mali Bütçesi

Şimdi bu anlamda Türkiye'de teşvikler ve gelen turistlere rakamlar ile bakalım. Türkiye çok yakın bir zamanda açıklandığı üzere 2019 yılının ilk dokuz ayında 41,6 milyon turist ağırladı.

26.63 milyar dolar gelir elde etti. Birinci sırada Rusya Federasyonu, ikinci Almanya ve üçüncü sırada da İngiltere olmak üzere ilk üç sırayı paylaşan ülkeler oldular.

Bu rakam turist başına elde edilen uluslararası gelirden ( kişi başı bin USD ) çok uzakta ve TC bir türlü bunu aşamıyor.

Aşamayacak da çünkü Türkiye Destinasyon olarak bu kadar çok turist misafir etmesine rağmen, imaj ve marka değeri olarak şampiyonlar Ligi'nde değil.

Geçenlerde TC medyasını takip ettiğim kadarı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarının 2020 yılı bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda bakanlığının bütçesi ile ilgili bir sunum yapan Mehmet Ersoy, bu yılın 10 ayında 90 seyahat acentesine 796 milyon lira ödeme yapıldığını, yaklaşık 100 milyon lira daha ödeme yapılarak uçak yakıt desteği ödemelerinin 2019 yılı sonunda tamamlanacağını söyledi. Bunlar sadece hava yolu ile gelenler. Peki deniz yolu ile gelenlerin durumu ne durumda?

Türkiye'ye kruvaziyer gemi ile turist getiren A grubu seyahat acentelerine destek sağlanması amacıyla da yıl başından itibaren 7 turizm firmasına 15,8 milyon lira ödeme yapıldığını belirtti. Bakanlığına bağlı gelişmeleri anlatan Ersoy özetle

"2019 yılından sarkan teşvik ödemelerine istinaden 2020'de 20 milyon lira ödeneğe ihtiyaç duyulmaktadır. İleriye dönük kruvaziyer rezervasyonları çok iyi gitmektedir. 2020 yılı mart ayı itibarıyla hizmete girecek olan İstanbul Galataport limanımızın, 2021 sezonu itibarıyla tam kapasiteye geçeceğini öngörüyoruz. 2022 sezonuna yetiştirilmek üzere 2020 Haziran sonuna kadar Yenikapı'da yeni bir cruise port ihalesine Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız ile birlikte çıkacağız." dedi.

Ülkenin tanıtımı ve turizm hedefleri için Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme ajansı kurulduğunu da belirten Ersoy, "2019'da tanıtım bütçemizi 72 milyon dolara çıkardık. 2020'de ise ajansın desteğiyle 125 milyon dolarlık gelir öngörüyoruz. 55 milyon dolar biz aktaracağız. Toplam bütçesi 180 milyon dolara çıkmış oluyor. Aşamalı olarak 2021'de 200 milyon, 2022'de 210 milyon, 2023'te 220 milyon dolara çıkan bir tanıtım bütçesi olacak." diye konuştu.

Bakanlık Bütçesine ayrılan pay ne kadar?

Bakanlığı ve ilgili kuruluşlarının 2020 bütçesinin 5 milyar 127 milyon 247 bin lira olarak öngörüldüğünü belirten Ersoy, bütçenin 3 milyar 770 milyon 83 bin lirasının cari bütçe, 1 milyar 357 milyon 164 bin lirasının da yatırım bütçesi olarak planlandığını söyledi.

Türkiye genel bütçesi içerisinde bu oran binde dört buçuk ..885 Milyar TL resmi açıklanan 2019  Devlet bütçesi .

Hem Avrupa'da ilk dört turizm destinasyonu olacaksınız hem de bütçeniz sadece binde dört buçuktan beş olacak Bu işte gerçekten de bir tuhaflık var .

Bu tablolar ışığında 2020 için TC'den ülkemize süratle kaynak aktarılırsa durum kurtarılır ama aksi bir durumda turizm endüstrisi ve ekonomisi çok zor günler yaşar.

Bekleyip nasıl bir limana doğru gideceğiz diye de endişeleniyorum açıkçası… Her an her şey olabilir ve köprünün altından daha çok sular akacak gibi.

Turizm dolu günler bizimle olsun.

YORUM EKLE

banner75