Turizm ve sanayi iş birliği sözde kalmamalı

   Geçtiğimiz haftalarda turizm ve sanayi sektörleri arasında hükümet yetkilileri ve siyasi parti liderlerinin de katılımıyla son derece önemli ve stratejik bir protokol imzalandı. Bu protokolün imza töreniyle turizm sektöründe yerli üretimin artırılması etkinliği düzenlendi. Etkinlikte Kıbrıs Türk Sanayi Odası Başkanı Candan Avunduk, Kıbrıs Türk Otelciler Birliği Başkanı Dimağ Çağıner, Turizm ve Çevre Bakanı Ünal Üstel, Ekonomi ve Enerji Bakanı Hasan Taçoy, Ana muhalefet Partisi Başkanı Tufan Erhürman ve Başbakan Ersin Tatar birer konuşma yaptı.

   KITOB-KTSO İşbirliği Protokolü’nün amacı KKTC’nin lokomotif sektörlerinden biri olan turizm sektöründe daha fazla yerel ürün kullanımının sağlanması, turizm sektörünün ihtiyaçlarının mümkün olduğunca yerli ürünlerden karşılanması ve turizm sektörünün ülke ekonomisine katkısının daha iyi anlaşılması için Kıbrıs Türk Otelciler Birliği ile Kıbrıs Türk Sanayi Odası’nın yapacağı ortak çalışmaları düzenlemek olarak ifade edildi (https://turizmkibris.com/turizm-ve-sanayi-sektorunde-onemli-protokol--0712191200.html?fbclid=IwAR3_-iBWDjD7v18-53Xni8TJOk9wwlKObcPUeYpjCVzwwRf-6B4_rcPvFEs).

Protokolün temel felsefesi: Turizmin lokomotif sektör oluşu

   Öncelikle belirtmek gerekir ki; KKTC’de turizm sözde değil özde lokomotif veya öncü sektör olmalıdır. Lokomotif veya öncü sektör, ileriye ve geriye doğru bağlantısı yüksek olan ve diğer kesimleri etkileyip yönlendiren kesim olarak tanımlanabilir. Bu yönüyle KKTC’de turizmin lokomotif olup olmadığı tartışma konusudur.

   Yani, turizm diğer sektörlerin gelişimine de öncü olmakta mıdır? İşte bu soruya yanıtın çok olumlu olmadığının bir göstergesi olarak Turizm ve Sanayi sektör temsilcileri arasında iş birliği protokolü imzalandı.

   Yükseköğrenim alanı da eğitim turizmi olarak kabul edilirse turizm, KKTC cari açığının temel kurtarıcısı olarak karşımızsa çıkmaktadır.  Turizm 912 milyon $, yükseköğrenim ise 786 milyon $ ile ödemeler dengesine yaklaşık 2 milyar $ katkı yapmakta ve bu sayede cari işlemler dengesi 132 milyon $  fazla vermektedir.

   Turizmi sürdürülebilir kılarak ülke ekonomisi için önemini artırmak ve diğer sektörlerin gerçek anlamda itici sektörü haline getirmek için devlet politikasının öncelikle bakan ve/veya müsteşara göre değişebilecek ilkellikten kurtarılması gerekmektedir.

   Turizm için yapılacakları bir tarafa bırakırsak turizm-sanayi iş birliği protokolünün genelde yapılan diğer protokollerin aksine işlevsel olması için neler yapılmalıdır sorusuna yanıt vermemiz gerekmektedir?

Turistik tesisler neden yerel ürün almak yerine ithal ürünü tercih eder?

   Turistik tesisler ihtiyaç duyduğu ürünleri genelde ithal etmeyi tercih eder. Bunun ekonomik ve rasyonel sebebi hem kalite hem de fiyat açısından ithal ürünlerin tercih edilmesidir.

   Bu temel neden ortada durduğu sürece sadece niyet beyanı şeklinde olan iş birliği protokollerinin hiçbir faydası olmayacaktır.

Temel strateji ne olmalıdır?

   Söz konusu iş birliği ile nihai hedef turistik tesislerin ihtiyaç duyduğu ürünlerde yerli ürünlerin tercih edilir duruma getirilmesidir. Bu durum, aşağıdaki hususlarda başarılı olunması halinde ortaya çıkabilir: Yerli sanayi modernizasyon ve ileri teknoloji sayesinde verimli bir noktaya taşınmalıdır. Bu yolla yerli ürünlerin maliyeti ithal ürünlerin seviyesine düşürülebilecektir.

   Yerli ürünler kalite belgeleri ve sertifikasyon sayesinde ithal ürünlerle kalite açısından rekabet edebilmelidir. Yerli ürünlerin markalaşması ve pazarlanması için profesyonel ve sistematik bir yapı kurulmalıdır. Devlet, turistik tesislerin tercih edebileceği ürünlere yönelik etkinlik ve verimliliği artırıcı fizibıl projelere destek vermelidir. Bu destek proje bazlı olup, ahlaki zafiyet yaratacak sürekli bir hal almamalıdır.

   Bu projelerin değerlendirmesini sektör temsilcilerinin de müdahil olacağı profesyonel ve bağımsız ajanslar yapmalıdır. Devlet, turistik tesislerin yerli ürünleri tercih etmesi için çağdışı ve ilkel korumacılık zırhına kesinlikle bürünmemelidir. Bu uzun vadede yerli sanayiyi daha etkin ve verimli kılmak için gerekli motivasyonu bertaraf edecektir.

   Son söz olarak ifade edilmelidir ki, turizm ve sanayi arasında imzalanan iş birliği tarım boyutu açısından eksik kalmıştır. Çünkü turizm lokomotif sektör ise öncelikle dışsatımın büyük bir bölümünü teşkil eden işlenmiş tarım ürünlerine pazar oluşturma ve tarım sektörünü geliştirmede de öncü olmalıdır. Bu tip iş birliğinin gereğine ileride değinilecektir.

YORUM EKLE

banner107

banner108