Türkiye ekonomisi ve TL'deki gelişmelerin etkileri

Çağatay KARİP - Asbank Genel Müdürü

   2018 yılı kendi içinde sahip olduğu muhtelif dinamikler ile birçok negatif etkilenmeyi ve ayrışmayıda beraberinde getirdi. Yılın ikinci yarısına kadar mali politikalardaki gevşemeler, teşvikler, kredi imkanlarının yoğun kullanılması gibi hamleler ile oldukça pozitif görünen yüksek büyüme hızı ile ivmelenen Türkiye ekonomisi ABD ile yaşanan siyasi gerginliğin sonrasında derin kayıplar, şiddetli kur hareketleri, sermaye çıkışları ve dolarizasyon olarak tabir edilen yabancı paraya ikame yönünde tasarruf sahiplerinin hareketlerine sebep oldu.

   Yüksek dalga boylarının temelinde yatan etken ise Türkiye ekonomisindeki önemli parametrelerin, rasyoların önceki yıllara göre biraz daha bozulması olmuştu. Türk Lirası’ndaki negatif değişimin önemli bileşenlerinden bazıları; Banka dışı özel sektörün açık döviz pozisyonu ($ 217 milyar), sendikasyon kredilerinde yükselen borçlanma maliyeti ve borçların aynı miktar veya vadede yenilenememe riski, bankacılık sektöründeki sorunlu kredi artış hızı, yükselen enflasyon (özellikle TÜFE ve ÜFE arasındaki fark), düşük büyüme, artan işsizlik oranı olarak işaret edilebilir.

   TRY için lokal etkenlere baktığımızda özellikle 2018’deki en sert değişim ABD ile ağustos ayında yaşanan gerginlik ve ABD nin Türkiye’ye karşı ekonomik yaptırım tehditlerinde bulunması, akabinde kurların sert çıkışına karşılık TC Merkez Bankası’nın reaksiyon süresindeki yavaşlık veya miktar etkisi başlangıçta yükselişi tetikleyen etkenler olmuştu. Devamında ise kurlardaki artışın enflasyona olan etkisi, enflasyonun durgunluğa sebep olacak şekilde hızlı yükselişi, büyüme hızının düşmesi, kurdaki artış ile Dış Borç/GSYH oranının yükselmesi, yabancı yatırımcıların endişeleri ve güven endeksinin düşmesi 2018’in son çeyreğine kadar Türkiye ekonomisini ve TRY’nin seyrini olumsuz etkileyen faktörlerdi.

   Yabancı yatırımların dövize olan talebin düşmesi veya devaülasyona karşı etkisi yadsınamaz bir gerçektir. Dış yatırımların ülke ekonomisine girmesi ve giriş yöntemleri birçok açıdan önem taşımaktadır. Öncelikle cari açığın finansmanında kullanılacak araçlardan birisi olması, niteliği ve sürdürülebilirliği dış yatırımın önemine işaret etmektedir. Hepimizin bildiği üzere basit tarifi ile dış yatırım 2 yöntemle ülke ekonomilerine dahil olur:

   Doğrudan yatırım dediğimiz yabancı bir ülkenin yatırımcılarının farklı bir ülkeye fabrika, üretim tesisi kurmak veya gayrimenkul edinmek, şirket satın almak gibi yöntemle yaptıkları yatırımlardır. Bu tip yatırımlar kalıcı olmaları ve katma değer yaratmaları sebebi ile değerlidirler

   Dolaylı Yatırımlar: bir ülke sınırları içinde yabancı yatırımcıların o ülkenin yerel hisse senetlerinden veya tahvillerinden yaptıkları alımlar ile sağlanan yatırımlardır. Sıcak para olarakta adlandırılmakla beraber ülke ekonomilerinde ki olumsuz dönemlerde yaptıkları işlemler ve çıkışlar ile çok derin zararlar yaratabilecek nitelikteki yatırımlardır.

   Türkiye’de ki dış yatırımların tablosuna baktığımızda 2018 yılındaki yapılan toplamda USD 7 milyar seviyesi ile son 10 yılın en düşük seviyesinde kalmıştır. Yabancı yatırımcının yurt içine ilgi çekebilmesi için gerekli olan faktörlerin (yapısal reformlar) oluşmamış veya yeterince sağlanamamış olması sebebiyle bu kalemdeki gelişmelerde kurların üzerinde olumlu bir etki yaratmamıştır. 2018 yılında 12 aylık cari açık kalemi $ 39 m olmuştur. Cari açığın finansmanı ise ülke ekonomileri için hassas bir konu olup, finansman yöntemi ve sürdürülebilirliği de ayrı hassasiyet ve takip edilmesi gereken bir husustur.

   TCMB uzun vadeli para politikası son yıllarda sürekli enflasyon hedeflemesi üzerine yürütülmektedir. Kurların yükseldiği bir ortamda MB para politikası için en önemli araç para piyasalarında borç faizi verme oranlarının yukarı doğru arttırılmasıdır. Bu yöntem ile kur ve enflasyon kontrol altında tutulabilir. Ancak bu tip müdahaleler yapısal sorunların olduğu ekonomik iklimlerde çokta beklenen etkiyi yapmayabilir.

   Türkiye ekonomisinde 2018 yılında büyümenin (2018: 1Ç : %7,3, 2Ç %5,2, 3Ç. %1.6) düşmesi ve yılsonu enflasyon rakamının ,30 (TÜFE .30, ÜFE . 3,64 . Bu iki oran arasındaki farkın yüksek olması da başka bir sorundur) gibi bir seviye ile işsizliğide beraberinde getirmesi 2019 yılında Türkiye ekonomisinde bir stagflasyon veya Türkiye için yeni bir tabir ile slumpflasyon beklentisinide ortaya çıkarmıştır.

   Vergilerde yapılacak indirimler ile harcamaların teşvik edilmesi ancak aynı zamanda bütçe açığının verilmesi gibi bir durumla sonlanabilir. Ancak enflasyonda düşme devam ederse bu durum talepte daralmayı tersine çevirerek bir büyüme enerjisi yaratabilir.

   Şayet büyüme oranındaki düşme durdurulamazsa işsizlik oranları hızla artmaya başlayacak ve talepte daralma devam edecektir.

   Yukarıda bahsi geçen yüksek enflasyon ve yüksek reel faiz dönemlerinde ve diğer parametrelerinde etkisiyle (yüksek cari açık, cari açığın finansman kalitesi, dış yatırımların azalması, net dış borç gibi hususlar) para ikamesi dolar lehine dönecektir. Özetle TL’den dolara geçiş hızlanacaktır.

   Türkiye dışındaki global değişimlere baktığımızda: küresel ticaret savaşlarının etkisi, Fed’in parasal genişlemeden vazgeçerek sıkılaştırmaya gitmesi ve faiz oranlarını arttırarak 2017 yılında $ 30 milyar likidite çekmesi, 2018 yılında $420 milyar ve 2019-2020 yıllarında da yıllık $600 milyar likiditeyi çekecek olması, Fed ile beraber ECB’nin de parasal genişlemeyi azaltması global olarak yönünü arayan likiditenin gelişmiş ekonomilere kaymasına sebep oldu/olacaktır. Bu noktada da yine TRY döviz sepetine göre negatif olarak ayrışmaktadır.

   Tüm yukarıda bahsettiklerimin yanı sıra 2018 yılının son çeyreğinde enflasyon oranındaki düşüş, petrol fiyatlarındaki gevşeme ve büyüme hızının alınacak önlemler, teşvikler ile artacağına yönelik beklentiler, sıkı mali disiplin, yabancı yatırımcı için uygun yatırım ortamının hazırlanması ve siyasi gelişmeler TRY deki toparlanma sürecini 2019 ikinci çeyreğinde başlatabilir.

   Yerel seçimlerin ardından uygulanacak para politikaları ve TC Merkez Bankası’nın alacağı (alabileceği) faiz kararları yılın sonuna kadar TRY nin sepet kur ile olan mücadelesini belirleyecektir.

   Bu dönemde bireysel yatırımcılar için varlıklarını, tasarruflarını farklı ürün ve enstrümanlarda değerlendirmeleri riskleri dağıtmaları açısından faydalı olacaktır. TL için piyasa mevduat faiz oranları şu an için cazip olmakla beraber döviz yükümlülüğü olan kişiler içinde bu dönemlerde pozisyon kapatmak veya vadeli kur işlemleri ile kontrat alım / satımı yapmaları doğru bir hareket olacaktır. Günümüz koşullarında global emtia piyasalarında fiyatlara ve bilgilere ulaşmak saniyenin onda biri kadar bir zamanda olabildiğine göre bunu avantaja çevirmekte bir o kadar hızlı olabilir.

   Asbank olarak şubelerimizde ve Genel Müdürlük organizasyonumuzda yatırımlar konusunda çalışanlarımızın uzmanlığı ile farklı enstrümanları önerebilecek bilgi birikimi ve tecrübeye sahibiz. Asbank için önemli olan bir konu da yatırımcıları ve müşterilerimizi sürdürülebilir getirili alanlara yöneltmek ve yüksek volatilitenin olduğu dönemlerde olası zararlardan korumaktır. Bu düşünce ile geniş bir yatırım fırsatı sunabilen ürün ağımız ve profesyonel yatırım danışmanlarımız ile gelen taleplere hizmet vermeye devam edeceğiz.

 

YORUM EKLE