Türkiye ile iyi komşuluk antlaşması mı dediniz?

   Türk sınamasında baş yapıtlar arasında kabul edilen Neşeli Günler filminde Münir Özkul’un çocuklara aslan avını anlatan Şener Şen’e “Ziyaa Ziyaa” diye seslenişini sanıyorum hepimiz tebessümle hatırlarız. Münir Özkul Ziyaa Ziyaa diye seslenirken Şener Şen Almanya’da aslan avını çocuklara anlatmaya başlar. Ziyaa Ziyaa ikazları sonrası Şener Şen aslanın boyunu 10 metreden 5’e düşürür, ancak çakıyla aslan öldürdüğünde halen daha ısrarcıdır. Münir Özkul ise dayanamayıp sonunda haykırır. Palavralarla çocukların aklını karıştırma, Almanya’da aslan mı var? Ve çakıyla aslan mı öldürülür? Diyerek Şener Şen’e ayar çeker.
   Aslında Neşeli Günler filminde Şener Şen’in (Ziya) palavralarına çocuklar dahi inanmayıp kahkahaya boğuluyorlardı.
   Neşeli Günler filminde Şener Şen'in (Ziya) kral amca tiplemesinden neden bahsettiğimi merak ediyorsunuzdur.  Çünkü KKTC’de de siyasetçiler arasında maalesef Ziya’lar türemiştir. Üstüne üstlük, çocukların dahi kanmadığı palavralara seçmenin itibar edeceği sanılmaktadır.
   Sanıyorum KKTC siyasetinde günümüzde ortaya atılan en dikkat çekici palavra “Türkiye İle İyi Komşuluk Antlaşması” fikridir. Bu palavraya herhalde kargalar da güler.
   “Türkiye İle İyi Komşuluk Antlaşması” palavrasını ilginç kılan olgu ise hiç kuşkusuz bu palavrayı dillendiren siyasetçinin aynı zamanda uluslararası ilişkiler ve siyaset uzmanı titrisine sahip olmasıdır.
   Siyasette “İyi Komşuluk Antlaşması” gibi normatif ve ideal yapılanma teorik platformlarda konuşulabilir. Ancak, bahse konu siyasetçinin de çok iyi bilmesi gerektiği gibi,  reel politikayı belirleyen iki ülke arasındaki ekonomik, sosyal, kültürel, güvenlik, güç dengesi ve ülkelerin milli çıkarları gibi dinamik faktörlerdir.
   Yapılan tüm araştırmalarda; kendi varlığı ve güvenliği için ezici bir çoğunlukla garantörlük siteminin devamı talep eden Kıbrıs Türkleri açısından Türkiye Cumhuriyeti’nin (TC) diğer adı Anavatandır. Uluslararası arenada ise T.C, KKTC’nin hamisi, güvenliğini sağlayan ülke, soydaşlarının varlığını garanti eden ülke ve uluslararası hukuka uymasa dahi soydaşlarını yalnız bırakmayan ülke olarak bilinmektedir. Şöyle ki, Taşınmaz Mal Komisyonu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’taki alt mahkemesi olarak kabul edilmektedir.  Ayrıca,  diğer olgular da düşünüldüğünde T.C-K.K.T.C arasındaki ilişkilerin “İyi Komşuluk Antlaşması”na indirgenmesinin imkânsız olduğu ortaya çıkmaktadır.
   KKTC’nin güvenliğini her açıdan tek başına üstlenen, cari bütçesine katkı yapan, sadece merkezi değil yerel yönetimlerinde altyapılarına katkı yapan, lokomotif sektörler olan Turizm ve Yükseköğretim pazarının %50’den fazlasını sağlayan ve KKTC’nin başta ulaşım ve finans olmak üzere dünyaya açılımını sağlayan Türkiye Cumhuriyeti ile mevcut ilişki türleri arasında “İyi Komşuluk Antlaşması” gerçekleşme ihtimali kesinlikle en düşük olandır.
   Reel politikayı belirleyen yukarıdaki olguların benden çok daha fazla farkında olan bahse konu siyasetçi samimiyetten ve inandırıcılıktan uzak “İyi Komşuluk Antlaşması” palavrasını neden dillendirmektedir? Bu soruyu yanıtlamak pek de zor olmayacaktır.
   Toparlanıyoruz hareketiyle başlayıp nerede ise tek başına iktidar olma hevesiyle parti kuran siyasetçi, partisiyle birlikte devamlı irtifa kaybederek yüzde beşlere kadar gerilemiştir. Bu noktada, hayalini kurduğu Cumhurbaşkanlığı makamı için son kartını oynamaktan başka çaresi kalmamıştır. Siyasi oy tabanı %10’u aşmayan Akıncı’yı rol model olarak kabul ederek aynı taktiklerden nemalanmayı amaç edinmiştir. Şöyle ki, Türkiye’ye karşı ucuz cesurluk, alt-üst ilişkisi ve biat politikası, iradenin Lefkoşa’da olduğu söylemi ve son olarak da aynı anlayıştan neşet eden “İyi Komşuluk Antlaşması” söylemi bahse konu siyasetçinin beyhude çabasını oluşturmaktadır.
   Sonuç olarak; Türkiye ile mevcut ilişkilerin yukarıdaki olgulardan kaynaklandığı Kıbrıs Türkleri çok iyi bilmektedir. Mevcut ilişkilere yön veren olguları değiştirmek ve dönüştürmek için gerekli duruş, haslet ve erdeme sahip olmayan siyasetçilerin Kıbrıs Türkünün aklını hafife alarak samimiyetten ve inandırıcılıktan uzak palavralar atması Kıbrıs politikası açısından fevkalade üzüntü vericidir.
  

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110