Türkiye, KKTC’de artık işi sıkı tutmakta kararlı!..

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin “Artık federasyon mederasyon yok. O iş bitti. Artık egemen eşitliğe dayalı iki devletli çözüm var” sözleri daha çok tartışılacak. Aynı şekilde yine çok tartışılacak olan bir diğer husus da, Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın, bir anlamda ‘dönüm noktası’ diye nitelenmesi gereken KKTC ziyareti ve yapılan anlaşmalardır. Dört anlaşmaya imza atılırken, 2021 İktisadi Mali İşbirliği Protokolünün hazırlıklarının da sürdüğü açıklandı.


Heyetler arası görüşmede, 2021 yılı İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması, Covid-19’la mücadele, altyapı yatırımları, KKTC ekonomisinin canlandırılması, Kıbrıs sorununun çözümü ve Maraş açılımı konuları ele alındı. Taraflar yeni yatırımları içeren 4 anlaşmaya imza attı. KKTC’nin turizm potansiyelini artırmak için tanıtım faaliyetlerinin destekleneceği ifade edildi, KKTC için ekonomik, siyasi ve toplumsal sorunların çözümüne odaklanma vaktinin geldiği vurgulandı. Ayrıca Türkiye Belediyeler Birliği ile Kıbrıs Türk Belediyeler Birliği arasında da ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda çalışmaları içeren anlaşmaya imza atıldı.


Diyebiliriz ki, bu saatten sonra Türkiye artık sazı eline aldı. Ekonominin canlandırılması, refah düzeyinin artırılması isteniyorsa, en başta siyasi istikrara gereksinim olduğu mesajı verildi. Her 1 ya da bir buçuk yılda hükümet kurup, hükümet bozmakla bu işlerin yürüyemeyeceği, ekonomik yönden güçlenmenin ilk koşulunun siyasi istikrar olduğu net biçimde dile getirildi.


Bırakın köy yollarını, ilçeler arası yolları bile yapamadık bu ülkede. Birçok proje yarım yamalak kaldı. Hükümet değişti, bakan değişti derken, tekrar başa dönüldü, yollar da yarım kaldı. Hele ilçe merkezleri arasındaki yollarda yeterli aydınlatma olmadığından kazalar birbirini kovaladı, ama giden canlar da geri gelmedi. Nice insanımız zifiri karanlık yollarda meydana gelen trafik kazalarında can verdi. Rumların ve yabancı ülkelerden gelenlerin önde gelen ziyaret yerlerinden biri olan Apostolos Andreas Manastırı’na gidebilmek için insanlar akla karayı seçmek zorunda kaldı. Yıllardır söz konusu yol bitmedi, gitti. Bunun ayıbı kimedir? Bu ülkeyi, KKTC’yi Rumların ve yabancıların nazarında küçük düşürmeye kimsenin hakkı yoktur. Ama maalesef geçmişte bunları yaşadık ve halen de yaşamaktayız. Bunun yanında ülkeye bin bir zahmet ve olağanüstü fedakârlıkla ‘Anamur Suyu’ geldi. Türkiye bunu da başardı. Kıbrıs Türkünün hayır etmesini istemeyen, ambargolar altında ezilmesini isteyenlerin gözüne soktu. Ama o suyu hala tüm yörelere ulaştıramadık. Çünkü kısır bir döngü içinde dolanıp durduk, yatırımların önünü açmak yerine tıkadık, aşırı bürokrasi ile bezdirdik.
 Dahası her kurumda ‘krallıklar’ oluşturarak, ‘Usulca çek kürekleri mehtap uyanmasın’ havalarını çaldık.


Yeni anlaşmalarla, yeni projelerle KKTC’nin pandemi sürecinden sonra yeniden ayağa kalkacağına, Fuat Oktay’ın işaret ettiği gibi, KKTC için ekonomik, siyasi ve toplumsal sorunların çözümüne odaklanma vakti gelmiş bulunuyor. Her şey artık plan ve program tahtında yapılacak, kaçamak olmayacak. Üstesinden gelinemeyen işler yarı buçuk kaldığında da, geçmişte olduğu gibi, “Eh ne yapalım Ankara böyle istiyor” diye mazeret de uydurulamayacak. Aslında bu tür anlaşmaların çoktan yapılması gerekirdi, ama herhalde buradaki siyasi istikrarsızlık geciktirdi. Gene de varsın geç olsun da güç olmasın diyoruz. Ve yazımızı Sayın Fuat Oktay’ın, ilgililere uyarı niteliğindeki “İşlerin takipçisi olacağız” sözü ile noktalamak istiyoruz.
 

Beyköy’lü Halil İbrahim’i de kaybettik


Lefkoşa’da da tanımayan yoktu onu. Dün kendi köyünde sonsuzluğa uğurlandı. Halil İbrahim Beysan herkes tarafından sevilip sayılan bir kişiydi. Yardımsever iyi bir insandı. Vefatı ailenin yanı sıra, dost ve sevenleri arasında derin üzüntü yarattı. İşitenler ‘Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun’ diyerek dua ettiler.


Sevgili eşi Feride Beysan, kızları Nazime Nazlı Beysan, Şaziye Beysan Özşehitoğlu, damadı Salih Özşehitoğlu, torunları Nidai, Feride Naz Özşehitoğlu, “Acısını ömür boyu unutamayacağımız, bizleri sonsuz acılar içerisinde bırakarak aramızdan ayrılan canımızdan çok sevdiğimiz Halil İbrahim Beysan’ın vefatını tüm akraba, dost ve sevenlerine üzüntü ile duyururuz. O hep kalplerimizde yaşayacak” dediler.


Abisi Mehmet Beysan ile yengesi Suna Beysan, yeğenleri Nazan Beysan Tilki-Emirzade Tilki, Ozan-Şerife Beysan, Mehmet ve Aysel Tilki ile Buse Beysan, iyiliksever müstesna insan Halil İbrahim Beysan’ı hiç unutmayacaklarını, her zaman kalplerde yaşatacaklarını ifade ederek, derin üzüntülerini dile getirdiler, nur içinde yatması mekânının cennet olması temennisinde bulundular. Doğu Akdeniz Üniversitesi Vakıf Yöneticiler Kurulu ve DAÜ Rektörlüğü de, üniversitenin Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nazime Beysan’ın değerli babası Halil İbrahim Beysan’a Allah’tan rahmet, yaslı ailesi ve tüm sevenlerine başsağlığı diledi.


Bu arada Eker ailesinin çok değerli varlığı, iyi insan Mihrem Eker, dün Lefkoşa’da İsmail Safa Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından dün Gönyeli’de toprağa verildi. Sevgili eşi Mehmet Eker, oğlu İsmail Eker, kızları İpek ve Pınar Eker, torunları Mihrem ve Sevim Bender, Batuhan Eker, “Acımız sonsuzdur. Tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyurulur. Yattığın yer nur,mekânın cennet olsun” dediler.


Öte yandan 20 Temmuz Fen Lisesi ailesi, okul öğretmenlerinden Onay Kafadar’ın sevgili annesi Meliha Kadiroğlu’na Tanrı’dan rahmet, acılı ailesi ve tüm sevenlerine başsağlığı ve sabır diledi.  

YORUM EKLE

banner111

banner75