banner6

TBMM Başkanı’ndan sosyal medyada dezenformasyonla mücadele konusunda hukuki düzenleme çağrısı

banner37

TBMM Başkanı’ndan sosyal medyada dezenformasyonla mücadele konusunda hukuki düzenleme çağrısı
banner8

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Mustafa Şentop, "Çok uluslu bir şirket, Türkiye'de faaliyet gösteriyorsa Türkiye'deki hukuk kurallarına uyacak. 'Hayır, ben bu ülkenin kurallarını tanımıyorum. Kuralları ben koyarım.' diyorsa o zaman hem ulusal hem de uluslararası düzeyde başka türlü çalışma yapmak lazım" dedi.

Şentop, 5. Dünya Parlamento Başkanları Konferansı'na katıldığı Viyana'da gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Konferansta, yalan haber ve dezenformasyonla mücadele konusunda önergenin ele alındığını hatırlatan Şentop, "Bizim önerimiz değil ama buradaki tartışmalardan gördük ki yalnızca Türkiye'de değil, dünyanın her yerinde tartışılan önemli bir konu. Bilhassa salgın döneminde daha fazla internetin ve sosyal medyanın kullanıldığını düşünürsek sorunlar daha net şekilde çıkmış gözüküyor" diye konuştu.

Parlamento başkanlarının, dezenformasyonla mücadele konusunda hukuki düzenleme eksikliğinden, bu durumun ileride daha büyük sakıncalar ortaya çıkaracağından bahsettiğini dile getiren Şentop, "Çok ulusu şirketler kendilerine göre, bir politika içinde dünyadaki bütün ülkelerin vatandaşlarının açıklamalarını, fikirlerini o politika istikametinde yoğurup sunuyor. Bunu göz ardı etmemek lazım. Bu çok uluslu şirketler, ülkelerin ulusal hukuklarını tanımayıp, kendi koydukları kuralların ülkeler tarafından benimsenmesini istiyorlar. Dolayısıyla yalnızca ulusal düzenlemeler yani ülke genelinde yapılan hukuki düzenlemeler değil uluslararası düzenlemelerin de gerekli olduğunu burada ifade ettim" dedi.

"ULUSLARARASI DÜZEYDE BAZI ÇOK TARAFLI ANLAŞMALARLA BU KONUNUN DÜZENLENMESİ GEREKİYOR"

"Sosyal medyada dezenformasyonla mücadele konusunda nasıl bir düzenleme yapılmalı?" sorusu üzerine Şentop, şöyle konuştu:

"Sosyal medyada anonim hesaplar var. Özellikle kendi ismiyle, görüntüsüyle, kişisel kayıtlarıyla çıkmıyor; başka türlü yollar, yöntemler kullanılarak hakaret etmek gibi bazı suç addedilen eylemler yapılıyor. Bir kere bunun ortadan kaldırılması lazım. Madem sosyal medya bu kadar yoğun şekilde kullanılıyor, kullanılacak o zaman burada hukuki sonuçların ortaya çıkabilmesi ve takip edilebilmesi açısından herkesin ancak ve sadece gerçek kimlikleriyle yer alabileceği bir ortama dönüştürülmesi lazım. Aksi halde burada bu imkanın suistimal edildiğinden söz edeceğiz. Yani bir kişi size hakaret ediyor ama kim olduğunu bulamıyorsunuz. Bunun belirlenebilir olması lazım. Bundan yararlanan, bunu kötüye kullanan insanlar var. 'Nasıl olsa beni bulabilmeleri mümkün değil. Bu bakımdan ben tamamen keyfi davranabilirim. Ona buna hakaret edebilirim, sövebilirim.' diyorlar. Bu boyutu önemli. Gerçek hayattaki eylemlerin hukuki karşılığı neyse sosyal medyada da internet ortamında da o olmalı diyorsak hukuken gerçek kişilerin muhatap olması lazım. Kuruluşların diğerlerine müsaade etmemesi lazım."

banner134

Türk Ceza Kanunu'nda hakaret ve sövme konusunda yeterli düzenlemelerin bulunduğunu ancak konunun soruşturulması ve sonuç alınmasıyla ilgili sıkıntıların yaşandığını belirten Şentop, "Mahkemenin, savcılığın talep etmiş olduğu şeyin ulaştırılması, bilginin verilmesi lazım. Yani hukukun işlemesi lazım. Çok uluslu bir şirket, Türkiye'de faaliyet gösteriyorsa Türkiye'deki hukuk kurallarına uyacak. 'Hayır, ben bu ülkenin kurallarını tanımıyorum. Kuralları ben koyarım.' diyorsa o zaman hem ulusal hem de uluslararası düzeyde başka türlü çalışma yapmak lazım. Konunun çok boyutlu konuşulması gerekiyor ama benim kanaatim, yalnızca ulusal düzeyde değil, uluslararası düzeyde de bazı çok taraflı anlaşmalarla bu konunun düzenlenmesi gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88