Türkleri Anastasiadis’e şikâyet etmek ilk değil ki!

Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin önünü kesmek isteyenler, çabalarında başarısızlığa uğrayınca, KKTC’deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra ezber bozan söylemler gündeme gelince elbette birileri rahatsız oldu. Düğmeye basılacak zamanı iyi seçmek gerekirdi. Tatar- Anastasiadis buluşmasından daha uygun bir fırsat olabilir miydi? Bir evvelinden yaşadıkları, nefes aldıkları ülkeyi hor gören, makamlarını aşağılayan mekanizmanın motorları çalıştırıldı. O derece ki, Anastasiadis’e mektup yazılarak, “Benim başkanım sensin, Tatar değil” dercesine…


Bu mektubu alan Nikos Anastasiadis mutlu olur ya, olmaz mı? Zevkten dört köşe bile olur. Hangi Rum, kalkıp Tatar’a mektup yazabilir ve Anastasiadis’i şikâyet edebilir? Sıkar mı? İçinden geçse, haksızlığa uğrasa da yazmaz, bu cüreti göstermez. Çünkü davasına bağlıdır. Bizdeyse çatlak sesler çıkaranlar sanırlar ki, barışa ve çözüme katkı koyarlar. Hiç de öyle değil! Gönüllerinde yatan da o değildir. Bu gibiler, müzakerelerden sonuç alınmasa da siddin sene devamından yanadırlar. Bir uzlaşıya varılmasını asla ve kata istemezler. Çünkü çözüm olduğu takdirde nemalanma son bulacaktır. Çünkü onların misyonu Rum tarafı ile Yunanistan’ın, AB’nin ve ‘diğerlerinin’ direktiflerini yerine getirmektir.


Allah aşkına KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ı, Anastasiadis’e şikâyet etmek ne anlama gelmektedir? Nelerden ve kimlerden medet umulmaktadır? Böyle yapmakla birileri Tatar’ın kulağını mı çekecektir, yoksa Tatar, Anastasiadis’in çizgisine mi gelecektir? Akıncı o çizgiye geldi mi? Gelmedi. Eroğlu, Talat ve Denktaş o çizgiye gelebildiler mi? Gelmediler. O halde niye bu çırpınışlar, niye bu mektuplar ve şikâyetler? İlla ki Rum egemenliğindeki bir adada azınlık olarak mı yaşayalım? Şener Elcil ve kafadarlarının istemi bu olsa gerek. Mustafa Akıncı’nın Crans-Montana’dan sonra söylediklerini de mi unuttunuz?


AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, konuya ilişkin açıklamasında, “Rum tezlerine biat etmek, Türkiye ve KKTC’ye düşmanlık etmektir. Açıklamadan anlaşılacağı üzere bu zihniyet, Cumhurbaşkanımızın Kıbrıs Türklerinin menfaatleri doğrultusundaki kararlı tutumu ve Sayın Ersin Tatar’ın, Kıbrıs Türkü’nün haklarına sahip çıkma iradesini sorun olarak görüyor. Türkiye’nin ve KKTC’nin meşru makamlarını hedef alan bu sözde açıklama, bir kara propaganda metnidir. Türkiye ve KKTC vatandaşlarının demokratik iradesini hedef almaktadır. Bu kara propaganda metnine imza atan zihniyet, demokratik değerlerden nasibini almamış zihniyettir” dedi.


Bu arada Yeniden Doğuş Partisi (YDP) Genel Başkan Yardımcısı Azer Özkan da, Cumhurbaşkanı’nın, Rum lidere mektup yazan ve şikâyet eden bir sendikacıyı mahkemeye vermesinin olumlu bir davranış olduğunu belirtti, KKTC Cumhurbaşkanı’nı yabancılara gammazlayan bu şahsın yargılanması için yasalarda ve Öğretmenler Yasası’nda yeterli maddelerin mevcut olduğunu ifade etti. Azer, “Eksik olan, devleti yönettiğini iddia eden kişilerin basiretsiz ve popülist yaklaşımlarıdır” dedi.


Her neyse; bu ülkede sözü edilen sendikanın, aynı çatı altında yaşadığı Türkleri, özellikle de sorumlu mevkide oturanları Anastasiadis’e şikâyeti ilk değil ki! Hani Güney Kıbrıs’ta da Anastasiadis’i veya bir başka Rum yetkiliyi Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a mektup yazıp da şikayet eden bulunur mu diye merak etmemek elde değildir. Araştırdık ama bulamadık. Çünkü onlar, kendi davalarına ihanet etmezler.
 

YORUM EKLE

banner75