UBP’nin yerinde kim olsa erken seçim istemez

Aynı zamanda bir akademisyen olarak üniversitede bulunduğum yıllarda öğrencilerime sıkça yaptığım nasihatlerin başında “Gerçek hayatta karşılaştığınız sorunların yanıtını doğrudan ders kitaplarında bulamazsınız ” gelmektedir. Yani gerçek hayatta karşılaştığınız her sorunun çözümünü yazan kitap sayfası bulmanız mümkün değildir. Önemli olan eğitim boyunca kazanılan vizyon ve sorunlara yaratıcı ve analitik bakış açısı gerçek hayatta başarıyı getiren unsurlar olacaktır.
Gerçek hayata ilişkin diğer bir öğreti ise konulara/sorunlara tüm kesimlerin aynı bakış açısıyla yaklaşmamasıdır. Özellikle hiçbir kişi/kurum/zümre zararına olabilecek bir davranışı gerek hak/hukuk/adalet gerekse demokrasi adına yapmak istemez. Bunun adına da reel politika denmektedir.
Reel politika, kabaca tanımlanırsa, siyasal bir öznenin kendi nihai hedefini, temel ilkelerini fazla kafaya takmadan mevcut durumdan ve güç dengelerinden hareketle kendine bir yol açmaya çalışması denebilir. İngilizce realpolitik veya Almanca realpolitik "maddi çıkar ve güç dengelerine dayanan politika" sözcüğünden alıntıdır. Kısacası reel politika siyasi çıkarlara ulaşmak için her şeyin mubah olabileceğini anlatmaktadır.

 

Reel politika ve KKTC’de erken seçim tartışmaları


Ülkemizde iktidar ve muhalefet partilerinin yaptığı erken seçim tartışması reel politikaya çarpıcı bir örnektir. Çünkü tüm siyasi partiler maalesef ülke çıkarlarından ziyade kendi politik çıkarlarını ön plana tutmaktadırlar.
Seçim hükümeti diye kurulan azınlık hükümeti, ateşten gömlek giymiş ve ekonomide rahatlatıcı ve seçmenlerde memnuniyet yaratıcı icraatlar yapmadan 2021 Ekiminde seçime gitmeyi dezavantajlı görmektedir.  Zira murat edildiği gibi T.C ile protokol erken imzalayamamış ve ciddi kaynak akışı halen daha sağlanamamıştır. Üstüne üstlük, genel ekonomi yanında özellikle bazı sektörler ciddi darbe yerken acizlik göstergesi olarak tüm halkı doğrudan veya dolaylı etkileyebilecek şekilde kamu çalışanları ve emeklilerine belirli bir süre hayat pahalılığı ödeneğide dondurulmuştur.  Bu olumsuzlukları gidermeden iktidar partilerinin seçime gitmesi bir nevi siyasi intihar olur.  Ayrıca, UBP içerisindeki başkanlık yarışı ve kurultay oyunları 2021 Ekimdeki bir erken seçimi mümkün kılmamaktadır. Şöyle ki, ertelenen kurultayın en önemli aktörü Dr. Faiz Sucuoğlu dahi bu yıl içerisinde herhangi bir erken seçime karşı görüş belirtmektedir.
Gelelim olası bir erken seçimin en önemli ikinci aktörü CTP’ye… Mevcut azınlık hükümetinin yıpranmışlığı ve toparlanmasına imkan vermeden en erken zamanda bir seçimi CTP siyasiden avantajlı görmektedir. Ancak böylesi bir seçime seçim yasası değişmeden gidilmesi halinde ne yürütmede ne de yasamada istikrar yakalanamayacağını pekâlâ CTP de bilmektedir. Reel politika gereği UBP gibi siyasi çıkarlarını ön planda tutan CTP seçim yasasından ziyade erken seçimi ısrarla talep etmektedir. Ayrıca, CTP Halkın Partisi’nden kopup azınlık hükümetine destek veren üç bağımsız mebusu etik dışı davranmakla suçlamaktadır. Hâlbuki siyasi tarihimizde kara sayfa olarak yer alan demokrasi katliamını CTP unutmuş rolü oynamaktadır. Şöyle ki, bugünkü UBP kurultayı benzeri tembihli olarak UBP parçalanarak yeni bir parti ve akabinde CTP’nin başbakanlığı üstlendiği yeni bir hükümet kurulmuştu. Dolaysıyla, CTP demokrasi katliamından ve siyasi etikten bahsedebilecek belki de son partidir. Elbette CTP’nin yaptığı bu yanlışlar UBP ve diğer partilerin yaptığı benzer yanlışları/hataları haklı göstermemektedir. Thomas Szasz’a göre “İki yanlış bir doğru etmez; ama iyi bir mazeret eder.”
Sonuç olarak, siyasi partilerimizin milletin çıkarlarını kendi çıkarlarının üzerinde tuttuğu iddiasında bulunmaları samimiyetten, ciddiyetten ve güvenilirlikten son derece uzaktır. Dolaysısıyla, toplamda siyaset kurumuna olan güvenin giderek irtifa kaybettiğine şaşmamak gerekiyor.

 

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75