Üç çocuğun hayatı

Ağlamalarına ve çığlıklarına şahit olunan çocuklar... Duyduklarına dayanamayan, sinirleri bozulan mahalleli... Sosyal Hizmetler’in aranmasıyla değişen yaşamlar...

 

   Bu yaşanmış hikayemizde tanımadığı çocukların ağlamalarını ve çığlıklarını durdurmaya çalışmış direnişçi bir kadın var. Yazımızda gerçek isimleri değil rumuz kullandığımızdan, hikayesini bizlerle paylaşan kişiden “Zehra” olarak bahsedeceğiz…
   Sevgiyle büyümüş, şiddet görmemiş şanslı insanlardan olan Zehra, mahallesinde yaşadıkları şiddetten dolayı ağlayan ve çığlık atan çocukların varlığını fark edince vicdanen stresli bir döneme girer. Bu şiddeti durdurmak, çocukları şiddetten kurtarmak için çareyi Sosyal Hizmetler 183 İhbar Hattı’nı aramakta bulan Zehra, yaşananları sosyal hizmetler görevlisine aktararak 3 çocuğun hayatını değiştirir.
   Gelin bu yaşananları Zehra’nın ağzından dinleyelim:

 

Sevgiyle büyüdüm
   Çocukluğum dışarıda, kalabalık bir çocuk ortamında oyunlar oynayarak geçti. Mahallemiz baba tarafından akrabalarımız çoğunluktaydı ve haliyle büyük, sevecen bir aile ortamı gibiydi sokağımız. Hep babamın biricik kızıydım, hatta halen daha bana küçük kızıymışım gibi davranır. Sevgiyle büyüdüm, ailemden hiçbir zaman şiddet görmedim. Bu yüzden de çocuklara yapılan şiddete karşı aşırı bir hassasiyetim var.
   Yıllar geçti, okulu bitirme heyecanı, iş hayatı telaşı derken hayatımın aşkıyla tanıştım. Nişandı, düğündü derken yeni bir mahallede, yeni hayatım başlamış oldu. Evlendiğimden beri aynı mahallede yaşıyorum. İlk zamanlar binalar azdı, haliyle herkes birbirini tanıyordu. Yıllar, sakin ve olaysız şekilde geçti.

 

Ağlamalarını duydun mu?
   Son dönemlerde yeni yapıların artmasıyla mahallemize farklı insanlar taşınmaya başladı. Bu süreçte sakin sokağımızda alışık olmadığımız olaylar da yaşanır oldu. Bir gün komşum geldi, çok telaşlıydı. Çocukların çığlıklarını, ağlamalarını duyup duymadığımı sordu. Soru karşısında çok şaşırdım, ne olduğunu merak etmiştim. Komşum arka tarafta kalan bir kadının uzun süredir çocuklarını dövdüğünü, ağlamalarını ve çığlıklarını duymaktan sinirlerinin bozulduğunu söyledi.
   Duyduklarım karşısında donmuş kalmıştım. Bir anne çocuklarını sürekli nasıl dövebilirdi ki?

 

Karanlığa ve sessizliğe gömüldü
   Komşum çocukların bugün durmadan ağladıklarını, annelerine kapıyı açmaları için yalvardıklarını söyledi. Çocuklar için korktuğunu ama vatandaş olmamasından dolayı polise haber vermekten çekindiğini söyledi. Onlara yardım edebileceğim umuduyla bu durumu benimle paylaşmıştı. Komşumun çekincesine üzülerek, arka tarafa geçip dinlemeye başladım. Maalesef dediği gibi, çocukların ağlama ve yalvarma sesleri geliyordu.
   Kalbim sıkışmıştı birden, biraz ötede acı çeken çocuklar vardı ve ben ne yapacağımı, nasıl durdurabileceğimi bilemiyordum. Çocukların annesini tanımıyordum, en azından ne yaptığını duyduğumuzu anlaması için bağırmaya karar verdim. Çocukları dövmeye devam ederse polisi arayacağımı söyledim.
   Bağırdıktan kısa bir süre sonra çocukların çığlıkları birden kesildi. Kadın ışıkları kapattı, ev birden karanlığa ve sessizliğe gömüldü. Komşumdan, kadının çocuklarını sürekli olarak dövdüğünü öğrendiğimden, çocuklar için endişeleniyorduk. Sessizliği nasıl yorumlayacağımızı bilemediğimizden, polisi aramaya karar verdik. Polis eve gidip uyarıda bulunacağını söyledi.

 

İnşallah duymayız
   Ailece sinirlerimiz bozulmuş ve uykumuz kaçmıştı. Ertesi gün başka ne yapabileceğimizi soruştururken, Sosyal Hizmetler 183 İhbar Hattı’nı arayabileceğimizi öğrendik. Akabinde aradık ve hemen ilgileneceklerini söylediler. Sosyal Hizmetleri aradıktan sonra bir daha çocukların çığlıklarını ve ağlamalarını duymadık. Fakat ev ahalisi olarak hepimizin sinirleri bozulduğundan, günlerce arka tarafa geçip, çocuk çığlığı ve ağlaması geliyor mu diye nöbet tuttuk.
   Olanlar, mahallede kısa zamanda duyulmuş ve konuşulmaya başlanmıştı. Duyduğuma göre Sosyal Hizmetler kadının evine gitmiş ve uyarıda bulunmuş. Kadın ağlamış, yalvarmış ve bir daha yapmayacağına dair söz vermiş. Zaten Sosyal Hizmetlerin gidişinden sonra biz de bir vukuat duymadık, inşallah da duymayız.

 

Medeni ülkeden gelse de
   Çocuklarına şiddet uygulayan kadın, medeni olarak tanımlanan, insan hak ve özgürlüklerinin uygulandığı bir ülkeden geldi. Fakat maalesef medeniyet görmek, insan olunacağı anlamına gelmiyormuş. Herkes potansiyel bir şiddet uygulayıcısı olabilirmiş bunu net olarak anladım. Bu nedenle çevremizde olabilecek bu tür şiddet olaylarına karşı hassasiyet göstermek ve gerektiğinde Sosyal Hizmetler üzerinden müdahale etmek gerekiyor.
 

Şiddeti nasıl yansıtacak
   Bu olayda üç çocuğun hayatı değişmiş oldu. Çığlıkları ve ağlamaları gelmediğinden en azından böyle olduğunu düşünüyoruz. Yarın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Atatürk’ün dünya çocuklarına hediye ettiği bu günün daha anlamlı olması için, çocukları makam koltuğuna oturtmakla beraber, şiddet görmelerini en aza indirecek sistemler ve kurumlar da yaratılmalı.
   Çocuklar yetişkinler gibi, yaşadıkları şiddeti kolayca söyleyecek ve yardım isteyecek durumda değiller. Ki şiddet mağduru yetişkinler bile yardım alma ve istemede sıkıntı yaşıyorlar. Kendisini döven anne veya babasını çocuk kime, nasıl şikayet etsin. En sevdiklerinden şiddet göre göre büyüyen çocuklar; devlet memuru, yönetici, polis, bakan, savcı kısaca toplumun bir parçası olacaklar. Peki şiddetle büyüyen bir çocuk, yetişkin olduğunda, iş hayatına atıldığında, olduğu pozisyonda yaşamış olduğu şiddeti nasıl yansıtacak?...
   Her şey birbirine bağlı, dolayısıyla sağlıklı bir toplum istiyorsak özellikle çocuklarımız konusunda daha hassas olmalı ve çocuk- şiddet konusunda önleyici kurumların çoğalması için talepkar olmalıyız.

 

*

 

ÖNERİ KÖŞESİ

 

Çocuğa şiddet ‘183’ ihbar hattına bildirilebilir


   *Bir çocuğun şiddete maruz kaldığına şahit olan kişiler, yaşanan şiddet olayı ile ilgili Sosyal Hizmetler Dairesi 183 İhbar Hattı’na ihbarda bulunabilirler.
   Uzman Psikolog Gülşen Koşucu, çocuğuna sinirlenen, sinirlerine hakim olamayıp çocuğuna şiddet uygulayan ebeveynlere;  kendilerine hakim olmaları ve sinirlerini kontrol edebilmeleri noktasında izleyebilecekleri yollar konusunda bilgi veriyor:
   İlk olarak fiziksel şiddettin çocuklara açtığı yaralardan bahsetmek istiyorum. Fiziksel şiddet herkesi olumsuz yönde etkilediği gibi, özellikle çocuklar da kalıcı izler bırakmakta ve duygusal travmaya neden olmaktadır. Duygusal travma, fiziki yaralar kadar hızlı bir şekilde kabuk bağlayıp geçmiyor. Fiziksel şiddet gören çocukların ileride psikolojik destek almaları gerektiği bilinmektedir. Çocuk şiddete maruz kaldığı zaman, aynı şekilde hatta daha fazla karşınsındakine şiddet uygulamak ister. İçinde yoğun öfke ve kızgınlık birikir ve saldırgan davranışlar sergiler.
   Maalesef birçok ebeveyn çocuğun yaşı küçük olduğu için fiziki şiddeti unutacağını, hatırlamayacağını ya da etkilenmeyeceğine inanır. Hatta halk arasında "Dil yarası, en acı yara imiş” sözü sıklıkla kullanılır. Fakat fiziki şiddetle ile ilgili halk arasında kullanılan bir deyim bulunmamaktadır. Tabii ki psikolojik şiddet de en az fiziksel şiddet kadar travmatik olmaktadır. Burada benim üstüne basarak anlatmak istediğim kısım, fiziksel şiddetin çocuk üzerinde derin yaralar açıp, kolayca kabuk bağlayıp kapanmamasıdır. Çünkü çocuklar yaşanılan şiddeti kolayca unutmazlar. Yapılan araştırmalar, aile içinde şiddet yaşayan çocukların, diğer çocuklara kıyasen daha çok duygusal ve davranışsal sorunlar yaşadığını göstermektedir.
   Çocuklar her zaman ebeveynlerini örnek alırlar, onların davranışlarını gözlemleyip içselleştirirler. Onların davranışlarını sünger gibi çekerler. Dolayısıyla, şiddet uygulayan anne-babanın çocuğunun, diğer çocuklara oranla şiddet uygulama olasılığı ileride daha yüksektir. Şiddet, çocukların korku ve kaygı yaşamasına, sevilmediğini hissetmesine, benlik saygısının düşüklüğüne, diğer insanlara karşı olan güven duygusunun sarsılmasına, uyku düzeninde problemlere, uykusunda kâbus görmeye, davranışsal ve gelişimsel gerilemelere, fiziksel şikâyetlere, ders başarısızlıklarına, konstastrasyon eksikliğine, iletişim problemlerine ve depresyon yaşamasına neden olur. Kısacası şiddete maruz kalan çocuklarda psikolojik sorun yaşanılması kaçınılmazdır. Dolayısıyla, ebeveynler çocuklarına karşı hem fiziksel hem de psikolojik şiddet uygulamaktan kaçınmalıdırlar.
   Tabii ki zaman zaman anne-babalar çocuklarına karşı kızgınlık hissedebilirler. Ebeveynler de insandır. Ama unutmayınız ki şiddet hiçbir zaman çözüm değildir. Peki sinirli hissettiğiniz veya öfkelendiğiniz anda çocuğunuza zarar vermeden ne yapabilirsiniz? Öfkenizi kontrol etmenin birkaç yolu vardır. Bu yolları sizlerle paylaşmak isterim. Unutmayınız ki çocukların anne-babalarından beklediği davranış, onların kendilerine kucak açmasıdır. Kendinizi sinirli hissettiğiniz anda, öncellikle oradan ayrılınız. Farklı bir yere gitmenizi tavsiye ediyorum. Sakinleştikten sonra çocuğunuzu karşınıza alıp onunla konuşun. Sizi kızdıran davranışı, onun sizi anlayacağı bir şekilde çocuğunuzla paylaşın. Konuşarak çözülmeyen hiçbir sorun yoktur.
   Ayrıca, çocuğunuza kızdığınız zaman, sinirinizi yatıştırmanızın en güzel ilacı ona sarılmanızdır. Araştırmalar, sarılmanın insanları olumlu yönde etkilediğini bulmuştur. Çocuğunuza sarıldığınızda, onu ne kadar çok sevdiğinizi hatırlayın ve bunu ona muhakkak söyleyin. Zaten sarıldığınız an kızgınlığınız ortadan kalkacaktır. Yukarıda da bahsettiğim gibi sinirlenmek, kızmak, öfkelenmek insani bir duygudur. Bazı zamanlarda işte yaşadığınız bir sorun, eşinizle olan sıkıntınız veya arkadaşlarınızla yaşadığınız bir sorun sizi üzebilir. Bunun üzerine çocuğunuzun yaptığı en ufak bir davranış, sizi daha da kızdırabilir. Tuz ve biber gibi üzerine eklenebilir.
   Bu durumda aslında sizi esas üzen çocuğunuzun davranışı değil, başkalarının davranışlarıdır.  Bu noktada çocuğunuza karşı dürüst olabilirsiniz. Sinirlendiğinizde çocuğunuza, sizin de böyle duygularınız olabildiğini ve biraz yalnız kalmaya ihtiyacınız olduğunu anlatabilirsiniz. Böylelikle çocuğunuzun da, bu tür duyguların herkes tarafından yaşandığını anlaması açsından yararlı olacaktır. Önemli olan bu duyguları nasıl yönetebildiğinizi gözlemlemeleridir.
   Çocuğunuza fiziksel ve psikolojik şiddet uygulamadan sadece kendinizi dinleyerek sakinleşmeyi bekleyebilirsiniz. Bunların yanında kendinize zaman ayırınız. Sizi mutlu eden hobiler bulmaya çalışınız. Eğer kendinizi mutlu hissederseniz, çocuğunuza karşı daha sabırlı olacaksınızdır.  Bu konuyu bir söz ile noktalamak istiyorum.  Çocuk yetiştirmek bir sanattır. Onun için mutlu bir insan olmasını istiyorsanız çocuğunuza emek vermeniz ve sabırlı olmanız gerekmektedir.

 

 

YORUM EKLE