Ülkemiz enflasyonunda düşüş devam ediyor

KKTC de 2019 yılı kasım ayı enflasyon oranı İstatistik Kurumu tarafından yüzde eksi 0.47 olarak açıklandı. Bir önceki yılın aralık ayına göre enflasyon oranı yüzde 10.20 (11aylık toplam) ve bir önceki yılın ayni ayına göre de enflasyon yüzde 8.55 oranında değişim gösterdi. Geçen ay da enflasyon oranı eksi çıkmıştı.

Bir önceki aya göre, hayat pahalılığı endeksinde bulunan 299 maddenin ortalama fiyatlarında artış,131 maddenin ortalama fiyatlarında ise düşüş gerçekleşti. Enflasyon endeksinde bulunan 12 ana grubun, 8 tanesinde artış, 4 tanesinde ise düşüş yaşandı. Görüldüğü üzere, bazı ana gruplardaki artışlar, bazı ana gruplardaki azalışlar endeksteki ağırlıklarına ve etkilerine göre hesaplanmakta ve genel enflasyon oranı belirlenmektedir.

Kasım ayında endekse yansıyan sterlin ve Euro kurlarının ortalaması artı, dolar kurunun ortalaması ise eksi gerçekleşti.

Kasım ayında en yüksek artış gösteren ana grup yüzde 3.16 ile Eğlence ve Kültür oldu. Bu grupta özellikle piyango bileti ve yurtdışı tur ücretleri etkili oldu. Öte yandan, Haberleşme ana grubu da kasım ayında yüzde 15.11 oranıyla en yüksek düşüş gösteren grup oldu. Bu grupta da özellikle yurtiçi ve yurtdışı sabit telofon ücretlerindeki yüzde 85 oranındaki düşüşler etkili oldu.

Bu noktada, özellikle vurgulamak gerekirse, geçtiğimiz temmuz ayında sabit telofon ücretlerine yüzde 72 ile yüzde 129 arasında zamlar yapılmıştı. Bu artış da enflasyon oranında yükselişe sebep olmuştu. Kasım ayında da yüzde 85 ile yüzde 89 arasında indirim yapıldı. Uzun yıllardır herhangi bir ana grupta 1 ay içinde bu kadar yüksek ve düşük fiyat değişimleri hatırlamıyorum. Yüzde 85 düzeyindeki bu telefon görüşmesi indirimi bu ayki eksi çıkan enflasyon oranının içinde yüzde eksi 0.67 oranıyle en yüksek etkiyi yaratmıştır. Zaten, bu ayki enflasyon oranının eksi çıkmasında da en büyük pay bu olmuştur. Keşke, halkımızın çok daha fazla konuştuğu cep telefonu ücretlerinde, akaryakıt ve elektrik fiyatlarında da indirim gerçekleşebilse. Esas bu indirimler, vatandaşın bütçesinde rahatlama yaratacaktır.

Geçen yıl kasım 2018 de, aralık ayına göre (11 aylık ) toplam enflasyon %31.93 ve bir önceki yılın kasım ayına göre de % 34.16 olarak gerçekleşmişti. Görüldüğü üzere, şimdiki enflasyon oranı,  geçen yıl bu zamanlardaki enflasyon oranının nerdeyse 3 katından daha düşük bir düzeydedir. Bu durum Kamu Maliyesi için oldukça avantajlıdır. Neticede, kamu çalışanları ve emeklilerine yapılacak maaş artışları geçen yıla göre çok daha aşağıda olacak ve bu da bütçeyi oldukça rahatlatacaktır. Enflasyon oranında oluşan her yüzde 1 artış, Devlet bütçesine yaklaşık 35 milyon TL civarı maliyet yaratmaktadır. Geçen yıl toplamda çalışan ve emeklilere yaklaşık %32 artış yapılırken şu anda (11 ayda) oluşan toplam oran %10 civarındadır. Bu durum, Kamu maliyesi üstündeki yükü oldukça hafifletecektir.

Yılın ilk 6 ayında hatırlanacağı üzere enflasyon yüzde 7.57 gerçekleşmiş ve kamu çalışanlarının ve emeklilerinin maaşlarına yaşanan mahkeme süreci ve tartışmalardan sonra hayat pahalılığı oranı gecikmeli de olsa yansıtılmıştı. Yılın ikinci 6 ayı için ise şu anda aritmetik olarak yüzde 2.63 oranında birikmiş bir oran bulunmaktadır. Aralık ayı enflasyon oranı açıklandığı zaman oluşacak kesin rakam netleşecektir.

Geldiğimiz noktada,2019 yılı enflasyonunun, 2018 yılına göre oldukça aşağılarda seyretmekte olduğunu görüyoruz. Burada, hem döviz kurlarının hemde petrol fiyatlarının geçen yıla göre çok daha aşağı seviyelerde olması önemli rol oynamaktadır. Bizim enflasyon endeksimiz ve mal ve hizmetlerin ağırlıkları döviz kurlarına ve petrol fiyatlarına oldukça duyarlıdır.

Türkiye de ise kasım ayı enflasyon oranlarına baktığımız zaman, aylık bazda yüzde 0.38, Aralık ayına göre (11 aylık toplam enflasyon) yüzde 11.01 ve bir önceki yılın ayni ayına göre de (Kasım’dan Kasım’a )yüzde 10.56 olarak gerçekleşmiştir.

İki ülkeyi karşılaştırdığımız zaman, KKTC deki enflasyonunun 11 aylık toplamda, Türkiye enflasyonunun yüzde 0.81 puan gerisinde seyretmekte olduğunu görmekteyiz. Kasım’dan –Kasım’a yıllık enflasyonda da KKTC deki enflasyon, Türkiye’nin yüzde 2.01 puan gerisindedir. Geçen yıl ise bizde toplam enflasyon yüzde 30 civarında, Türkiye’ de ise yüzde 20 civarında gerçekleşmişti. Şu anda ise görüldüğü gibi enflasyonda Türkiye’nin gerisinde bulunmaktayız.

İki ülke arasında zaman zaman aylık enflasyon oranlarında farklılıklar olmaktadır. Bazı aylarda, iki ülkenin birinde, özellikle akaryakıt, gaz, elektrik, su, doğal gaz, telefon konuşma ücretlerinde veya benzeri kalemlerde artışlar veya indirimler olduğu zaman bu kalemlerin endekste ağırlık ve etkileri yüksek olduğu için 2 ülke enflasyon oranlarında farklılıklar olabilmektedir.

Bir diğer önemli husus da şudur; Şu anda kullanılan enflasyon endeksi, (sepeti)  2015 yılında yapılan Hanehalkı Bütçe Anketi doğrultusunda oluşturulmuştur. Sepetteki tüm kalemler, 1 yıl boyunca hanehalkları ile gerçekleştirilen bu anket çerçevesinde halkın beyan ettiği harcama tercihleri sonucunda oluşturulmuştur. Bütçe anketleri ülkemizde eskiden 10 yılda bir, 2015 yılındaki de 7 yıl sonra yapılmıştı. Benim DPÖ de görev yaptığım dönemde 2020 yılı için yani 5 yılda bir anket yapılması ve endeksin güncellenmesi için planlama yapmıştık. Bu anketlerin süresi 1 yıldır ve yaklaşık 1 yıl da veri girişi ve analizleri sürmektedir. Dolayısıyle, yeni endeksin yürürlüğe girmesi için anket başlangıç tarihinden itibaren 2 yıllık bir zamana ihtiyaç vardır. Ayrıca, bu anketin maliyeti de milyon TL’leri aşmaktadır. Bu yüzden, hade anketi yapalım, sepeti güncelleyelim demekle hemen olmuyor. Bu anketin iş planı ve maliyetinin çok önceden organize edilmesi, bütçeye kaynak konulması gerekmektedir. Endeksin, mümkün olan en kısa aralıklarda yenilenmesi için personel ve bütçe katkısı olmazsa olmazdır.

Yılı bitirmekte olduğumuz bu ay içinde, döviz kurları ve petrol fiyatlarında olağanüstü yükselişler ve bunlara bağlı zamlar olmadığı takdirde, ülkemizde aralık ayının kampanyalar ve indirimler ayı olduğunu da bir kenara yazarsak bu ay yine düşük bir enflasyon oranı ile karşılaşmamız sürpriz olmayacaktır. Üstelik geçen ay ev telefonu ücretlerinde olduğu gibi, başka bir mal ve hizmet grubunda olağanüstü bir indirim olursa, bu ay yine enflasyon oranında dramatik düşüşler görebiliriz.

Yazıma son verirken, konuya makro ekonomik açıdan ve resmin bütününden de bakacak olursak, ülkemiz ekonomisi içinde oldukça fazla ağırlığı olan devlet ve yerel yönetimlerde çalışan veya emekli olan büyük kitlenin maaşlarında bu yılın ikinci 6 ayı için gerçekleşecek maaş artışı, geçen yıllara göre çok düşük düzeylerinde oluşacak görülmektedir. Yani diğer bir deyişle, 2020’nin Temmuz ayı maaşlarına kadar çalışan ve emeklilere şu anda brüt yüzde 2.63 görünen, (yılın son ayında çıkacak oran artı veya eksi bu rakamı etkileyecektir) artıştan başka bir şey verilemeyecektir. Satın alma gücü gerileyen toplumun bu büyük kesiminin piyasaya dönük mal ve hizmet talebini azaltması işletmeleri ve esnafları da olumsuz etkileyebilecektir. Bu durum, zincirleme etkisi ile ekonominin bütününü etkisi altına alacak ve 2018 ve 2019 yılında gerilemeye başlayan ekonomik büyümenin 2020’de de gerilemesinin devam etmesine yol açabilecektir. Temennimiz, bu kötü senaryonun gerçekleşmemesidir.

YORUM EKLE

banner107

banner108