Ülkemizde süt bolluğu ve düşündürdükleri

Ülkede yaşanan virüs krizi ile birlikte olağanüstü günlerden geçiyoruz. Turizm sektörünün durması ve otellerin kapanması, üniversitelerdeki yabancı öğrencilerin çoğunun ülkeden ayrılması, Güney’le kapıların kapanması, restoranların durması ve çalışanların alım gücünün düşmesi, iç piyasanın da önemli ölçüde daralmasına neden olmuştur. Bu olumsuz gelişmelerden dolayı, süt ve süt ürünlerine duyulan talep de, oldukça azalmıştır.

Birde bunun üzerine SÜTEK’in hafta sonları süt almayacağını açıklaması, hayvan üreticilerini çok zor duruma sokmuştur. Ayrıca, hayvancılara kullandıkları yem miktarlarını kısıtlamaları telkininde de bulunuldu. Bunlar tabii ki, talebi azalan süt ve süt ürünlerinin arzını azaltarak elde oluşacak üretim fazlasının daha da büyümesini önlemek içindir.

Öte yandan, Karpaz’da tam sokağa çıkma yasağından dolayı, bölgede önemli miktarda süt işleyen bir fabrikanın da üretimini durdurması da süt talebine olumsuz etki yapmıştır. Süt Kurumu’nun hafta sonu süt almamasının, üreticilerin elinde 2 günde önemli miktarda sütün kalmasına yol açtığı, üretici birlikleri tarafından ifade edilmektedir.

Sektörden edindiğim bilgiye göre, ülkede bu dönemde üretilen süt miktarı günde yaklaşık 450 ton civarındadır. Sütün yaklaşık yüzde 55’i işlenerek ürün olarak yurtdışına ihraç edilmektedir. Toplam süt ürünleri ihracatının yüzde 70 civarı 3. ülkelere, geriye kalanı ise Türkiye’ye ihraç edilmektedir. Eğer, Türkiye pazarı çoğalmazsa şu an ülkede yaklaşık 80-90 ton günde süt fazlası oluşacaktır.

Elde bulunan süt fazlalığını iç piyasada eritmek imkanı zor görünmektedir. Tarım Bakanlığı’nın bu noktada süt ürünlerinin yurt dışına ihraç edilmesi için yeni pazarlar bulması gerekmektedir. Şu anda, Arap ülkeleri pazarında büyüme olduğu ve bu ülkelere süt ürünleri ihracatında artış olduğu gözlemlenmektedir. Bu durumun en önemli nedeni, bahse konu bu ülkelerde Ramazan ayı dolayısıyla stok talebinin artmasıdır. Ondan sonra talepte düşüş yaşanabilir.

Eldeki süt fazlasının tüketilmesi için, mutlaka dış pazarın çoğaltılması gerekmektedir. Bu bağlamda, Türkiye pazarının bu dönemdeki ihtiyaçları dikkate alınarak, pazar çalışması yapılması olumlu sonuçlar verebilecektir. Bu yöndeki girişimler ve çabalar artırılarak sürdürülmelidir.

Fazla olan süt miktarının eritilmesi için bir başka yöntem de, hellim, peynir v.b., ürünler üretilerek bunların depolarda stoklanmasıdır. Şu anda mevcut depoların kapasitelerinde, üretilecek süt ürünlerinin tümünü karşılamada sıkıntı yaşanabileceği söylenmektedir. Bu bağlamda, bu sorunun aşılması için gerekli finansman kaynağı bakanlık tarafından üreticilere sağlanmalıdır.

Yapılacak bir diğer yöntem de, süt ve süt ürünleri fiyatlarının düşürülerek kampanyalarla halkın bu ürünleri daha fazla tüketmesinin sağlanmasıdır. Ayrıca, kriz dolayısıyla ülkemizde birçok insan işini kaybetmiş ve parasız kalmış durumdadır. 3. ülkelerden gelen işçilere, ülkede kalan öğrencilere ve sosyal yardım alanlara yardım, kumanya paketi şeklinde süt ve süt ürünleri dağıtılabilir.

Birçok belediye ve hayırsever vatandaşlarımız da bu durumda olan insanlara çeşitli gıda yardımları yapmaktadır. Yapılan bu yardım paketlerinin içine süt ürünleri de konulabilir diye düşünüyorum. Bu çerçevede, elde olan süt fazlası ile yapılacak süt ürünlerinin ihtiyaçlı olan insanlarımıza dağıtılması onlara büyük destek olacaktır. Sosyal devletin yapması gereken en önemli görevlerden biri de, zor günlerde ihtiyaçlı olan insanlarının yanında olması ve dayanışmasını göstermesidir.

Geçtiğimiz günlerde, ithal edilen süt ürünlerine ek fon konulmasının perde gerisinde de, anladığımız kadarı ile, üretim fazlası olacak yerli süt ürünlerinin daha fazla tüketilmesi düşüncesi olduğu kanaatindeyim. Ancak, getirilen bu ek fon, ithal ürünlerin fiyatını dolayısıyla enflasyonu da artıracaktır.

Madalyonun öbür yüzüne baktığımız zaman ise, açıklanan ekonomik tedbirler içinde, tarım ve hayvancılığa yönelik somut desteklere yer verilmemiştir. Ancak, mevcut paket de, oluşturulacak projelere kredi ve hibe kullandırılmasına yönelik çalışmalar yapıldığından bahsediliyor. Umarım, bundan sonra açıklanacak tedbirler içinde bu sektörlere yönelik destek kaynakları detaylı ve somut bir şekilde açıklanır.

Tarım ve hayvancılık sektörleri böylesine kriz dönemlerinde, mutlaka üretime devam etmelidir. Ülkenin gıda ihtiyacının sekteye uğramaması ve vatandaşların gereksinim duydukları ürünleri sorunsuz ve uygun fiyata bulmaları elzemdir. Kriz dönemlerinde en çok ihtiyaç duyulan mallar gıda ürünleridir ve kesinlikle bu ürünler piyasada bolca bulunmalı, eksikliği hiçbir zaman hissedilmemelidir. Bu konuda, hükümet planlamalarını önceden yapmalı ve tedarik zincirinin aksamaması için gerekli tedbirleri almalıdır.

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104