Ülkemizde virüs vakaları artarken tedbirler gevşetilmemelidir

Ülkemizde, son günlerde Covid-19 vakaları hızlı bir şekilde artarak, sağlık çalışanları, özel sektör ve vatandaşlar arasında tedirginliğe yol açtı. Yaklaşık 1 ay boyunca kapalı kalan birçok sektör gelişmelerden kaygı duyuyor.
Tam da açılma başlamışken ve işyerleri nefes almaya çalışırken, özel sektör, küçük esnaf, küçük işletmeler ve buralarda çalışanlar tekrardan bir kapanma olasılığına karşı kabus görmeye başladılar.
Haksız da değiller. Zira, her kapanmadan sonra ülkede işsizlik ve iflaslar artıyor. Çalışanların gelirleri ve satın alma güçleri düşüyor. Devlet ise, sektörlere ve çalışanlara yeterli katkı yapamıyor. Bunların üstüne, döviz artışı ve pahalılık da gelince vatandaşlar perişan oluyor.
Öte yandan, ülkede virüs vakalarının artma trendine girdiği bu dönemde, 2 Nisan tarihinde Bakanlar Kurulu’nun aldığı kararlarla, bazı mesleklerde uygulanan PCR testi zorunluluğu kaldırılmıştı. Bazı mesleklerde de, PCR test zorunluluğu aralığı ise uzatılmıştı. Örneğin, restoran ve marketlerde PCR test zorunluluğu kaldırılmış, berberlerde ise, test yapma 7 gün yerine 14 güne çıkarılmıştı.
Fakat, kamuoyundan gelen yoğun tepkiler üzerine, bazı sektörlerde kaldırılan test zorunluluğu 9 Nisan’da yeniden getirildi. Ayrıca, bazı sektörlerde de, değişiklik yapılarak testlerin, hızlı test olarak eski sürelerde yapılmasına karar verildi. Yani 14 güne çıkarılan test aralıkları tekrardan 7 güne çekildi. Hassas olan bu konularda, gevşeme olmamalı, devamlı değişen kararlar alınmamalıdır.
Geçen hafta, yeniden normal çalışma düzenine giren devlet kurumlarında çalışanlar için ise, PCR test zorunluluğu yok. Özellikle, vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği dairelerde çalışanların PCR testi yapması, kendi inisiyatiflerine veya müdürlerinin takdirine bırakıldı. Bu konuda, devlet dairelerine yönelik mutlaka bir genelge yayınlanmalıdır.
Buradaki esas ironi, Covid vakalarının az olduğu dönemde, devlet daireleri aylarca rotasyon çalışmış, geçen hafta ise, vakaların günde 50 ile 80 arasında seyretmesine rağmen, daireler tam personelle çalışmaya başlamışlardır.
Aslında, vatandaşla yoğun teması bulunan devlet dairelerinde de herkesin sağlığı için, belli aralıklarla test yapılması zorunlu olmalıdır. Ayrıca, 12. sınıf öğrenciler, öğretmenler ve çalışanlar için  hızlı test uygulaması her 7 günde yapılmaya devam etmelidir..
Ülkemizin içinde bulunduğu ve vakaların arttığı bu dönemde, test zorunlulukları genişletilerek devam etmeli ve süreleri kısaltılmamalıdır. Bu işin şakası yoktur. Türkiye’ de ve Güney Kıbrıs’taki artan vakalar bizi daima uyanık tutmalı ve ders almamızı sağlamalıdır.
Bu gelişmeler olurken, Sağlık Bakanlığı’nın yığılmaları önlemek için, PCR merkezlerinin sayısını artırması olumlu bir adımdır. Hem vatandaşlar saatlerce beklemez, hem de buralarda oluşan kalabalıklarda, bulaşma riski de azalmış olur.
Öte yandan, vakaların arttığı bugünlerde başlaması planlanan kapalı turizm konsepti de, çok hassas bir konudur. Çift PCR ve aşı ile 3 günlük gelişler olması düşünülüyor. Gelecek olanlar, otelin dışına çıkamayacaklardır. Ayrıca, bu otellerde çalışanlar da, belli bir süre otel dışına çıkmayacaklardır. Aynı zamanda, el bilekliği ile denetim yapılması, turizm için gelecek olanlarda da uygulamaya başlayacaktır.
Turizm sektörünün içinde bulunduğu ekonomik sıkıntının farkındayız. Sektörün nefes alması için, bir açılıma ihtiyacı vardır. Ancak, bahse konu bu turizm hareketinin sorunsuz devam edebilmesi ve ülke açısından risk oluşturmaması için gerekli denetimler hem otel idaresi hem de devlet tarafından mutlaka titizlikle yürütülmelidir.
Son dönemde, yapılan parti toplantıları, parti kurultayı, ev karantinalarında denetim eksiklikleri ve kapalı alanlarda kalabalıklar oluşturmak, vakaların sayısını daha da artırabilecektir. Bütün bu tür organizasyonlardan uzak durmak şarttır.
Sağlık çalışanları, bu günlerde 3. virüs dalgasına girebileceğimiz endişesini taşımakta ve tedbirler ve denetimlerde gevşeme olmaması uyarısını yapmaktadırlar. Bu bağlamda, hızlı test kullanılarak toplam test sayısını artırmak, sağlık sistemimizi ve ekonomimizi korumak ve yeniden kapanmayı önlemek için, aşılanmayı hızlandırmak en öncelikli konulardır.
Hükümet yetkililerinin, ülkede korkulacak, kaygılanacak bir durum yoktur şeklindeki açıklamaları birçok insanı rehavete yöneltmektedir. Burada yapılması gereken, kimseyi paniğe kaptırmadan, ülkede gerekli tedbirleri almak, vatandaşları uyarmak ve devlet olarak vatandaşlara kötü örnek olacak davranışlardan kaçınmak olmalıdır.

 

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104