Uyuşturucuyla mücadelede, gereken her şey yapılmalı

Uyuşturucu, bu ülkenin en ciddi sorunlarının başında geliyor.

Gün geçmiyor ki medyada uyuşturucu haberi bulunmasın.

Üstelik uyuşturucu suçu işleyenlerden bazılarının anlattığı yaşanmış öyküler, dehşet verici.

KKTC’de iyi niyetli çalışmalara rağmen, bu çaba yetersiz kalıyor.

Uyuşturucuyla ilgili yasa isteniyorsa yasa yapılmalıdır, personel, teknolojinin gerektirdiği yenilikler ve daha birçok konuda geç kalmadan tedbirler alınmalıdır.

Narkotik ve Kaçakçılığı Önleme Müdürlüğü, Müdür Yardımcısı Başmüfettiş Tarkan Kızıltuğ,  KIBRIS TV’ye konuk oldu ve çok çarpıcı bilgiler verdi.

Kızıltuğ, uyuşturucu operasyonlarında telefon ve ev ortamı dinlemesi, teknik takip sistemi ve kontrollü teslimat uygulamasını hem teçhizat hem de yasal eksikliklerden dolayı kullanamadıklarını söyledi.

Polisin tek başına uyuşturucuyla mücadele etmesinin mümkün olmadığını belirten Kızıltuğ, “Polisin en büyük gücü halktır. Bizim tek başımıza evlerde yetiştirilen uyuşturucuları öğrenmemiz mümkün değildir. Bu nedenle halkın desteğine ihtiyacımız var” dedi.

Başmüfettiş Kızıltuğ, ülkemizde bugün en az 10 farklı çeşit uyuşturucu madde kullanıldığına dikkat çekerek, uyuşturucu madde kullanım yaşının da 14-15’ten başladığını da ifade etti.

KKTC, dünyadaki uyuşturucu rotalarının üzerinde yer almamasına rağmen, ülkemizde uyuşturucu vakalarında artış var.

Kimyasal ve bitkisel uyuşturucu maddelerin güneyde bulunan limanlara ulaştırıldığına dikkat çeken Kızıltuğ, sentetik uyuşturucu hapların en çok Türkiye’den, bonzai türü uyuşturucunun daha çok güneyden, ülkemize getirildiğini söyledi.

Verilen bilgiye göre, hem dünyada, hem de ülkemizde sentetik uyuşturucu türlerinin artmaya başlamasıyla birlikte, bağımlılık düzeylerinde artış yaşandı ve toplumsal olarak bizde de bağımlılık düzeyleri arttı, uyuşturucu ciddi anlamda tehlike haline geldi.

Değişen dünya yapısıyla birlikte uyuşturucu türlerinde de değişiklik yaşanmaya başladı. Mesela 1974 yılından önce hintkeneviri bitkisinin içindeki psikoaktif madde oranı yüzde 1 ile 5 arasındayken, bugün bu bitkinin genetiğiyle oynandığı için günümüzde hintkeneviri bitkisinin içinde yüzde 10 ile 15 arasında psikoaktif madde bulunuyor. Dolayısıyla da bunları tüketen kişilerde bağımlılık düzeyi çok daha fazla olmuş oluyor. Yani 1974 yılından önce daha masum görülen ‘gannavuri’ aslında bugün bizim için çok büyük bir tehlike.

Durum çok ciddi, artık anneler/ babalar ortaya çıkıp yaşadıklarını anlatıyor, benzer şeylerin başkalarının başına gelmesini önlemeye çalışıyor.

Bugünkü gazetede okudunuz; Gazimağusa’da, camını kırdığı 8 lüks aracın 4’ünden 10 bin TL değerinde eşya çalan ve uyuşturucu bağımlısı olduğunu beyan eden 25 yaşındaki genç, polisin cezaevi talebi üzerine yargıca “Bağımlıyım, beni tedavi ettirin” diye yalvardı.

Buna benzer daha birçok acıklı yaşanmış olaya tanık oluyoruz.

Bağımlı gençler de artık Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde gönderilmemeli, doğru dürüst bir rehabilitasyon merkezi kurulmalı.

Başmüfettiş Kızıltuğ, halkımızın polise yardımcı olduğunu belirtti, bize göre bu destek daha da artmalı. Uyuşturucu ihbarları, “ispiyon” diye algılanmamalı, bu ihbarlar hayatların kurtulmasını sağlıyor. Uyuşturucunun tehlikesini iyi kavramalı,  mücadele için ne gerekiyorsa yapılmalı, devlet de bu konuda bonkör olmalı…

 

YORUM EKLE