Uzlaşı ve birliktelik devem etmeli

Türk Lirası’nın değer kaybetmesi nedeniyle zor günler geçiriyoruz.

Türkiye’yi etkisi altına alan finansal kriz, bizi de ciddi şekilde etkiledi, hatta Türkiye’den bile fazla...

Ülkemizde yoğun şekilde ithal ürün kullandığımız ve satış fiyatlarının da dövizle çarpılıp bize yansıması sonucu zordayız... Türk Lirası’nın değer kaybetmesi, dövizin yükselmesi, piyasaya “pahalılık” olarak yansıyor.

Satın aldığımız mallar, ürünler yanında bazı başka hizmetlerin de dövize endeksli olması hayatımızı zorlaştırıyor.

Özel okul ve üniversite harçları, ev kiraları ve dövizle borçlanmalar, finansal krizlerde bizi fazlasıyla etkiliyor, hayatımızı felç ediyor.

Uzmanlar, döviz krizinin kısa zamanda son bulmayacağı öngörüsünde bulunuyor ve tasarruf öneriyor.

Finansal kriz, bütün toplumu etkilemiş durumda, iflaslar başladı, işyerleri kapanıyor, işletmeler işçi çıkarıyor...

Durum çok kötü, şu andakinin, bugüne kadar yaşadığımız en sert finansal kriz olduğu belirtiliyor.

Krizin uzun süreceği ve gittikçe ağırlaşacağı, daha da yakıcı olduğu öngörülerini de hesaba kattığımızda, toplumsal birlikteliğin, fedakârlığın, özverinin kaçınılmaz olduğunu söyleyebiliriz.

Hükümet, imkânları zorlayarak bazı tedbirler aldı. Bu tedbirler, krizi ortadan kaldıracak düzeyde değil, hükümet de bu iddiada değil.

Hükümetin hedefi; krizin şiddetini bir nebze olsun hafifletmek, zor durumdaki insanlara, dar gelirlilere nefes alma imkânı sağlamaktır.

Alınan tedbirler, devletin gelirlerini etkilediği için, hükümet oradan doğacak açığı da birkaç aylığına başka kesimlerden yapılacak özveriyle kapatmayı düşünüyor.

Tabii ki hiç kimse böyle bir kriz ortamında gelirlerinden kesinti yapılmasını istemez ama durumu daha iyi olanların bulunacağı özveri, dar gelirli kesimlere nefes aldıracaksa, bu fedakârlığı yapmak gerekir.

Kamuda örgütlü sendikalar, hükümetin tedbirler çerçevesinde yapmayı planladığı “ek mesailerden kesinti”  kararına tepki göstermişti. Bu çerçevede “mesaiye kalmama eylemi” düzenlendi.

Bu eylemlerden, özellikle Ercan Havaalanı’nda gerçekleştirileni, tamiri zor tahribatlara yol açtı...

Eylemler nedeniyle hastanelerde kaos yaşandı, mağduriyetler oldu.

Gümrüklerdeki eylemler, iş dünyasına mağduriyetler yaşattı.

Sendikaların “ek mesaiye kalmama” eylemi toplumdan onay görmedi.

Ülke yangın yerine dönmüşken bazı kesimlerin, bazı zümresel kaygılar içine girmesi, fedakârlığa yanaşmaması tabii ki toplumdan onay almaz.

Böyle zamanlarda yapılacak hareketlerin tüm toplumu ilgilendirmesi, birlikteliğe hizmet vermesi gerekiyor. Birlikteliği bozacak, “bencil” bulunacak eylemlere, hareketlere, açıklamalara toplum destek vermez, bunları olumlu bulmaz.

Eylemler birkaç gün sürse, bazı mağduriyetler yaşansa da sendikalar dün hükümetle uzlaşıya vardı. Bu da çok güzel bir haberdir.

Hem sendikaları hem de hükümeti diyalogdan kaçmamaları ve orta yolu buldukları, anlaştıkları için takdir ediyoruz. Tarafların katı tutum takınmayıp, uzlaşı arayışı içinde olması, bu zor günlerde insanlara moral veriyor.

Sağduyunun galip gelmesi ve birliktelik mesajı verilmesi, gerçekten güzel bir durum...

Bundan sonra da özveri istenen kesimlerin aynı anlayışı göstermesini, tüm toplumda katkı yapabilecek kesimlerin bunu severek yapmasını, birlik beraberlik içinde bu zor günleri atlatmamızı temenni ederiz.

Umarız, mağazalarda, marketlerde ya da diğer bazı alım satımlarda krizi fırsata çevirip de haksız kazanç elde eden çevreler de bundan vazgeçer. Temenni ederiz ki hükümetin denetçileri, bu kesimlere yasal işlem yapmak zorunda kalmadan kendileri fırsatçılığa son verirler.

Hepimiz bir ateşten geçiyoruz, bazılarının daha fazla yanmasına fırsat vermeden, birlik beraberlik içinde bu zor günleri atlatmalıyız, uzlaşın ve birlikteliğin sürmesini dileriz.

 

YORUM EKLE