Üzücü bir olay yaşanmadan, mahkeme erken karar alsın

Kim derdi ki Gönyeli Belediyesi’nin altgeçit/ üstgeçit projesi binlerce insanın mağduriyetine dönüşecek diye?

Gönyeli Belediyesi’nin büyük önem verdiği ve hem trafiği rahatlatacağını hem de kent için bir prestij olacağını düşündüğü proje, bitimine kısa bir süre kala alınan ara emri kararıyla bitirilemedi.

Proje bitmediği ve yol da kullanılamadığı için, trafik kent içinden veriliyor.

Bu durum tabii ki özellikle sabahları mesai başlangıcında ve öğleden sonra mesai bitiminde inanılmaz bir trafik sıkışıklığına, karmaşaya, uzun kuyruklara neden oluyor.

Hem Gönyeli halkı ile esnafı, hem de Güzelyurt bölgesinden başkente çalışmaya ve eğitime gelen vatandaşlar, aylardır işkence çekiyor.

Kent içine verilen trafik, o bölgede yaşayanları perişan etti.

Keşmekeş nedeniyle bölgede trafik kazaları oluyor, ciddi kazalar atlatılıyor.

Bölgedeki esnaf çok dertli ve tepkili…

Esnaf, trafik akışının şehir içine verilmesinin, bölgede bulunan dükkanların değerini ve müşteri potansiyelini düşürdüğünü belirtiyor.

Kimsenin bu trafiğe girmek istemediği için müşteri sayılarının azaldığını belirten vatandaşlar, kimse bu kaosa girmek istemediği için iş de yapamaz hale geldiğini söylüyor.

Bölge halkı da oldukça sinirli; projenin yarım kalması nedeniyle bölgenin yazın toz toprak, kışın da çamur içinde kaldığını belirtiyor.

Vatandaşlar hem yaya olarak, hem de araçlarıyla evlerinden çıkmakta zorlandıklarını, kanalizasyon sisteminin bile yoldan geçen ağır vasıtalar nedeniyle çöktüğünü söylüyor. Bölgede yollar, ağır vasıtalar nedeniyle yol olmaktan çıktı…

Vatandaşlar, mahkemeye çağrı yaparak tez zamanda karar alınmasını istiyor.

“Yıkılacaksa yıkılsın, devam edecekse etsin ama bir yere erken bağlansın” diyor vatandaşlar.

Süre uzadıkça ara emri alan, dava açan kişilere de tepkiler yükselmeye başladı.

Projenin devam edeceğine inanan bölge halkı, dava açanların “tazminat peşinde” olduğunu iddia ederek, bu duruma tepki gösteriyor. Bazı vatandaşlar, “kişisel çıkarın” toplumsal bir soruna yol açtığını iddia ediyor.

Projenin yarım kalmasının ve vatandaşların mağdur olmasının “memleket ayıbı” olduğunu söyleyen de var.

Vatandaşlar tepki göstermekte haklı, çünkü bölgede gerçekten dayanılmaz bir durum var. Binlerce insan her gün büyük bir işkence yaşıyor.

Adli tatile kısa süre kala alınan ara emri zaten büyük bir zaman kaybettirdi, adli yıl başladıktan sonra da uzun süredir mahkeme süreci başlayamadı. Ülkemizde mahkeme süreçleri çok uzuyor, adalet çok geç geliyor. Halkın korkusu, davanın daha fazla uzayabileceği ihtimalindendir.

Mahkemeye bu nedenle “erken karar alın” çağrısı yapılıyor.

Sanki de ülkede ilk kez bir proje yapılıyor, sanki de bu proje dünyanın sonuymuş ya da dünyada hiç yokmuş gibi tavır içine giriliyor.

Mağdur olduğunu düşünen insanları da anlıyoruz, mutlaka onlar da bazı ciddi endişeler nedeniyle dava yolunu seçti ama adalet geç tecelli ettiğinden, birkaç kişinin olası mağduriyeti nedeniyle açılan dava, binlerce kişiye her gün işkence yaratıyor.

Dava açan kişiler de kaybedeceklerini düşündükleriyle, binlerce insana kaybettirdiklerini ne olur karşılaştırsınlar.

Sonuçta bu proje, kente rahatlama getirmek için, iyi niyetle yapılmıştır, “bunu kaosa dönüştürmeye binlerce kişiye her gün kabus yaşatmaya değdi mi?” diye de sormak lazım.

Biz de mahkemeye erken karar alma çağrısı yapıyoruz, bölgede çok ciddi kazalar meydana gelebilir, can kaybı olabilir. Kötü bir olay olmadan mahkeme kararını erken versin ve herkes bu işkenceden bir an önce kurtulsun.

 

YORUM EKLE