Vakalar artarken sağlıkta plan ve koordinasyon eksikliği

Covid vakaları uzun bir zamandır artarak devam ediyor. Yapılan test sayısına göre, vaka sayıları son günlerde yüzde 1’in üstünde seyrediyor. Bu oranlar, Avrupa ülkeleri arasında da, bizi yüksek vakalı ülkeler konumuna getiriyor.
Bilim insanları, Delta varyantının çok hızlı yayıldığını ve insanların virüs tedbirlerini eksiksiz uygulamaları gerektiğinin devamlı açıklıyorlar. Ülkemizdeki vakaların son dönemdeki artışında da, bu varyantla ilgili işaretler bulunuyor.
İnsanlarımızın, özellikle de genç kuşağın, yazın gelmesiyle birlikte büyük bir rehavet içine girdikleri aşikardır. Vakalar içinde, gençlerin sayısının da çok fazla olması, bunu göstermektedir. Bu sonuçlara göre, ülkemizde virüs tedbirlerine yeterince uyulmadığı net olarak görülmektedir. Bu bağlamda, denetim ve cezaların da layıkıyla uygulanmadığı herkesin malumudur.
Öte yandan, ülkeye hem Türkiye’den hem de AB’den çok sayıda aşı gelmektedir. Ülkede aşı bolluğu yaşanırken, aşılanma istenen düzeyde hız kazanmamakta, aşılanma oranı düşük seyretmektedir. Sağlık Bakanlığı da aşılamaya artırmak için, yeterli farkındalığı yaratamamakta, yavaş davranmaktadır. Farkındalık yaratmak için, aşı istatistiklerini paylaşmak ve kullanılan aşıların özellikleri ile ilgili bilgi vermek de işe yaramaktadır.
Aşı ile ilgili düzenli ve ses getiren aşı kampanyaları yapılmamaktadır. Bu bağlamda, aşıya ulaşamayan insanlarımızın ayağına gidilmeli, yaşadıkları yerlerdeki sağlık ocaklarında, hatta belediyelerde aşı yapılması için gerekli ortamlar hazırlanmalıdır.
Aşı olmanın, hastaneye yatışları ve ölüm oranlarını azalttığını, uzmanlar devamlı olarak vurgulamaktadır. Bunun yanında, aşı karşıtlığı da toplumda bir örgütlenme yaratmış durumdadır. Bu yönde yapılan olumsuz propaganda da aşılama hızını azaltabilir. Devlet, aşılanmayı artırmak için, Dünya’daki örnek uygulamalara da bakarak, yeni tedbirler almalıdır.
Aşılanma arttığı ve toplum bağışıklığı için istenilen oranlara ulaştığı zaman, yeni virüs varyantları ülkemizi çok fazla olumsuz etkilemeyecektir. Uzmanlar, yaz aylarında olmamız nedeniyle, vakaların daha da artmasının engellendiğini belirtiyorlar. Fakat, kış mevsimine çok zaman kalmadı.
Bu yüzden, özellikle aşılamayı ve tedbirleri şimdiden planlayıp, uygulamamız gerekmektedir ki, kışa hazır girelim. Zira, pandemi hastanesinde ve yoğun bakım servisinde yatışlarda artışlar başlamıştır. Güvende olmak için, tüm hazırlıkları yapmalı, tedbirleri şimdiden almalıyız.
Ayrıca, ülkede 3. doz aşılanması ile ilgili bir plan açıklanmış değil. 3.doz aşıların kime, ne zaman yapılacağına dair, iyi çalışılmış bir aşı planının süratle açıklanması gerekmektedir.
Bir başka konu da, 13 ve 14 Eylül tarihlerinde okullarda yüz yüze eğitime başlanacak olmasının açıklanmasıdır. Umarım, yine aksilik çıkmaz da, okullar zamanında açılır. Gerekli tedbirler zamanında alınmadığı ve riske girilmek istenmediği için, bu ülkede okullar 1 eğitim yılı kapalı kalmıştır.
Ülkede sıfır vaka veya çok az vaka olduğu dönemlerde bile okullar açılmamıştır. Savaş yıllarında bile okullar bu kadar uzun süre kapalı kalmamıştı. Çocuklarımızın, eğitimde kaybedecek tek bir günleri bile olmamalıdır. Bu bağlamda, okulların bütün alt yapı işleri bitirilmeli, okullardaki virüs tedbirleri ve virüse yönelik malzemeler tamamlanmalıdır. Okullar açıldığı zaman, kimse o eksik, bu yeterli değil, tarzında mazeret duymak istememektedir.
Okullar açılırken, tüm öğretmenler, okul çalışanları, taşımacılık sektöründe öğrenci taşıyanlar yani eğitim camiasında çalışan herkes aşılanmalıdır. Uzmanlara göre, yaşı uygun olan öğrencilerin de aşılanmasına hız verilmelidir.
Öte yandan, çocukların yaz aylarında Türkiye’ ye kamplara gönderilmesinin, virüs vakalarının arttığı bu dönemde risk oluşturduğunu yaz başlangıcında belirtmiştim. Çocukların oralarda kalabalık ortamlarda bulunacağını, sosyal mesafelerde sorun yaşanacağı uyarısında bulunmuştum.
Maalesef, korktuğumuz başımıza geldi. Kastamonu ve Kırşehir’ deki kamplarda 12 çocuk virüse yakalandı. Biz, çocuklarımızı ve ülkemizi koruyalım diye okulları yüz yüze eğitime 1 sene açmazken, çocuklarımızı yüzlerce kişinin bir araya geldiği kamplara göndermek büyük bir riskti. Bu risk alındı ve sonuç ortada. Umarım, bu günlerde gidilmesi düşünülen başka kamplara olsun gidilmez ve kimsenin sağlığı riske atılmaz.
Bir başka önemli konuda, son günlerde ev karantinasında insanlarımızı kaybetmeye başlamamızdır. Çok üzücü bir durumla karşı karşıyayız. Özellikle, kronik hastalığı veya yaşlı olan insanlarımızın mutlaka pandemi hastanesinde tedavi ve kontrol altında tutulmaları gerekmektedir.
Bu tür hastaların, tam teşekkülü bir ortamda kalmaları, onların hayata tutunma şansını artırmaktadır. Bu hastaları, hastanelerde ve yoğun bakımda yer varken, evlerine göndermek büyük hatadır ve onları büyük riske atmaktadır.
Yazımı bitirirken, Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği (KTTB) tarafından, dün yapılan açıklamaya da değinmek istiyorum. Bahse konu açıklamada, evde takip edilen iki Koronavirüs hastasının hayatını kaybettiği belirtilerek, “Evde takip sisteminde yaşanan yetersizlikler düzenli bir sistem kurulmadığı sürece devam edecektir” denildi. Bu sistemin yeterli olabilmesi için, personel sayısının artırılması ve filyasyon ekibinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Ayrıca, Tabipler Birliği, açıklanan vaka sayıları ile hastaneye başvuran hasta sayısının birbirini tutmadığını belirterek, yapılan testlerle, saptanan pozitif vakaların tamamının değil, sadece semptom gösteren ve risk grubunda olanların açıklandığı doğru mudur?” sorusunu sordu.
Bu iddia çok ciddidir ve Bakanlık tarafından süratle yanıtlanmalıdır. Zira, bu iddiayı, ülkedeki doktorların oluşturduğu bir sivil toplum örgütü yapmaktadır. Vaka sayılarının, şeffaf bir şekilde açıklanmadığının şüphesi ve iddiası bile, tüm toplumu ürkütmektedir.

 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ersın derek
Ersın derek - 13 ay Önce

Eline Sağlık sonunda bu konuyu degınen bırı bukundu

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104