Var olan tüm maddi ve manevi değerlere sahip çıkılmalıdır

   Bugün sizlere 1. Dünya Savaşı yıllarında, Orta Doğu’da yaşanan alıntı bir hikayeden bahsetmek istiyorum. Olay, o dönemki Irak’ta geçiyor. O günlerde Osmanlı devleti, Almanya ile birlikte itilaf devletlerine karşı savaş halindedir.

   Birçok cephede savaşmakta ve toprak kaybetmektedir. 1. Dünya Savaşı’ndan sonra (1918) şimdiki Türkiye toprakları bile, itilaf devletleri tarafından işgal edilmeye başlanmıştır. Hatta, İstanbul da 1920 yılında İngiltere tarafından işgal edilmişti. Bahse konu hikayeyi aşağıda sizlere aktaracağım. Daha sonra da, yorum ve değerlendirmelerimi paylaşacağım.

   “Yıl 1917. Irak’ı işgal eden İngiliz general, koyunlarını otlatan çobanı uzaktan bir müddet izledikten sonra, yanına yaklaşır ve eğer sürüyü koruyan köpeğini öldürürsen sana 100 sterlin vereceğim der.

   Uzun zamandır zor şartlarda yaşayan çoban için büyük paradır bu miktar. Ancak, köpek de çok kıymetlidir. Çobanın tek güvendiği, sürüsünü idare eden, her türlü tehlikeye karşı koruyan, hasta olan koyunun başında bile günlerce aç susuz bekleyen bir varlıktır köpeği.

   Ama teklif edilen 100 sterlin, iyi paradır. Çoban, köpeği yakalayıp generalin önünde keser ve alır parayı.

   General; köpeğin derisini yüzersen,100 sterlin daha veririm der. Çoban bu sefer düşünmeden, yüzer deriyi ve alır parayı.

   General, köpeği parçalara ayırırsan,100 sterlin daha der. İş raydan çıkmıştır artık. Ayırır parçalara, alır parayı.

   İşi biten general oradan ayrılırken, bu sefer teklif çobandan gelir;100 sterlin daha verirsen köpeğin etinden de yerim.

   General cevap verir. Asla. Benim amacım, değer verdiklerinize karşı yaklaşımınızı öğrenmekti. Sen para için yoldaşın, yardımcın, her şeyin olan köpeği feda ettin. Ben ise, ihtiyacım olan şeyi öğrendim. Sonra, yanındakilere dönüp, insanlar bu karakterde olduğu müddetçe korkmayın, her şeyi yaptırabilirsiniz der.”

   Hikayeyi sizlere aktardım. Bu hikaye, birçok ders barındırmaktadır. Önemli olan, bu hikayeden kendimize düşen payı alabilmek, kıssadan hisse çıkarabilmektir.

   Parası olup, değeri olmayan insanlar, değeri olup, parası olmayan insanların hayat anlayışını değiştirebiliyor.

   Yukarıdaki hikayenin de verdiği mesaja göre, artık slogan belli. Paranın satın alamayacağı şey yoktur. Şahsi menfaat için, dünyada pek çok insanın satamayacağı bir değer kalmadı maalesef. Ama az paraya, ama çok paraya. Bazen paraya, bazen makam veya mevki için değerler satılabiliyor.

   Kazanmak için, maddi ve manevi değerlerini satanlar, aslında, tamamen kaybettiklerini farketmiyorlar çoğu zaman. Kimileri de, farkettiği halde satıyor.

   İyi niyetli gibi görünüp sizden değerlerinizi isteyen çok olacak. Bugünlerde fazlasıyla olduğu gibi. Ne değerlerinizi satın, ne de başkasının değerlerine göz koyun.

   Çünkü, değerlerini para için satanlar, sattıkları kişinin kölesi olmaktan, başka işe yaramazlar. Paranın açamayacağı kapı yok diyenler, aslında, para için her şeyi yaparım diyenlerdir.

   Hikaye, kazanılan, elde edilmiş tüm maddi ve manevi değerlere sahip çıkmanın önemine işaret etmektedir. Parasal ihtiyaçtan dolayı, en kıymetli varlıklarımızı sattığımız zaman, ne kadar önemli değerleri yitirdiğimizi ve sonrasında daha da büyük sıkıntılar içine düşebileceğimizi bizlere açıkça göstermektedir.

   Elbette ki, hikayede verilen mesajı ne kadar çok kişi algılayabilirse, toplumun bilinç ve farkındalığı artacak, toplumsal çözülme de gerçekleşmeyecektir. Toplumsal birlik ve dayanışma çoğaldıkça, toplumun örgütlenmiş hali olan devlet de, güçlenecek, demokrasi, ekonomi ve hukuk alanlarında günden güne gelişecektir.

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104