Vatandaş, dibi kara tencere istemiyor…

   Bir an, hayal ediniz.

   Bir ay süreyle, tüm siyasiler susacak.

   Toplumun bilgilenmesine gereksinim varsa, yazılı bilgilendirmeler yapılacak.

   Kimse, kimseye yanıt vermeyecek.

   Ortaya konulan bir düşünceye, farklı yaklaşım olsa bile, “katkı koymak istiyorum”, denilecek.

   Her siyasinin haftada en çok üç açıklama hakkı olacak.

   Medya da, bu kurallara uygun hareket edecek.

***

   Toplum kayıp yaşar mı?

   Kesinlikle yaşamaz.

   Çünkü, yapılan açıklamalar, bir sürenin içinde söylenenlerin tekrarıdır.

   İsteyenler, sabırlı bir şekilde açıklamalarda kullanılan kelimeleri saysın.

   En çok 500 kelime kullanılarak konuşuluyor, açıklama yapılıyor.

   Çok önemli makamlarda bulunanların son üç buçuk ayda söyledikleri, üç aşağı beş yukarı benzerdir.

    Dahası, siyasilerin büyük ekseriyeti söylemiyor, söyleniyor.

***

   Bunun sonucu nedir?

   Bunun sonucu;

   Şiddetli güvensizliktir.

   Aile içi şiddetli geçimsizlik, boşanma nedeni olarak kabul ediliyor.

   Toplum yaşamında, vatandaşla, siyasetçi arasında şiddetli güvensizlik ortaya çıkmışsa, sonucu, tam da bu dönemde görmekte olduğumuz, siyasetçi ile toplum geneli arasında mesafenin açılmasıdır.

   En son genel seçimde, temsili demokrasi ilkesiyle, seçmen verdiği oylarla vekillerini belirledi.

   Yetki verilmesi, bir anlamda anlaşmadır.

   Siyasi partiler ve adaylar, seçim bildirgelerinde, seçilmeleri halinde neler yapacaklarının sözlerini verdiler. Seçmen de o sözlere bakarak oyunu kullandı.

   “Ama, bizde oy istikametleri, şahsi çıkar beklentileriyle belirlenir.”

   Bunu söyleyenler haklı olmakla birlikte, kısmen haklıdır.

   Neden?

   KKTC’de olanaklar, seçimin kaderini bireysel tatminle etkileyecek kadar zengin değildir uzun bir süreden beri.

   Yasal disiplinler, Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı uygulamaları zorlaştırıyor.

   Hakkını arama inadı gösterenlerde yargıda kazananlar az değildir.

   Bunun böyle olduğunu bilen insanlar, seçim vaatlerine kolay inanmıyor.

   Toplumsal refahın yükselmesinin, kalıcı kazanım olacağı inancı sürekli artıyor.

***

   Siyaset dünyamızda, eleştirilen taraf çoğunlukla, “Siz de şu tarihte, şöyle şöyle yapmıştınız” diye karşı tavırlar ortaya koyar.

   Bunu adı, “TENCERE DİBİN KARA, SENİNKİ BENDEN KARA.”

   Toplum, kimin tenceresinin dibi daha az kara diye kontrol edip, tercih belirlemek istemiyor.

   Hangi partinin tenceresinin dibinin daha az kirli, daha az kara olduğunun önemi hiç yok.

   Temiz ve gelecekte de kirlenmeyecek olan önemli.

   Bunun için de tertemiz olup, tertemiz kalacağına inanılacak olan şanslı olacak.

   Siyasetçiden, siyasetin kurumsal yapısından, istenen, beklenen bugünümüzden başlayarak geleceğimizi şekillendirmeye yönelik güvendir.

   Kağıt üzerinde değil, uygulamada kapasite isteniyor.

   Partilerin kurumsal yapılarını parlatan da, kirleten de partinin özellikle profesyonel siyasi kadrolarıdır. Onların mazileri, gelecek için onlardan beklentileri etkiliyor.

   Mazisi temizlenemeyecek kadar kirli olanlardan kurtulamayan partilerin, başarılı olması bundan sonra çok zor olacak.

YORUM EKLE

banner75