Vatandaş karamsar

KIBRIS Gazetesi muhabirleri sokağa çıkıp vatandaşlara 2019’dan ne beklediğini sordu. Tahmin edebileceğiniz gibi halk umutsuz. 2018’in zor bir yıl olduğunu söyleyen vatandaşlarımız, 2019’un daha kötü olacağını söylüyor.

Halkımız yeni yılda da sorunlarının çözülebileceği ve yaşam kalitelerinin artabileceğiyle ilgili hiçbir umut taşımıyor. “Bir dokun, bin ah işit” misali vatandaşlar, sorunları sıralıyor ve bu sorunlara kolay kolay çözüm bulunamayacağını düşünüyor.

Vatandaşlar, ekonomik sorunlar, zamlar, sağlık sektöründeki aksaklıklar, toplu taşımanın yetersizliği başta olmak üzere birçok konudan dert yandı. 2018 yılında yaşanan döviz krizi sonrası baş gösteren ekonomik sorunların etkilerini halen hissettiklerini belirten vatandaşlar, uzmanların 2019’un başlarında yeni bir kriz olabileceği öngörüsünden oldukça korkmuş durumda. Yeni bir krizi kaldıracak durumda olmadıklarını söyleyen vatandaşlar, hükümetten de bu konuda koruyucu tedbir talep etti. Vatandaşlar, döviz kurundaki ani yükseliş nedeniyle TL’nin değer kaybetmesinin, kendilerini ekonomik çöküntüye sürüklediğini belirterek, borç batağına sürüklendiklerini vurguladı.

Ekonomik sorunların yanı sıra ülkede artan kriminal olaylar da vatandaşlarımızı tedirgin ediyor. Halk, kriminal olayların azalacağından da umutsuz.

Altyapılarımızdan dolayı sel felaketlerinin süreceğinden de endişe ediliyor.

Kıbrıs sorununun çözülmesi halinde birçok sorunlarının çözümlenebileceğini düşünen vatandaşlar, buna rağmen çözümü çok uzak bir ihtimal olarak görüyor.

Mesela bir vatandaş, “Altyapı, yol, hastane hizmeti ve ekonomik sıkıntıların çözümü gibi pek çok isteğim var ama bunların bir tekinin bile gerçekleşeceğine dair ümidim yok” diyor.

Halkta büyük bir karamsarlık hakim... “İsteklerim var ama olacağına inanmıyorum” diyorsa insanlar, inancını yitirmiş demektir. Vatandaşların bu duygu içerisinde olmaması gerekir. Ancak yıllardır çözüm bulunamayan bazı sorunlara gerçekten de çare bulunamayacakmış gibi görünüyor...

Mesele çevre kirliliğine çare bulunabileceğinden dolayı kimsenin umudu yok.

Kamuda, devlet daireleri ve kurumlarında bir disiplinin sağlanabileceğine, verimli olunabileceğine, halka iyi hizmet verilebileceğine, bürokrasi ve hantallığın son bulacağına kimse inanmıyor.

Kaçak işçi çalıştırılmasının ve iş kazalarının önüne geçilebileceğine, özel sektörde çalışanların haklarının korunabileceğine de inanan yok.

Ekonominin çarklarının vatandaşın lehine dönebileceğine de ihtimal vermiyor kimse...

Vergi adaletinin geleceğine, torpille işler dönmeyeceğine, bazı yöneticilerin rüşvet almayacağına, partizanlık ya yolsuzluk olmayacağına birini inandıramazsınız, inanmıyorlar.

Trafiğe bir düzen getirilebileceğine, delik deşik bozuk yolların düzelebileceğine, toplu taşımacılığın çağdaş düzeye gelebileceğine, kaçakçılığın önlenebileceğine, eğitim ve sağlığın sorunlardan kurtarılabileceğine kimse ihtimal vermiyor.

En önemlisi de denetim olabileceğine, devlet otoritesinin işleyebileceğine inanç yok, dahası bazı sorunlar için hangi siyasi partiler hükümete gelirse gelsin bir şeyin değişmeyeceğini düşünüyor vatandaşlarımız.

Bu karamsarlık iyi bir şey değil elbet ama sorunların da bu kadar sürekliliği olursa, yıllarca tekrarlanırsa, gelen giden hiçbir hükümet başa çıkamazsa insanların nasıl düşünmesini bekleyebiliriz ki?

Hükümetlerin sorunları bir plan dahilinde, popülizm yapmadan, bazı kararları almaktan korkmadan çözmesi gerekiyor. Kimi alacağı kararlar başta bazı kesimlerce tepki görse de tüm toplumun faydasına olduğunu vatandaşlar mutlaka anlayacak ve destek verecektir. Yeter ki yönetenlerde irade ve kararlılık olsun...

 

 

 

YORUM EKLE