Vatandaş, 'korkuyoruz' diyorsa, ciddiye alınmalı

Vatandaşların sürekli olarak artan suçlardan korktuğunu söylemesinin yetkililer tarafından fazla önemsenmediği izlenimine kapılıyoruz. Sanki insanlar bu şikayetleri iş olsun diye yapıyor…

Vatandaşların şikayetleri sanki klişeleşmiş sözlerdir de bir süre sonra dinecek.

İnsanlar gazetelere konuşuyor, can ve mal güvenliğinin kalmadığını söylüyor ama sanki bunları kimse duymuyor.

Gazetelerde sayfa sayfa yer alan suç haberleri sanki bu ülkeden değil de başka ülkelerden olaylarmış gibi…

Suçlardaki artışa, olayların insanlar üzerindeki yarattığı travmaya, davalar görüşülürken konuşan yargıçlar da değiniyor. Hatta yargıçlar, toplum üzerinde derin etki bırakan suçlar için mümkün olan en ağır cezaları veriyor.

Yıllardır ülkeyi yönetenler, suçlar için etkili önlemler alamadı, yapılacak olanlar hep sözde kaldı.

Ülkenin “sorma gir hanına” dönüşmesine göz yumuldu ve bugün durum neredeyse içinden çıkılmaz bir hal aldı.

Bir taraftan ülkeye turist olarak girenlerle ilgili ciddi tedbir alınamaz, bunlar ciddi probleme dönüşürken, diğer taraftan da ülkede eğitim görmek ve çalışmak için gelenler de sorun yarattı.

Yetersiz parayla ülkeye gelip de perişan olan, suça karışan insanlar...

Bir şekilde ülkeye girip de kaçak yaşam sürenler, bitmek bilmeyen kaçak işçiler...

Eğitim amacıyla gelip de okula gitmeyip iş yaşamına karışanlar ya da olmadık işlerle uğraşanlar…

Tüm bunlarla uğraşmak, bu işi temize çıkarmak lazım ama kim yapacak?

Çok ciddi bir çalışma yapılıp, ülkede kaçak yaşayanları tespit etmek gerekiyor.

Bu kaçakların kimisi kayıtsız işçi olarak çalışıyor, kimisi ise karanlık işlere bulaşıyor.

Okula gitmeyen öğrenciler de tespit edilmelidir.

Kimsenin sokaklarda, banklarda uyumasına izin verilmemelidir.

Bu insanların kim olduğu, “neden otel, pansiyon veya evde kalmıyor da sokaklarda yaşıyor” diye sorgulanması gerekir.

Bugün bazı büyük kentlerimizin bazı sokaklarında geceleri yürümeye korkuyorsak, bunu sorun olarak görmeliyiz.

Bazı sokaklar sanki bizim değilmiş, kaybedilmiş bölgelermiş gibi davranıyoruz ki bu yaptığımız yanlıştır.

Cinayet, soygun, uyuşturucu, hırsızlık, silahlı saldırı, kundaklama, kavga, darp, şiddet tehdidi, taciz, tecavüz gibi olaylar artık bizi boğuyor, dayanamayacak hale geldik.

Evimizi kilitlemek de fayda etmiyor, bir şekilde girip eşyalarımızı çalabiliyorlar, eğer karşılarına çıkarsak bize de zarar verebiliyorlar.

Gün geçmiyor ki canımızı sıkan bir polisiye olay olmasın…

Yoğun olarak yabancılar suçları işliyor ama geçim sıkıntısı nedeniyle bazı vatandaşların da suça karışmaya başladığını görebiliyoruz.

Her alanda tedbir isteyen bir çalışma yapılmalıdır, iş oluruna bırakılmamalıdır.

Özellikle kimlikle giriş uygulaması son bulmalıdır ve Türkiyeli yetkililere bunun mantığı anlatılmalıdır.

Türkiye’den gelen kişilerin sicilleri ile ilgili Türkiye polisiyle yapılacak online sicil sistemini paylaşma konusu mutlaka gerçekleşmelidir.

Üçüncü dünya ülkelerinden gelen öğrenciler ve işçiler için ülkeye girişlerinde kılı kırk yarmalı, çok itinalı olmalıyız.

“Kim olursan ol ama gel” mantığını geride bırakmalıyız.

Biliyoruz, hem polis eksikliği hem de ilgili bakanlıklardaki denetmen yetersizlikleri işleri zorlaştırıyor ama vatandaşlar bu kadar şikayet ederken, bu sorunlar için bir paket çözüm planı ile adım adım ilerlemeli, ülkemizi yine “can ve mal güvenliği” korkusu olmayan bir toprak parçasına döndürmeliyiz.

 

YORUM EKLE