Vatandaşlar, anayasal hakkını kullanabilmelidir

Bu ülkede bazı şeyler iyice netleşmediği için soruna dönüşüyor. Bu ülkede vatandaşlar anayasal haklarını kullanabiliyor mu? Bazı şeyler bu ülkede yasak mı değil mi? Soruyu öylesine sorduk, aslında neyin yasak olduğu ya da olmadığını biliyoruz. Vatandaşların bazı anayasal ya da yasal haklarını kullanamadığının da farkındayız.

Bir şey yasaksa, yasalarda da bu belirtilmişse, neden uygulanmaz? Bir şey anayasal haksa neden kullanılamaz? Bu ülkede yasak olan ama aslında yasak değilmiş gibi algılanan, ya da yasanın uygulanmamasına göz yumulan yığınla konu ya da durum var… Bir liste yapmaya kalksak, bu köşe sığmaz. En basitinden birkaç örnek verelim isterseniz…

Mesela kaldırıma araç park etmek, hatta eğer alan açılmadıysa bisikletlerin bile kaldırımda kullanılması yasaktır. Ancak bu yasağa pek uyan yoktur. “Park yeri sıkıntısı” deyip, hepimiz kaldırımlara araç park ediyoruz. Mesela KKTC vatandaşlarının kumarhanelere girmesi de yasaktır ama herkes girebiliyor ve kumar da oynuyor. Mesela, sosyal sigorta ve ihtiyat sandığı yatırımları kişinin maaşı oranında kesilmesi gerekiyor ama birçok özel şirket, personelin maaşı üzerinden değil de sınır olan asgari ücret üzerinden yatırıyor. Yani kişinin maaşı 4 bin TL ise, 4 bin TL üzerinden sosyal sigorta, ihtiyat sandığı yatırılmalı, asgari ücret üzerinden yatırılamaz, yasaktır ama birçok şirket böyle yapıyor… Mesela kamuda çalışanların ikinci iş yapması yasaktır ama bırakın ikiyi, üç- dört iş yapanlar bile vardır ve buna göz yumuluyor. Faturasız mal, ürün ve hizmet satmak yasaktır ama fatura vermeyen ve sormayan yığınla işyeri ve insan var…

Örnekleri artırabiliriz… Daha çok var ama biz uzatmayalım, gelmek istediğimiz noktaya gelelim. Vatandaşların denize girmesi, sahillere ulaşması anayasal bir haktır. Halkımız yasalara göre, istediği yerden, istediği sahilden istediği denize girebilmelidir ama olmuyor. Sahiller sahiplenilmiş durumda, deniz kenarında işletmesi olanlar, denizi de sahili de sahipleniyor. Oraya bir bedel ödemeden giremiyorsunuz.

Bazen bırakın para ödemeden denize girmeyi, para ödeseniz bile giremiyorsunuz. “Şezlongunuzu, şemsiyenizi kullanmayacağım, hizmet de istemiyorum, bırakın gireceğim” diyorsunuz ama kabul görmüyor. Biraz ısrar ederseniz dayak da yiyebilirsiniz…

“Sahilden ne bileyim ne kadar uzaklıkta inşaat yapabilirsiniz” diye yasal zorunluluk da var, o zorunluluğu yerine getirmeyen, sahilleri parselleyenler, bir de üstüne üstlük vatandaşı oraya sokmuyor. Bu anayasayı, yasaları boşuna mı yapmışlar? Evet, bu durumda boşuna…

Dün bir noktadan denize girmek isteyen bir grup vatandaş, işletmenin direnci ile karşılaştı, hakarete uğradı, dayak yemekten zor kurtuldu, polislik oldu. İşletme sahibi, “Anayasayı da polisi de takmadığını” söyledi… Geçmişte de bu tür kavgalar yaşandı ama rezillik yaşamak istemeyen vatandaşlar, parayı ödeyip giriyor.

Dünkü olayda da bazıları sosyal medyada, “10 TL ödeyemediniz de rezillik yaşadınız” dedi. Mesele para değil, mesele yasaların uygulanmamasıdır. Mademki anayasada denize girmek vatandaşa bir hak olarak verilmiş, neden kullanılmasın, neden zorla ondan para talep edilsin?

Hükümet yetkililerinin tek tek sahillere yazı göndermesi ve vatandaşların sahilleri kullanmasının, denize girmesinin hak olduğunu, bunu engellememeleri gerektiğini hatırlatması gerekmektedir. Hatta oralara yalnızca yazı değil, personel de gönderip, bu durum anlatılmalıdır. Hükümet edenler, vatandaşı sahillere sokmayanlara gözdağı vermeli, yaptırımı olacağını söylemelidir.

Bakın adam, “anayasa manayasa tanımam” diyor, yasaları takmıyor, küfrediyor. Yasaları bilmeyene yetkililer hatırlatmalıdır. Anayasal haklar devletçe, hükümetçe korunmalı, vatandaşın rahatça kullanması sağlanmalıdır.

Anayasal haklar, yasaklar iyice belirlenmedikçe bu kavgalar, tartışmalar devam edecektir. Devlet el atmazsa, haklı kişi bir bakmışsınız haksız pozisyonuna gelmiş, bir bakmışsınız vatandaşlar birbirine girmiş… Anayasal haklarımızı da kullanamayacaksak, bu ülkede neden yaşıyoruz ki?

YORUM EKLE