Vural Türkmen, banyo katliamı fotoğraflarını Ankara’ya ulaştırandı…

   Vural Türkmen, çok değerli, iyi kalpli bir insandı. Aziz naşı bugün saat 11.00’de İsmail Safa Camii’nde kılınacak cenaze namazını müteakip Lefkoşa Mezarlığı’nda sonsuz yolculuğa uğurlanacak.

   İlk Kıbrıslı Türk Elektrik Mühendisi olan Vural Cevdet Türkmen, KKTC’nin eski Abu Dabi Temsilcisi ve daha önce de Enformasyon Dairesi Müdürü olarak görev yapmıştı. Yıllarca Mücahitler Derneği başkanlığı görevinde bulunan Vural Türkmen’in vefatı, ailesinin yanı sıra, muharip derneklerin üyeleri ve sevenleri tarafından büyük bir üzüntüyle karşılandı. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs Türk halkına büyük hizmetlerde bulunan, varoluş mücadelesinde önemli görevler üstlenen Vural Cevdet Türkmen’in hizmetlerinin unutulamayacağını ifade ederek, kendisine Allah’tan rahmet, yaslı ailesi ve mücahit halkımıza başsağlığı diledi.

   Vural Türkmen, Rum liderliğinin adayı Yunanistan’a ilhak etmek ve ‘Kıbrıs Elen Cumhuriyeti’ni kurmak için önlerinde engel olarak gördükleri Türk halkını yok etmeyi amaçlayan Akritas Planı’nı devreye koyduklarında Kumsal baskınını gerçekleştirmiş ve Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı’nda görevli Doktor Binbaşı Nihat İlhan’ın eşi ve üç çocuğunu banyoda hunharca katletmişlerdi. 21 Aralık 1963’te başlayan ve adına ‘Kanlı Noel’ de denilen saldırılar, Lefkoşa’dan başlayarak adanın her tarafına yayılmış ve binlerce soydaşımız köylerini terk etmek zorunda kalmıştı. Bu arada yollardan toplanan Türkler bir daha ailelerinin yanına dönememiş ve kayıplara karışmıştı… Bu soydaşlarımız Kayıp Şahıslar Komitesi’nin çabaları sonucu hala DNA testleri sonucu kimlikleri saptanarak, ailelerinin de katılımıyla askeri törenle toprağa verilmektedirler.

   ‘Kanlı Noel’in ilk günlerinde Rum ve Yunan subaylarınca gerçekleştirilen Kumsal baskını sırasında, o zamanki adıyla Severis Un Fabrikası’nda bazı mücahitlerimiz şehit edilirken, Dereboyu’nda Türk avına çıkanlar, Doktor Binbaşı Nihat İlhan’ın evine de girmişler ve korkudan banyoya gizlenen eşi ve üç yavrusunu kurşunlamışlardı. Bu olay Kıbrıs Türk toplumunda büyük tepkilere neden olurken, Kıbrıs tarihine ‘Banyo Katliamı’ olarak geçmiş ve söz konusu ev de Barbarlık Müzesi’ne dönüştürülmüştü.

   Tüyler ürpertici bu olayın fotoğraflarını rahmetli Mustafa Özünlü (Foto Basın) çekmiş ve Cemaat Meclisi’nde görevli, aynı zamanda Milliyet gazetesinin o dönemdeki temsilcisi Ömer Sami Coşar tarafından hazırlanıp, bu barbarlığın Türkiye basınına iletilmesine karar verilmişti… Kumsal baskınında yaralananlardan Vural Türkmen’in de Türkiye’de tedaviye gitmesi gerekirdi. Bu vesile ile Türkmen’ın göğsü alçı ile sıvanmış ve banyo katliamının fotoğrafları da bir zarfın içinde alçı ile sarmalanıp göğsüne konulmuştu… Bin bir zorlukla ve Rum polislerince sıkı yoklamadan sonra sedye ile uçağa götürülen Vural Türkmen, Türk Hava Yolları (THY) uçağıyla Ankara’ya vardıktan sonra, hastanede ilgili makamları arayarak, alçı içindeki zarfı çıkarıp teslim etmişti… İletişimin şimdiki gibi ileri seviyede olmadığı o dönemde banyo katliamı haberi ve fotoğrafların Türkiye basınında manşetlerde yayınlanması geniş yankılara neden olmuş, Türkiye kamuoyu da gözleri dönmüş Rum ve Yunan subaylarının Kıbrıs’ta yaptıkları vahşeti daha iyi öğrenmişlerdi.

   1934 doğumlu olan Vural Türkmen, arkadaşımız Ergül Ernur’la birkaç yıl önce yaptığı söyleşide, mücahitlik yaptığı 9 yıl boyunca ilginç bazı anılarını da anlatmış, bir yerinde şöyle demişti:

   “Barış Harekâtı döneminde Boğaz’da bölük komutanı olarak görev yapmaktaydım. Savaşın 1’inci veya 2’inci günü, askerlerden biri ağlayarak yanıma geldi. Eşinin doğum yaptığını ve onları görmek istediğini söyledi. Benim de yüreğim yufka, askere izin verdim. İzin verirken, askerin o gün geri bölüğe döneceğini düşünmedim. İzin verdiğimin birkaç saat sonrası asker bölüğe geldi. Savaş hali devam ediyordu. Görevinin başına döner dönmez bir havan topu yanına düştü ve şehit oldu.”

   Söz konusu söyleşisinde, savaş yıllarının yanı sıra, ülkedeki düzeni de değerlendiren Türkmen, “Siyaset laubali şekilde yapılıyor” demiş, ve iddialı konuşmaların yapıldığını, ancak arkasının gelmediğini belirterek, bu tavırları kültürlü bir halka yakıştırmadığını söylemişti.

   Mangal gibi yürek taşırdı Vural Türkmen. Onu bir yazı ile anlatabilmek ne mümkün! Sevgili eşi Perihan hanım, evlatları Erdim-Ayşe (Bıyıkoğlu) Türkmen, Kerim ve Ayla Türkmen, acılarının sonsuz olduğunu ifade ederek, “Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun” dediler.

YORUM EKLE

banner75