Yalnız sağlıkta değil, her konuda uzlaşı gerek!..

Sağlık Bakanı Ünal Üstel, 2017 yılından bu yana sözleşmeli olarak çalışan hekimlerin kadrolarının oluşması ve mülakatların açılması girişimlerinin sonuçlandığını, Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası’nın (Tıp-İş) eylemlerini sonlandırdığını açıkladı. Tıp-İş Başkanı Dr. Ahmet Varış ve yönetim kurulu üyeleri ile görüşen Bakan Üstel, vatandaşın sağlıktaki eylemden dolayı sıkıntı yaşamaması için süratli çözüm aradıklarını, Tıp-İş’in de bu girişimler karşısında eylemlerini sonlandırma kararı aldığını belirtti. Bakan Üstel’e teşekkür eden Ahmet Varış da, sağlık hizmetlerinin devam edeceğini söyledi.


Esasında sağlıktaki eylem sürecinde nice insanımız mağduriyet yaşamış ve pandemi döneminde böyle bir eyleme olumlu bakamayacaklarını dile getirmişlerdi. Koronavirüs’ten (Covid-19) ötürü toplumun birçok kesimi zaten sıkıntı içinde. Özellikle pandemiden dolayı işini kaybetmiş, gün çalışıp gün yiyenler, kapıya kilit vuranlar, üstüne üstlük bir de sağlıkta sıkıntı ile karşılaşırsa, çileden çıkar, çıldırma noktasına gelir. Öyle de, bu salgın sürecinde gecesini gündüzüne katarak, canla başla çalışan, fedakârlık gösteren hekimler ve tüm sağlık çalışanları haksız mı? Onlar da eksiklerin, aksaklıkların giderilmesini, isteklerinin karşılanmasını ister. Çalışma koşullarının daha iyiye gitmesi bakımından bu istekler makul ise, ilgili bakanlık da sıcak karşılar. Ama aşırı isteklerse, herhalde onay verilmez.


Sonuçta Sağlık Bakanlığı ile Tıp-İş’in bir araya gelerek uzlaşıya varması memnuniyet vericidir ve insanımızın sağlık sorunları noktasında önemli bir adımdır. Yapay gündem yaratma çabasıyla bu toplumun, bu devletin önünü tıkamaya çalışanlara kulak asmaksızın, hemen her konuda diyalog ve sonuçta uzlaşı sağlanabilirse, dünyaya ayak uydurabiliriz. İncir çekirdeğini bile doldurmayan sun’i konularla bu toplumun önünü kesmek ve ‘böyle gelmiş böyle gider’ zihniyetini yaygınlaştırmak isteyenler olabilir. Kıbrıs Türk halkının zamanı boşa harcama lüksü yoktur. Hedef her alanda daha fazla üretmek, darboğazdan çıkmak ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir yapıya kavuşmaktır. Bunun için de toplumsal barışa şiddetle ihtiyacımız vardır. Üretmek yerine, dedikodularla gün geçirmenin hiçbir yararı ve haklı yanı da yoktur.


Kapanma döneminin 27 Mayıs’tan itibaren genel olarak sonlanması ve çok kısıtlı bir şekilde devam etmesinin kararlaştırılması, her kesime ve her sektöre yeniden canlılık kazandıracağına inanıyoruz. Özellikle turizm ve eğitim sektöründe kayıpları telafi edebilmek kolay değildir. Bu süreçte turizm sektörü darbe üstüne darbe alırken, binlerce çalışan da mağdur oldu. Mağduriyet yaşayanlara bir çırpıda, eski koşullara göre çalışma düzeni ve yaşam sunabilmek kolay olmasa gerek. İşte bu noktada devletin tüm gücüye devreye girmesi ve imkânlarını zorlaması esastır.


Sağlıktaki uzlaşıdan yola çıkarak, çeşitli konuları irdelerken, turizmden de örnek verdik. Başlıkta da vurguladığımız gibi, hemen her konuda; toplumsal uzlaşıya, iç barışa, konsensüse ihtiyacım vardır. Süreci en az zararla atlatmakta olan toplumlardan biriyiz. Hele dünyada bazı ülkelerdeki ‘Korona karmaşasını’ gördükçe, başarılı olunduğunu da rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu nedenle yukarıda da ifade etmeye çalıştığımız gibi, suni gündem yaratma çabalarına aldırış etmeden daha fazla çalışmak, daha çok üretmek zorundayız. Herkes kazandığında toplumsal dayanışma ortaya çıkar ki, bu hedefe varmamak için de bir neden yoktur.
  

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75