Yalnızca ithalatla olmaz, mutlaka üretmeliyiz

Tanınmamış bir ülkeyiz değil mi? Dünyadan koptuk, uluslararası etkinliklere katılamıyoruz, ulaşımda sıkıntı yaşıyoruz, izolasyonun sıkıntısını fazlasıyla hissediyoruz. Türkiye dışında dünyada bizi tanıyan ülke yok. Peki tanımayanlar, “size mal satmayacağız” diyor mu? Hayır, Dünya ülkeleri bizi tanımıyor ama mal satıyor.

Dünyanın dört bir tarafından, onlarca ülkeden mal ithal ediyoruz. Hangi ülkeler mi? Hangisini söyleyeyim ki, saymakla bitmez. Danimarka, Almanya, Bulgaristan, Güney Kore, Hollanda, İngiltere, İtalya, Polonya, Belçika, Fransa, Lüksemburg, Rusya, ABD, Mısır, Norveç, Çin, İspanya, Azerbaycan, Hindistan, Meksika, Arjantin, Etiyopya, Özbekistan, Kanada, Tayvan, Yunanistan, Tayland, İsviçre... Bakın, her kıtadan ülkeler var...

Bizi tanımasalar da mal satıyorlar... Tabii Türkiye’den de ciddi oranda ithalat yapıyoruz. KKTC’ye Türkiye’den ve üçüncü dünya ülkelerinden her yıl milyon dolarlık ürün ithal ediliyor. 2018 yılının ilk 10 ayında “süt ve süt ürünleri”, “donmuş gıdalar”, “kuru bakliyatlar” ve “konserveler”den oluşan 35 farklı ürüne 125 milyon 167 bin 417 TL ödendi.

12 farklı süt ve süt ürünü için 61 milyon 837 bin 606 TL; 3 farklı donmuş gıda ürünü için 18 milyon 569 bin 522 TL; 7 farklı kuru bakliyat ürünü için 9 milyon 119 bin 965 TL; 13 farklı konserve ürünü için de 35 milyon 640 bin 324 TL verildi. İşin üzücü tarafı; ülkemizin bir zamanlar üretici konumda olduğu birçok ürünü şimdi ithal eder duruma geldik.

İthalat listesine göre, kuru fasulyeyi Etiyopya’dan, Özbekistan’dan, Çin’den, ABD’den, Arjantin’den, Mısır’dan satın alıyoruz. Nohudu ise Hindistan’dan, Meksika’dan, Rusya’dan, Azerbaycan’dan aldığımız görülüyor. Mercimeği İngiltere’den, Kanada’dan, İtalya’dan ithal ediyoruz.

Bunlar örnek olarak yalnızca birkaçı…

Cumhuriyetçi Türk Partisi milletvekili Salahi Şahiner, önceki gün meclis kürsüsünden ithal edilen ürünlerin hangilerinin yerli üretime kazandırıldığıyla ilgili yaptığı çalışmayı milletvekilleriyle paylaştı. KIBRIS’a detaylı bilgi veren Şahiner, ülkemizde bir zamanlar kuru fasulye, mercimek ve nohut gibi kuru bakliyatın üretildiğini ancak bugün bu ürünleri ithal ettiğimizi belirtti.

Şahiner, ülkemizdeki ürün yelpazesinin geliştirilebilmesi ve cari açığın azaltılabilmesi için ülkemizde üretilebilecek olan ürünlerin yerli üretime kazandırılması gerektiğini söyleyerek bu sayede hem yerli üretimin, hem de istihdamın artacağına dikkat çekti. Salahi Şahiner, ülkemizdeki ithalat ile ihracat dengesinde çok büyük açığın olduğunu belirterek, “İhracatımız 100 milyon dolarken, buna karşı 1.5 milyar dolar seviyesinde ithalatımız var. Dolayısıyla cari açığımız çok fazla” dedi.

Şahiner, ülkedeki cari açığın çok fazla olmasından dolayı ekonomik temelin sağlam olmadığını ifade ederek, bu durumun üzerine gidilmesi gerektiğine dikkat çekti.  İlk başta ithalat kalemlerinde hangi ürünlerin olup olmadığına bakılması ve bu ürünlerden hangilerinin yerli üretime kazandırılabileceğinin incelenmesi gerektiğini kaydeden Şahiner, verilere bakıldığında çok ilginç sonuçlarla karşı karşıya kaldığımızın görüldüğünü dile getirdi.

Şahiner, 2018 yılının kasım ayına kadar olan verilere bakıldığında süt ve süt ürünlerinde yaklaşık 60 milyon TL’lik bir ithalatın yapıldığının görüldüğüne dikkat çekerek, “Aslında bunlar yerli üretime kazandırabileceğimiz materyallerken biz bunları ülkeye ithal olarak getiriyoruz” dedi.

Salahi Şahiner, aslında çok önemli bir konuya dikkat çekti. Üretimden koparılmış olmanın acısını çok ağır bir şekilde hissediyoruz. Tüketim toplumu olmak bizi Türkiye’ye bağımlı hale getirdi. Sürekli olarak Türkiye’den para bekliyoruz.

Üretemediğimiz için, ihtiyacımızı karşılayamıyoruz, ihracat yapamıyoruz, tabiatıyla kazanamıyoruz. Kazanamadığımız için iş alanları genişleyemiyor, istihdam alanları açamıyoruz. Devlet daireleri ve kurumlarına istihdam yapmak ise üretmeden maaş ödemek anlamına geliyor.

Geçmişte ülkemizde üretimi olan ürünleri yeniden üretmenin yollarını bulmalıyız. Geçmişte yapıyorsak, bugün neden yapamayalım? Ayaklarımızın üzerinde durmak istiyorsak, mutlaka üretimi artırmalıyız.

 

YORUM EKLE