Yangınlarla ilgili uyarılara uymalıyız

Her yıl yaz girişinde İtfaiye Müdürlüğü ve Orman Dairesi yetkilileri, yangınlarla ilgili uyarılarda bulunuyor.

Neler yapılması, neler yapılmaması gerektiği halkımıza anlatılıyor.

Zaman zaman başka sivil toplum örgütleri de yangınlarla ilgili uyarılarda bulunmaktadır.  

Gazeteler bu yönde yayınlar yapar ama maalesef bu uyarılar pek dikkate alınmıyor.

Çevreye önem vermeyen bir toplum, maalesef yangınla ilgili de hassas olmuyor.

Büyük orman yangınları da yaşamış olan toplumumuzun bundan ders çıkarıp daha dikkatli olması gerekmektedir ama geçmişten ders almıyoruz.

Piknik yapacağız diye yangın çıkarıyoruz.

Otomobilimizde giderken sorumsuzca sigara izmaritlerini doğaya fırlatıyoruz.

Zaten zararlı olan, anızı hiç yakmamamız gerekirken, üstüne üstlük anız yakma niyetiyle başlayıp, kontrolü kaybederek her tarafı ateşe veriyoruz.

Camdan kapları, şişeleri doğaya fırlatıyoruz, bu camlar yangına yol açıyor.

Aynı şekilde doğaya bıraktığımız bazı metaller de yangın çıkmasına sebebiyet vermektedir.

Servisi yapılmayan, bakımsız iş araçlarının egzozundan ya da makine bölümünden çıkacak kıvılcımlar yangınlara neden oluyor.

Hatta bakımsız otomobiller sıçrattıkları kıvılcımlarla yol kenarlarındaki kuru otların alev almasına, dolayısıyla ovaların, ağaçların yanmasına yol açıyor.

Çöplükler bazen içindeki metalleri toplamak için, bazen başka amaçlarla ateşe veriliyor.

Tabii ki yangın çöplükle sınırlı kalmıyor, çevrenin de yanmasına neden oluyor.

Peki, vatandaşlarımız dikkat ediyor mu yukarıda saydığımız şeylere?

Hayır, kesinlikle dikkat edilmiyor.

1995’te Beşparmak Dağları’ndaki büyük yangını yaşamış, sonrasında da çok sayıda büyük yangına maruz kalmış bu ülke insanının halen dikkatli davranmaması gerçekten üzüntü verici.

Son günlerde Yunanistan’daki canlar alan büyük yangını konuşuyor herkes.

Orada gördüklerimiz bizi üzüyor, korkutuyor. Yangının korkutucu ve yok edici yanını fazlasıyla gördük…

Yangın felaketi ile yeniden yüzleşmek istemiyorsak dikkatli olmalıyız.

Yapacağımız bir sorumsuzluğun, çok büyük felaketlere yol açacağını aklımızdan çıkarmamalıyız.

Aracın penceresinden savuracağımız bir izmaritin ya çevre kirliliği yaratacağını ya da ortalığı yakıp kavuracağını unutmamalıyız.

İçtiğimiz meşrubatın şişesini ovalara savuruyoruz ama onun güneşin de etkisiyle her tarafı yakabileceğini bilmeliyiz.

Piknik eğlencemizin, yaktığımız ateşle, söndürmediğimiz kömürle ormanlarımızın, doğamızın sonunu getireceğini unutmamalıyız.

Anız yakmaktan vazgeçmeliyiz, anız zaten toprağa zarar veriyor, birçok canlıyı yok ediyor, üstüne üstlük daha büyük yangınlara da yol açıyor.

Yangınlar ağaçları, otları yakmakla kalmıyor, canlıları da yok ediyor.

Arazilerde, ovalarda, ormanlarda onlarca canlı yaşıyor, yangınlarla birlikte tümü de yok oluyor.

Yapılan onca uyarı boşuna değildir, çok daha dikkatli olmalıyız.

Ne kadar sorumlu davranırsak, o kadar az yangın olur, o kadar az doğal zenginliklerimiz zarar görür.

Ülkemizi seviyorsak, geleceğimizi tehlikeye atmak istemiyorsak çok dikkatli olmalıyız.

YORUM EKLE