Yargı uyardığına göre, çanlar çalıyor demektir

   Ülkede suç grafiğinin giderek yükselmekte olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Çünkü görünen köy kılavuz istemez. Ancak bu durumun rakamlara dayalı, resmi olarak yargı tarafından açıklanması, hükümete önemli bir mesaj niteliği taşımaktadır.

   Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Fadıl Aksun, “Her geçen yıl yabancı suçlu oranında ciddi bir artış var. Özellikle uyuşturucu suçları 3’üncü ülkelerden gelen üniversite öğrencilerinden oluşuyor. Üniversitelerimiz öğrenci seçiminde daha özenli davranmalı” dedi. Nitekim cürüm dosyalarında yüzde 38, kabahat suçlarında yüzde 7 artış kaydedilirken, 1 Ocak’tan 8 Ağustos’a kadar 816 adet cürüm dosyası tanzim edildi.

   Bu arada Merkezi Cezaevi Müdürü Fatih Erdoğan, cezaevinde şu anda KKTC vatandaşı 192, TC uyruklu 161, TC-KKTC vatandaşı 80, yabancı uyruklu 280 olmak üzere toplamda 722 tutuklu olduğunu söyledi.

   Bu rakamlar memleketin ne halde olduğunu net biçimde ortaya koyarken; kimsenin, özellikle hükümet edenlerin bu gerçeği göz ardı etmesi, ötelemesi ya da ciddiye almaması kabul edilemez. Ülkenin üniversiteleri için de Fadıl Aksun’un tavsiyeleri var. Tabii ki, üniversitelerin tümünü de aynı kefeye koymak yanlış olur. Ancak bu memlekette, çoğu yerde olduğu gibi, ‘merdiven altı’ üniversiteler, hem kaliteyi düşürür, hem de kötü imaj bırakır. Bu nedenle tavsiyelerin dikkate alınması gerektiği inancındayız.

   Bir bakarsınız biri TIR dorsasında gelmiş, diğeri bir yolunu bularak kapağı KKTC’ye atıvermiş. Hasbel kadar bir suç işlediği ve yakalandığında şu kadar yıldır kaçak olduğu ortaya çıkıyor. Önce mahkeme, sonra da cezaevi!  Peki ama KKTC bu gibileri beslemek, doyurmak zorunda mıdır? Yazık değil mi bu ülkenin ekonomisine? Burası ne Umman Sultanlığıdır ne de Bahreyn! Caydırıcı cezalar getirilmediği takdirde, sorunun ileride daha büyük baş ağrısı yaratacağına kuşku yoktur.   

   Mülteci olayı dünyada birçok ülkeyi, özellikle de Avrupa kıtasını tedirgin etmektedir. Daha fazla sığınmacıya geçit vermemek için çeşitli önlemler alınmaktadır. Bunları televizyonlarda izliyor, radyolarda dinliyor, gazetelerde okuyoruz. Kıtlıktan, açlıktan, kargaşa ve çatışmalardan kaçanlar elbette daha iyi bir yaşam mücadelesi vermektedir. Nice umutlarla yollara düşmekte, birçoğu denizlerin derin sularında kaybolup gitmektedir. Mültecilerin geçiş yolu üzerinde olan ülkemiz de zaman zaman bu olaylardan nasibini alırken, küçük bir ülke olması hasebiyle, gelenleri bünyesinde barındırmak çeşitli sorunlar yaratabilir.

   Esasen Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Fadıl Aksun da bu nedenle ilgilileri uyarmayı bir görev bilmiştir. Öteden beri polis sayısının yeterli olmadığı bu ülkede, asayişin sağlanabilmesi, huzurun bozulmaması için gereken ne önlem varsa alınmalı, ‘Suçluların cenneti’ imajı yaratılmamalıdır! Yasama, yürütme ve yargı bu konuda işbirliği içinde hareket ederek, gerekli tedbirleri daha fazla gecikmeden, süratle almalı ve uygulamaya koymalıdır. Vatandaş kendi ülkesinde huzur ve güven istemektedir. Bu memleketin asayişini, huzurunu bozmaya yönelik davranışlara prim verilmemelidir.  

                                                                                         ***

Çiftçioğlu ile Öndüzenci Ali Karaaslan,

Kadiri ve Ali Köroğlu’nu da kaybettik

   Nice değerlerimizi yitirmenin üzüntüsünü yaşarken, Kadiri ailesinin kıymetli mensubu, iyi insan Cengiz Kadiri’nin dün Lefkoşa’da son yolculuğuna uğurlandığı tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyuruldu. Anne ve babası Behiye-Mehmet Kadiri ve kardeşi Aykut Kadiri, “Bizleri tarifi imkânsız acılar içerisinde bırakarak aramızdan ayrılan, acısını ömür boyu unutamayacağımız, canımızdan çok sevdiğimiz kıymetli oğlumuz, sevgili kardeşim Cengiz Kadiri’nin vefatının derin üzüntüsü içerisindeyiz. Yattığın yer nur, mekânın cennet olsun” ifadesini kullandılar.

   Bu arada Düzova’nın çınarlarından, herkes tarafından sevilip sayılan, yardımsever iyi insan Cemal Çiftçioğlu dün Düzova köyünden sonsuzluğa uğurlandı. Tüm akraba, dost ve sevenlerine üzüntü ile duyuruldu. Kendisini canından çok sevdiği sevgili Jale Hanım, ‘kıymetli babamız, canımız’ diyen evlatları Gülcan-Hasan Esendağlı, Ercan-Mevhibe Çiftçioğlu, Sercan-İpek Balcı Çiftçioğlu, Serdar Çiftçioğlu, torunları Gizem, Görkem, Cemal, Çağın, Mustafa, Irmak ve Demir, “Derin üzüntü içerisindeyiz. Acımız büyüktür. Yattığın yer nur, mekânın cennet olsun” dediler.

   Aslen Adanalı olup, uzun yıllardan beri Dikmen’de ikamet eden ve herkes tarafından sevilip sayılan, iyiliksever, yardımsever, müstesna insan Ali Karaaslan, namı diğer ‘Öndüzenci Ali Usta’ bugün Dikmen’de öğle namazından sonra son yolculuğuna uğurlanacak. Sevgili eşi Nurhayat Hanım, evlatları Hümeyra-Ercan Uzun, Linda-İsmail Erçağlayan, Nevra-Mustafa Kahveci, Murat-Berrin Karaaslan, Haydar Karaaslan, torunları Ali-Ayşe Uzun, Hayat, Turgay, Arda, Bilem, Ela, Dilem ve Nilgün, acılarının büyük olduğunu ifade ederek, ‘Yattığın yer nur, mekânın cennet olsun’ dediler.

   Diğer yandan çok kişinin hayatına dokunan, iyi insan Ali Köroğlu, dün Lapta’da toprağa verildi. Sevgili eşi Gülsün Hanım ve ‘canım babam’ diyen kızı Buse Köroğlu, Ali Köroğlu’nun vefatını tüm akrabalarına, sevenlerine ve ‘kendini aile sayan insanlara duyurulur’ ifadesini kullandılar, nur içinde yatmasını ve mekânının cennet olmasını dilediler.

   Bu arada Limasol Bankası Yönetim Kurulu ve Tüm Banka Çalışanları, değerli çalışma arkadaşları, Aziz Dağaşan’ın kıymetli annesi Gülsen Hacımulla’ya Allah’tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı dileğinde bulundu. Sivil Savunma Teşkilatı Başkanlığı Personeli adına yayınlanan taziye mesajında ise, çalışma arkadaşları Neray Oykan ve Nazemin Ayral’ın kıymetli anneleri Emine Oykan’a Tanrı’dan rahmet, yaslı ailesine başsağlığı ve sabırlar temenni edildi. İhtiyat Sandığı Dairesi Müdür ve Personeli de, çalışma arkadaşları Ahmet Tuğmen’in değerli babası, iyi insan Turgut Tuğmen’e Allah’tan rahmet, yaslı ailesine başsağlığı diledi.

  

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110